Alaçatı bu yıl sınırlarını aştı
Geçen hafta Ege’de iki önemli festival vardı. İlkini anlatayım… 15. Uluslararası Alaçatı Ot Festivali. Yıllardır düzenli olarak gidip sahada bire bir deneyimlediğim bir organizasyon. Bu yılın atmosferi farklıydı.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara yönelik yaşanan saldırılar nedeniyle konserler iptal edildi. Ama buna rağmen kalabalığı tarif etmek neredeyse imkânsızdı. Tabiricaizse iğne atsanız yere düşmezdi. Bir de konserler iptal edilmeseydi o kalabalığın boyutunu düşünemiyorum.

Festival, Çeşme’de turizm sezonunun da bir fragmanı gibiydi. Gastronomi vardı, sanat vardı, eğlence vardı. Bu yılki festivali diğerlerinden ayıran en önemli fark ise ilk kez uluslararası bir kimlik kazanmasıydı.
Oluşturulan Şefler Meydanı’nda farklı ülkelerden gelen 50 şef, Ege’nin eşsiz otlarını kendi mutfak kültürleriyle yorumladı. Ortaya çıkan tabaklar sadece birer yemek değil, aynı zamanda bir kültür anlatısıydı. “Köklerden Dünyaya” teması da tam olarak bunu anlatıyordu.
Festival alanında dolaşırken şunu açıkça görüyorsunuz: Bu iş sadece yemek değil; aynı zamanda üretim, emek ve hikâye. Yerel üreticiler stantlarında otlarını, enginarını, Çeşme limonunu sergiliyor. Üreten anlatıyor, gelen dinliyor, tadıyor. Binlerce insanın akın ettiği bir atmosfer. Yarışmalar, atölyeler, şef buluşmaları… Hepsi birleşince ortaya güçlü bir organizasyon çıkmış.
Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli ve ekibini özellikle kutlamak gerekiyor. Alaçatı sokaklarında, stantların arasında, vatandaşın içindeydiler. Başkan neredeyse gün boyu vatandaşlarla sohbet etti, fotoğraf çektirdi. Bu temas değerli.
Bir detay daha… 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun startı bu yıl Çeşme’den verildi. Yani aynı anda sporla gastronomi iç içe geçti. Şehrin enerjisi bir anda katlandı.

Akköy’de samimiyet var
Çeşme’den sonraki durağım Didim Akköy’dü. 2. Didim Ege Lezzetleri Festivali… Üç gün sürmüş, yaklaşık 140 bin ziyaretçi ağırlamış. Benim gittiğim gün de kalabalık yoğundu ama burada asıl fark düzendi. Jandarma ve zabıta işi sıkı tutmuş. Yayalar için yürüyüş koridorları açılmış, araçlar park alanlarına yönlendirilmiş. Kalabalık var ama karmaşa yok.
Festivalin ruhu köyün içine yayılmış. Gastronomi ile kültür iç içe. Farklı noktalarda kurulan alanlarda gün boyu hareket var.
Bir lezzet vardı ki, günün yıldızıydı:
Keşkek. Büyük kazanlarda pişiyor. Sadece bir yemek değil, bir gelene k. İnsanlar sıraya giriyor, birlikte yiyor. Paylaşma duygusu dediğimiz şey tam da bu.
Gelelim işin belediye tarafına… Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay sahadaydı. Ama klasik bir başkan gibi değil. Daha çok mahallenin içinden biri gibiydi. Vatandaşla mesafe yok. Yan yana, iç içe. Birlikte alanı gezdik. Gördüğüm tablo şuydu: Bu iş daha yolun başında ama niyet güçlü.
Bir de köyün kendisi… Akköy öylesine doğal ki hayran kaldım. Mutlaka gidip görün. Hele köy meydanındaki kahve… Orada oturan köylüler öyle içten, öyle misafirperver ki; yoldan geçen, dinlenen, bekleyen kim varsa çağırıyorlar, “Gel bir çay, kahve iç” diyorlar. Ben de oturdum, çaylarını içtim, sohbet ettim. İşte bu tablo festivalin ruhunu anlatmaya yetiyor. Çünkü unutulmaması gereken bir şey var: Bu festival köylüyü, üreticiyi, yöre insanını desteklemek için yapılıyor.
Şimdiden söyleyeyim… Gelecek yıl bu festival çok başka bir noktaya gider. Çünkü o potansiyel, o enerji var.
Categories: Alaçatı bu yıl sınırlarını aştı
Sende Yorum yap