ABD’nin NATO’dan ayrılmama gerekçesi: Jeostratejik zorunluluklar
ABD’nin NATO’dan ayrılma ihtimali yeniden sıklıklar tartışılmaya başlanıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO’dan ayrılma isteğinin de, Avrupa’lı müttefiklerin Hürmüz Boğazı operasyonunda beklenen desteği vermediklerinden kaynaklandığı ifade ediliyor. Ancak ABD’nin NATO’dan ayrılma ihtimali öngörülebilir bir gelecekte yok. Bunun temel nedeni, müttefiklerine duyduğu “iyilikseverlik” değil, kendi küresel askeri operasyon kabiliyetidir.
Lojistik ve üs altyapısı:
ABD’nin gerek Orta Doğu’da gerekse Asya’daki güç projeksiyonu, Avrupa’da Ramstein hava üssü gibi askeri üsler ve lojistik hatlar olmadan imkansızdır. Avrupa kıtası, ABD ordusu için bir sıçrama tahtası ve küresel lojistik ağının merkez üssüdür.
Diplomatik güç çarpanı:
NATO, ABD’nin diplomatik etkisini kurumsallaştıran en büyük araçtır. Bu yapıdan çıkmak, ABD’nin dünya genelindeki ortaklık ağının çökmesi ve diplomatik izolasyona düşmesi anlamına da gelir. Yeni güvenlik mimarisi: Konvansiyonel çekilme, nükleer devamlılık
Gelecekte ABD’nin Avrupa’daki varlığı bir değişimden geçecektir. ABD, Avrupa kıtasının konvansiyonel güvenliğinden kademeli olarak çekecek ve bu sorumluluğu Avrupalıların omuzlarına yükleyecektir. Ancak, Rusya ve yükselen diğer tehditlere karşı nükleer şemsiye garantisini bir “teminat” olarak sürdürmeye devam edecektir. Bu durum, ABD’nin NATO içindeki karar alma gücünü korumasını sağlarken, mali yükünü kısmen hafifletecektir.
Asıl riskli alan ise tam bu noktada başlamaktadır. ABD’nin konvansiyonel alandan çekildiği bir senaryoda, güvenlik müzakerelerinin ağırlık merkezi Washington ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki bir eksene kayabilir. Bu husus, bazı müttefiklerin Dışlanma Riskini de getirebilir: Bu çerçevede, eğer savunma ve güvenlik kararları AB kurumsal kimliği üzerinden Washington ile müzakere edilirse; AB üyesi olmayan ama NATO’nun askeri yükünü taşıyan Türkiye ve İngiltere gibi ülkelerin sesi, karar alma mekanizmalarında zorluklarla karşılaşacaktır. Bu durum, Türkiye gibi müttefikleri, kendi güvenlik önceliklerini koruyabilmek ve “AB-ABD pazarlıklarında” bir figürana dönüşmemek için NATO nezdinde görüşlerini daha kalın hatlarla ve daha sert bir üslupla ifade etmek zorunda bırakacaktır.
Nitekim Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’nin AB’ye yönelik habis emelleri olduğunu yönündeki şuur altındaki düşüncesini dışa vurmuş olması, bu tehlikenin de olası işaretinin bir göstergesi. Bu durumun hasıl olması halinde, Türkiye’nin NATO içindeki veto gücünü ve “vazgeçilmezlik” kartını daha agresif kullanması kaçınılmaz olacak. Zira Ankara için NATO, sadece bir savunma örgütü değil, aynı zamanda AB’nin kıta güvenliğini tekeline almasına engel olan en önemli siyasi maniveladır.
Rum Kesimi’nde aşırısağın ‘dayanılmaz’ yükselişi
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde (GKRY) 24 Mayıs 2026 tarihinde yapılması planlanan genel seçimler, ada siyasetinin son yıllardaki en hareketli dönemlerinden birine sahne oluyor. Geleneksel büyük partilerin güç kaybettiği, yolsuzluk ve mali kaygıların seçmen davranışını domine ettiği bu süreçte, aşırı sağın yükselişi dikkat çekiyor. AB dönem başkanlığını üstlenen GKRY Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’in de aşırı sağ yabancı düşmanı ELAM partisine göz kırpıyor olması da son derece ilginç. Zira Yunanistan’da yasaklanan Altın Şafak partisinin GKRY’deki şubesi olarak görev alıyor. Üstelik ELAM başkanı Hristos Hristu, geçmişte yasaklanan Altın Şafak partisi liderinin korumalığını üstleniyordu. Keza, seçim sürecinin en çarpıcı gelişmesi, aşırı sağcı ELAM (Ulusal Halk Cephesi) partisinin istikrarlı yükselişi. 2021 seçimlerinde %6,8 oy alan parti, son anketlerde yüzde 13,7 bandına yerleşerek adanın üçüncü büyük siyasi gücü konumuna geldi. Almanya’da AfD, Hollanda’da PVV partisinden farkı olmayan ELAM ile Hristodulidis’in flört ediyor olması, AB’ye üye ülkelerden de bu hususa tepki gösterilmemesi ilginç. Seçimlere bir ay kala dengeler değişebilir. Ancak çok yakından izlenmesi gereken bir siyasi dinamik yaşanıyor.
Categories: ABD’nin NATO’dan ayrılmama gerekçesi: Jeostratejik zorunluluklar
Sende Yorum yap