Dört açık artırmaya sığan 79 yıllık birikim
Son zamanlarda birçok ünlü ismin ardından eşyaları, koleksiyonları, hatta hatıraları müzayedeye çıkarılıyor.
Bir dönemin ruhunu taşıyan objeler, yeni sahiplerini bulurken aslında bize daha derin bir şeyi özetliyor.

Hayat, çoğu zaman birkaç yüz parçaya, birkaç vitrinin içine sığabiliyor.
Bu kez sahnede, yeteneğinin yanı sıra stil sahibi olmasıyla da bilinen Diane Keaton var.
Bonhams tarafından düzenlenen ‘Architecture of an Icon’ başlıklı müzayede serisi, Keaton’ı bir yaşam küratörü olarak konumlandırıyor.
Dört ayrı açık artırma, New York ve Los Angeles hattında gerçekleşecek.
8 Haziran’da New York’ta canlı satışla başlayacak.
‘Architecture of an Icon’, adının hakkını veriyor, çünkü burada kıyafetler ya da sanat eserleri değil, bir estetik anlayışı sunuluyor.
Ralph Lauren ceketler, Thom Browne şapkalar ve elbette Annie Hall filminin o meşhur, isimsiz orijinal senaryosu, hepsi bir arada satışa sunuluyor.
Ama asıl hikâye, bu büyük parçaların arasında saklı küçük detaylarda.
‘Tailored & Timeless’ başlıklı çevrim içi satışta, Keaton’ın geniş kesim ceketler, kravatlar, şapkalarıyla dikkat çeken gardırobu yer alıyor.
Bugün hala moda diye konuştuğumuz birçok şeyin, aslında yıllar önce onun üzerinde hayat bulduğunu fark ediyoruz.
Los Angeles ayağında ise evin içine giriyoruz.
‘At Home with Diane’, Keaton’ın her zaman konuşulan evlerinden parçaları satışa çıkarıyor.
Bir de ‘Chapters of an Edited Life’ var.
Belki de en çok onu anlatan başlık bu.
Çünkü Keaton her zaman iyi bir editördü.
Hayatını eksilterek, sadeleştirerek, seçerek kurdu.
Bu bölümde yer alan sanat eserleri, fotoğraflar ve kendi yaptığı kolajlar bu yeteneğini de sergiliyor.
Koleksiyonda yer alan sanat eserleri arasında Robert Rauschenberg’in disiplinler arası yaklaşımını yansıtan işlerinden Ed Ruscha’nın metin ve manzara arasında kurduğu mesafeli ama çarpıcı görsel diline, Annie Leibovitz’in portrelerindeki güçlü anlatıdan Georgia O’Keeffe ve Dorothea Lange gibi isimlerin Amerikan coğrafyasını ve ruhunu yansıtan çalışmalarına uzanan geniş bir yelpaze dikkat çekiyor.
Tüm bu eserler bir araya geldiğinde Keaton’ın sanata yaklaşımında da gösterişten uzak, seçici ve içgüdüsel bir tavır benimsediği hissediliyor.
Bununla birlikte, müzayedenin en samimi katmanlarından birini de Keaton’ın kendi elleriyle ürettiği kolajlar oluşturuyor.
Parçalanmış imgelerin yeniden kurgulandığı bu çalışmalar, onun sinemadaki anlatı kurma becerisinin görsel sanatlara yansıması aynı zamanda.
Fotoğraf ağırlıklı bu seçki, özellikle ışık, boşluk ve yüzey ilişkisine duyduğu ilgiyi ortaya koyuyor.
Şunu düşünmeden edemiyor insan, en renkli, en dolu hayatlar bile bir gün müzayede kataloglarına dönüşüyor.
Ama belki de mesele bu değil.
Belki mesele, geriye kalanların ne söylediği.
Keaton’ın eşyaları bağırmıyor.
Gösteriş peşinde değil.
Aksine, sessiz bir tutarlılık var hepsinde.
Bu, bugünün dünyasında nadir bulunan bir şey.
Çünkü artık çoğu hayat sergilenmek için yaşanıyor.
Oysa Keaton’ınki, yaşandığı için hatırlanıyor.
İyi yaşanmış bir hayat, her zaman kendini anlatmanın bir yolunu buluyor.
Sende Yorum yap