s

Özgüven?

Araştıran, soran, sorgulayan; kendisiyle, çevresiyle barışık, özgüveni yüksek, özgür gençler yetiştirecektik.

Son yıllarda yapılan öğrenci odaklı düzenlemelerin amacı hep bu yöndeydi.

Eğitimin önemini, öğretmen otoritesini, disiplini, başarıyı, hesap vermeyi, saygıyı, sevgiyi, paylaşmayı pekiştirme yerine bir dizi kararlar aldık ama onun dozunu kaçırdık! Sonuç? Kimilerinin egosu tatmin olsun diye eğitimin temel dinamikleri yerle bir oldu.

Peki buna değdi mi? Öğrencilerimiz başarılarıyla, yetkinlikleriyle, hayalleriyle özgüven patlaması yaşadılar mı?

İsterseniz gelin önce bir durum tespiti yapalım:

★ Önce öğretmeni değersizleştirip sınıf içi otoritesini sıfıra indirdik. Öğrenciye “Neden ödevini yapmadın”, “Neden ders çalışmadın”, “Neden sınıfın düzenini bozuyorsun” sorularını bile soramaz hâle geldiler. Seslerini yükselttikleri anda CİMER’e şikâyet edildiler, haklarında soruşturmalar açıldı.

★ Ardından uzunca bir süre sınıfta kalmayı kaldırdık; 6, 7 zayıfı olanlar bile bir üst sınıfa geçti, mezun edildi, üniversiteye alındı, bir diploma da oradan verildi.

★ Sınıf içi disiplini bozanlara en ufak bir yaptırım getirilmedi; dersle, okulla, öğrenmeyle hiç ilgisi olmayanları zorla okulda tuttuk. Hem zamanında bir mesleğe yönlendirmeyerek onlara haksızlık ettik hem de sınıf içi öğrenme ortamını zaafa uğrattık!

★ Velilerin okullardaki işleyişe artan bir şekilde müdahil olması, bazı velilerin çocuklarının özgürlüğüne öğretmenleri ve arkadaşları da dâhil hiç kimsenin karışamayacağını çok yüksek sesle dillendirmeleri peki ne işe yaradı? Çocukları pozitif yönde mi çok daha yüksek özgüvene kavuştular yoksa tam tersi bir yöne mi? MEB bu yönde çok yönlü araştırmalar yaptı mı? Sonuçları ne oldu?

★ Özgüven kazandırma modelleriyle akran zorbalığı arasında bir korelasyon söz konusu mu? MEB, öğretmenler, okul idarecileri, sendikalar, veliler, öğrenciler ve özellikle de rehber öğretmenlerimiz bu konuda ne düşünüyor?

★ Çocuklarımızı özgüveni yüksek bireyler olarak yetiştirmek çok önemli ama bunun çok iyi kurgulanması gerekiyordu. Peki yeterince titiz davranıldı mı?

Geri takip var mı?

Çok hızlı kararlar alıyor, çok ani köklü değişimlere gidiyoruz ve arkasından pardon bile demeden “Cumhuriyet tarihinin en büyük!” projelerini çöpe atıyoruz.

İşte bu yüzden özgüven kazandırma işini yeniden gündeme getirmekte ve enine boyuna tartışmakta sonsuz yarar var!..

Özgüven, kişilik, saygı, sevgi ve sorumluluk kazandırma eğitimin öncelikli hedefleri!

Peki biz ne yapıyoruz?

Sınav odaklı eğitimle çok azını sevindiriyor; diğerlerini değersizleştiriyor, özgüvenlerini kaybettiriyor, yalnızlaştırıyor, sınav ve ekran köleleri hâline getiriyoruz ve sonuç ortada!

Dijital ortamlarda geçirilen süre konusunda Avrupa şampiyonuymuşuz! Dünyada da ilk 5’teyiz!

Bebekleri tabletle büyütüyor, çocukları dijital oyunlarla oyalıyor, gençleri şiddet odaklı dizilerle, sosyal paylaşım siteleri ile eğitiyoruz!

Okullar eski okullar olmayalı çok oldu ama bu kimin umurunda!

Doğa boşluk kaldırmaz!

Sevginin yerini nefrete, güvenin yerini öfkeyle, değersizleştirmenin, yalnızlaştırmanın kimliksizleştirmenin yerini çeteleşmeyle, başarısızlığın yerini şiddetle doldurmaya, örtmeye ve en önemlisi de karartmaya çalışıyoruz.

Kötülerin korunduğu, yasaların yetersiz kaldığı, ödüllendirme yerine cezanın hâkim olduğu, ne yaparsan yap yanına kâr kalacağı, ağzınla kuş tutsan bile eğer arkanda dayın yoksa yine de hiçbir şeyin değişmeyeceği, başarılıların ve okumuşların değil; eş, dost, ahbap ve yandaşların ödüllendirildiği, suçluların yeterince cezalandırılmadığı algısı gençlerin yaşadığı travmaların en önemli nedenleri.

Tüm bu süreçleri dünyanın en gelişmiş ülkeleri de bir şekilde yaşadı, yaşamaya da devam ediyor.

Sorun büyük, hem de çok büyük!

Okullara güvenlik personeli elbet önemli ama çok daha önemlisi rehberlik birimleri ve eğitimin saygıyla, sevgiyle, sanatla, sporla harmanlanması.

Öğrenciyi harcamaya değil kazanmaya yönelik yeni bir eğitim anlayışı; öğretmenin itibarını, saygınlığını artırıcı ve sınıfın, okulun huzurunu sağlayıcı kararlar; herkesi üniversite önüne yığma ve mezun etme yerine erken yaşta ilgi, yetenek, beceri ve hayaller doğrultusunda doğru yönlendirme en önemli amacımız olmalı.

Özetin özeti: Eğitim akıl, bilim çerçevesinde davranış ve yetkinlik kazandırma sanatıdır. Birisi için başarılı olan bir yöntem diğerleri için hüsran olabilir. Örneğin özgüven! Sınırları nerede başlıyor, nerede bitiyor?..

Categories: Özgüven?

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.