Ruh hâlimizden kim daha iyi anlıyor?
Müzik dinleme alışkanlığı uzun yıllar boyunca sevdiğimiz sanatçıların albümlerini ya da şarkılarını dinleme eylemi üzerine kuruluydu. Sevdiğimiz sanatçıların peşinden gider, onların şarkıları ve müzikleriyle yarattığı duygusal ortamı yaşarız. Onlarla dertlenip hüzünlenir, onlarla coşar, onlarla sever, kimi zaman onlarla öfkelenir, isyan ederiz. Hayallerimiz suya düşer, kalbimiz kırılır, aşık olup coşar, (sonra muhakkak terk edilir), nadiren de mutlu oluruz. Pop müziğin özünde biraz mutsuzluk vardır. Çok mutlu olunca insan şarkı yazamaz çünkü. Uzatmayayım değerli okurlar, müzisyenler, şarkıcılar, söz yazarları, enstrümancılar, icracılar duygularımızın efendisi olageldiler yüzyıllardır.
Ancak müzik dinleme alışkanları değişti, artık duyguların başka bir efendisi var: Algoritma. Son olarak yapay zekânın da konuya dahil olduğunu biliyoruz. “Bize hüzünlü bir şeyler çal” ya da “bize neşeli bir şeyler çal” dendiğinde ne çalınacağına algoritma karar veriyor. Yapay zekâ da hüzün ve neşe konularını, dünyanın dört bir ucunda sonsuz bir enerji emerek harıl harıl çalışan data center’larda harmanlanan bilgilerden süzüp anlayıp bize duygu kılavuzluğu yapıyor. Yapay zekâyla üzülüp yapay zekâyla neşeleniyor, algoritmaların uygun gördüğü şarkılardan mürekkep ruh hâlleriyle ruhumuzu eğitiyoruz.
Diyeceksiniz ki amma da abarttın. Aslında hayır. Müzik dinlemek bugün çok büyük oranda stream platformlarını kullanmakla eş değer. Stream platformlarında da en fazla ve açık ara “mood playlist” adını verdiğimiz ruh hâllerine özgü çalma listeleri popüler. Yani benim yukarıda anlattığım durumu veriler destekliyor. Data bize insanlığın sanatçı takip etmediğini, duygu haline göre müzik dinlediğini haber veriyor.
Bunda hiçbir sorun yok. Aslında eskiden de müzik meraklısı kitleler dışında kalan çok geniş kesim için müzik bu şekilde bir ihtiyaçtı ve yerine göre neşelenmek dans etmek ya da yas tutmak ve anmak için dinleniyordu. Kimi toplumlar transa geçmek için kimleri hasat zamanı eşgüdüm sağlamak için, kimileri kürek çekerken, kimileri üzüm toplarken, kimileri uyumak, kimileri uyanmak, neredeyse hepsi şükretmek için müzik yaptı ve dinledi.
İnsana özgü durumlar ve ruh hâllerine dair, hayli geniş bir bölümü yapay zeka tarafından üretilmiş algoritmik önerilerden oluşan listeler bana bu yüzden garip geliyor. Eskiden gerçek insanların hazırladığı bu listeler artık tamamen otomasyon. El emeği göz nuru sıfır. Bu durum sadece bana garip gelmiyor. Bakın İngiltere’nin tavırlı gazetelerinden The Guardian bu duruma kendince biraz da alaycı bir çözüm buldu. Gazetenin müzik yazarları ruh hâllerine uygun listeler yaptı ve Spotify’da paylaştı.
Şimdi biz dinleyiciler karar vereceğiz: Ruh hâlinden kim daha iyi anlıyor? İnsan mı yoksa algoritma mı? El mi yaman bey mi?
(Merak edenler için Spotify’daki listenin adı “All the Saturday Magazine Feels”.)
Sende Yorum yap