s

Mükemmel eşi bulana kadar öldürdü! Kıkırdayan Büyükannenin hikayesi

Nannie Doss asla sinirli değildi. Hiç bağırmadı, küfür etmedi, kapı çarpmadı. Kocalarından bıktığında onları öldürdü. Bazen zehirli bir turtayla, bazen arsenikli bir kahveyle bazen de gece yarısı hazırlanmış bir yemekle. Sonra da güldü.Nannie Doss asla sinirli değildi. Hiç bağırmadı, küfür etmedi, kapı çarpmadı. Kocalarından bıktığında onları öldürdü. Bazen zehirli bir turtayla, bazen arsenikli bir kahveyle bazen de gece yarısı hazırlanmış bir yemekle. Sonra da güldü.

Seri katilin portresini çizerken aklımıza hep belirli bir tip gelir: soğuk bakışlı, öfkeli, kontrolden çıkmış biri. Ama Nannie Doss bu klişeye hiç uymadı. Gazeteciler ona 'Kıkırdayan Büyükanne' adını verdiler çünkü sorgulama sırasında kocalarını nasıl öldürdüğünü anlatırken durmadan güldü. İçten bir kahkahaydı bu — sanki çok iyi bir anıyı hatırlıyordu.

'Yalnız kalpler' köşesi

Alabama'nın küçük bir kasabasında doğdu, baskıcı bir babanın gölgesinde büyüdü. Okul yılları olmadı; tarlalar ve ev işleri oldu. Tek kaçış noktası annesinin abone olduğu romantik dergilerin 'yalnız kalpler' köşesiydi. O köşede öyle bir aşk tarif ediliyordu ki doğayla iç içe, iki ruhun mükemmel birlikteliği... Nannie buna sonuna kadar inanmıştı.
Nannie toplamda dört koca öldürdü. İki torunu, kız kardeşini, annesi de olmak üzere toplam on iki kişi öldürmüştü. Her birini öldürmesinin ardında ne para hırsı ne de nefret yatıyordu. Kendi itirafıyla mükemmel eşi arıyordu. Bir kocadan bıkınca ya içkiydi, ya şiddetti, ya da yalnızca romantizmi öldürecek kadar sıradanlıktı onu ortadan kaldırıyor ve arayışa devam ediyordu.

Bu hikâyeyi rahatsız edici yapan şey yalnızca işlenen cinayetler değil. Asıl rahatsız edici olan şu: Nannie'nin hayalindeki aşk, o dergilerde satılan aşktı. Kitlesel üretim bir duyguydu. Milyonlarca kadına aynı anda pazarlanan bir romantizm fikriydi ve o fikir, gerçek hayatın her kusuruna karşı dayanılmaz bir öfkeye dönüştü. Son kocası ne içiyordu ne de şiddet uyguluyordu. Tek günahı, karısına hangi dergileri okuyabileceğini söylemekti. Ömür boyu hapis yattı. 1965'te lösemiden öldü. 'Öldüğünde hâlâ güler yüzlüydü' diyorlar.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son Dakika

>
>
>
>

Tüm Haberler

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.