s

Fabrika ayarları?..

Canımız öylesine yandı ki eğitimi unuttuk, güvenliği konuşuyoruz!

Peki okllarda huzur sağlandı mı?

Gerekli tüm önlemlerin alındığı söyleniyor.

Sadece güvenlik önlemlerinin alınması yeterli mi? Daha neler yapılabilir?

En önemlisi de gelinen noktanın pedagojik, sosyolojik, psikolojik, teknolojik ve bilimsel bir analizi yapıldı mı?

Yaşananlar sadece adli bir vaka mı yoksa çok yönlü bir sorunlar yumağı mı?

Depremi ve diğer felaketleri bir sonraki depreme ve felaketlere kadar unuttuğumuz gibi ne olur okullarda yaşananları da unutmayalım! Olaya sadece güvenlik çerçevesinde bakmakla yetinmeyelim; en önemlisi de bu noktaya nasıl geldiğimizin satır aralarını doğru okuyalım…

Kabahatli arayarak bir yere varamayız. Bir günde, bir ayda, bir yılda bu noktaya gelmediğimiz de aşikâr. Önemli olan eğitimi, çocuklarımızı, içerisinde bulundukları koşulları, beklentilerini ve dünyadaki gelişmeleri bir bütün olarak titizlikle ele alıp bilimsel bir çerçeveye oturtmak ve sürdürülebilir hâle getirmektir.

Peki buna hazır mıyız, bu yönde çabalarımız var mı, bir daha benzeri olaylar yaşanmaması için günü kurtarmaya yönelik tedbirlerin yerine uzun vadeli önlemler de alınıyor mu?

Yaşananlar çok boyutlu olduğu için sadece öğrenci, aile, okul ve güvenlik önlemleri odaklı bir önlemler paketi ile yetinmek hataların en büyüğü olur!..

Neler yapılmalı?

Bu konuda gelin hep birlikte sesli olarak düşünelim:

■ Her şeyden önce öğrencileri değersizleştiren, yalnızlaştıran, heyecanlarını, hayallerini körelten sınav odaklı eğitimden vazgeçmeliyiz.

■ Eğitimin en temel kurallarından biri olan “Her çocuğun başarılı olacağı bir alan vardır” gerçeğinden yola çıkarak; her öğrencinin ilgi, yetenek, beceri ve yaşamdan beklentileri konusunda erken tespit ve doğru yönlendirme ile o yönde gelişmesine olanak sağlayalım.

■ İnsan gücü ve istihdam odaklı eğitim politikaları oluşturalım ve öğrenci hangi derecede olursa olsun okula başladığı gün, mezuniyette kendisini nelerin beklediğini biliyor olmalı.

■ Öğrencilerin sadece ders çalışan, ödev yapan, sınavlara hazırlanan, verilen görevleri yerine getiren, tek tip giyinip tek tip öğrenim alan, tek tip düşünen kurşun askerler değil; her birinin farklı bir birey oldukları asla unutulmamalıdır.

■ Müfredat programları çerçevesinde öğrencilere farklı yetkinlikler kazandırmak üzere konulan her derse aynı önemde bakılmalı; kimileri sınavlarda çok soru sorularak değerli hale getirilirken, çoğundan da hiç soru sorulmayarak değersizleştirilmemelidir.

■ Okul dışı saatlerin de en az okuldaki saatler kadar önemli olduğu asla unutulmamalıdır.

■ Öğrencilerin sadece akademik başarılarına odaklanıp fiziki gelişimleri, becerileri, hayalleri, entelektüel donanımları ve hobileri asla göz ardı edilmemelidir.

■ Bağımlılıkların tümüne karşı uyanık olunmalı ama en masumlarına karşı çok daha uyanık ve titiz yaklaşılmalı. Örneğin sosyal medya, örneğin dijital bağımlılıklar, örneğin mobil oyunlar! Yasaklayıcı bir tavır ters tepebilir; bu yüzden bilinçlendirme ve uzaktan gözetim, kontrollü bir serbestlik gibi yöntemlere öncelik verilmeli, dünyadaki gelişmeler yakından izlenmelidir.

■ Özünde milli ve manevi değerlere sahip, kendisiyle barışık; ülkesine, milletine, yaşadığı kente, okuduğu okula aidiyeti yüksek; düşünen, soran, sorgulayan, öz güveni yüksek iyi insan, iyi yurttaş ve mutlu bireyler yetiştirmek istiyorsak her öğrenciyi tek tek bir oya gibi işlememiz gerekiyor. Bu da zor, hem de çok zor bir iş ama imkânsız değil.

■ Diploma yerine yetkinlik kazandırmanın önemini; her öğrenci gibi her dersin de önemli olduğunu; matematik gibi spor ve sanattan da asla vazgeçilmemesi gerektiğini; en iyi mesleğin en popüler olanlar değil mutlulukla yapılanlar olduğunu; en kötü kararın bile kararsızlıktan iyi olduğunu; en önemli referansımızın akıl, bilim, liyakat ve özellikle de fabrika ayarlarımız olduğunu; empatiyi, hoşgörüyü, toleransı, dik duruşu, dünü, bugünü, yarını ve yaşama dair daha pek çok ayrıntıyı öğrenilmesi zorunlu dersler ya da bilgiler olarak değil de geleceğe daha güçlü adımlarla ilerlemelerine olanak sağlayacak donanım ve sorumluluk kazanma çerçevesinde çocuklarımızı bilinçlendirirsek emin olun her şey çok daha farklı olacaktır…

Özetin özeti: Çocuklar mutlu olursa yarınlarda da mutlu olunur!..

Categories: Fabrika ayarları?..

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.