Birinin bıraktığı, diğerinin taşıyamadığı sezon bitti!
Geçen haftaki yazıya “Kadro kaderindir!” Diye bir başlık atmıştım.
Fenerbahçe şampiyonluğu dün kaybetmedi; daha sezon başında hatta yıllar yıllar önce yaptıkları veya yapamadıklarıyla yitirdi.
Ama her sezonun ayrı bir hikayesi oluyor tabii; bu sefer kralın tüm görkemiyle çıplak hale gelmesi bakımından diğerlerinden epey ayrılacakmış gibi duruyor.
Derbide her şey aslında Fenerbahçe’nin istediği gibi başladı.
Çok kısa sürede orta sahanın hakiminin Fenerbahçe olacağı görüldü. Kante ve Guendouzi hem tüm toplara basıyor hem de sahip oluyordu.
Bu durum 13 dakika sürdü.
Fenerbahçe penaltı kazandı; gol olsa muhtemelen çok başka bir maç izleyecektik.
Ama topu ısrarla Kerem’den alan Talisca sezon başında iki defa yaptığı gibi penaltı atışını kullandı, kaçırdı.
Sonrasında da sahadan kayboldu.
Fenerbahçe bir kişi eksildi. Onun yarattığı boşluğu doldurmak için oyuncuların ekstra efor harcaması gerekiyordu.
Kenarda tecrübeli bir teknik direktör olsa 20. Dakikada Talisca’yı kenara alır; maçı tekrar dengelerdi.
Giderken Sadettin Saran’a sıkı sıkı Tedesco ile devam etmesi için tavsiyelerde bulunan Ali Koç’un 7 sene futbolu ne kadar iyi bildiğini bir kere daha anlamamız için bu sezonun da sonunu bu şekilde getirmemiz gerekiyormuş.
Tedesco karşılaşma boyunca sürekli hareket halinde oyuncularına bir şeyler anlatmaya çalıştı, durdu!
O kadar hareketli ve heyecanlı bir teknik direktörün oyunu gerçekten iyi okuyabildiğine, anlayabildiğine veya takip edebildiğine ikna olmak için dünkü karşılaşmayı Fenerbahçe’nin doğru hamlelerle oradan kazandırması gerekirdi ama gerçekler her zaman hayallerden başka şekillerde insanın yüzüne acı biçimde çarpar!
Tedesco’nun elindeki teknik direktörlük melekelerini zaten sezon ortası transfer döneminde Sadettin Saran almıştı!
Şöyle bir meydan okumaydı Başkanınki sanki; “Ali Koç’un dediği kadar iyi teknik direktörsen stopersiz de santraforsuz da bu takımı şampiyonluk yarışında tutmayı başaracak iradeyi ve beceriyi sağlarsın!”
Yukarıdaki küçük paragrafın içinde birbiriyle çelişen ve bir o kadar inkâr eden ne kadar çok iddia var değil mi?
Bir tarafta başarının anahtarının ne olduğunu bildiği iddiasındaki iki başkan adayının yarışı; diğer tarafta birinin başarı için seçtiği teknik direktör öte yanda tüm bunların doğruluğunu ayırt etmede hiçbir becerisi olmayan diğeri…
Verilen sözler, iddialı demeçler; çoğu hayalin bile ötesine geçen planlar, programlar.
Bu takımı kim kurdu mesela?
Ali Koç değil mi?
Yapılan transferlerin hangisi bu sezonu şöyle alıp götürecek nitelikte, kalitede ve kalibrasyondaydı?
Mesela sakatlıklardan muzdarip olanlar sığınılacak birer mazeret kapısı olabilirler mi?
Yoksa zaten sakatlıklardan dolayı Süper Lige kadar düşen bu oyuncuların transferleri de bir o kadar sorunun parçası mıydı?
Uğurcan’ın transferini konuşalım mı?
Neden bitiremedi Başkan? Niçin rakibinin elini daha da güçlendirdi?
Bu Ederson’a mı güvendi?
Çok çarpıcıydı gerçekten!
Kerem’in transfer sürecini Fenerbahçe’nin iyi yönettiğini söyleyebilir miyiz?
Kerem, play off’tan önce Fenerbahçe forması giyebilse belki takım hem Şampiyonlar Ligine kalacak belki de Mourinho ile yola devam edilecekti?
Nene?
Ya, Kadıköy-Beşiktaş vapurunda rastlasanız ve futbolcu olduğunu bilmeseniz Fenerbahçe’de oynadığına inanır mısınız?
Hangi futbol aklı Nene’ye yatırım yapar?
Nene gibi bir oyuncuyu transfer eden bir futbol aklına gelecek yıllarda ne kadar güven duyulabilir?
En Nesyri ile bir sezon tamamlayıp, ikincisine başlamak?
Dzeko ve Tadic’in gitmesini sessizce mutfaktan izleyip; onların yerlerinin çeyreğini bile dolduramamak?
Evet, işte bu kadro kaderini belirledi Fenerbahçe’nin.
Talisca karşılaşmanın ilk yarısının son dakikasında direği sıyıran bir şut çekti Galatasaray kalesine; aynısını ikinci yarı Torreira da attı ve gol oldu. Gerçi ofsayttı ama kaleyi tutan bir şut izledik.
Talisca sezon boyunca böyle heba olan kaç şut çekti rakip kalelere?
Kaçırdığı penaltılar?
Her şeye karşın esas sorumlular bu oyuncular değildir kuşkusuz.
Fenerbahçe’yi yıllardır aynı kadere mahkûm edenlerin vebali büyüktür!
Milyonlarca Fenerbahçe taraftarının yaşadığı bu üzüntüyü “ben cebimden 250 Milyon verdim” ile geçiştirmek mümkün olabilir mi?
Bu karşılaşma sıradan bir derbi maçıydı ama kralın tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmasını da sağladı.
Önümüzdeki günlerde bu görüntüyü daha detaylı konuşacağız!
Categories: Birinin bıraktığı, diğerinin taşıyamadığı sezon bitti!
Sende Yorum yap