s

Gastronomide 10 numara

Bir şehrin gastronomi festivali düzenlemesi kolay; ama o festivali gerçekten yaşatabilmesi zordur. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl ilkini gerçekleştirdiği 1. Uluslararası Balıkesir Gastronomi Festivali’ni yerinde takip ettim. Açık söyleyeyim; uzun zamandır bu kadar derli toplu, bu kadar doğru planlanmış bir gastronomi organizasyonu görmemiştim.

Festivalin düzenlendiği alan geniş, ferah ve yaşayan bir merkezdi. Vatandaşın ihtiyaç duyduğu her detay düşünülmüştü. Ama en önemlisi hijyen… Stant yerleşimleri öylesine doğru planlanmış ki insanlar rahat rahat gezebiliyor, üreticiler ise kendilerini doğru anlatabiliyordu. Türkiye’de gastronomi denilince akla ilk olarak Gaziantep, Hatay ve Adana gelir ya; açık söyleyeyim, Balıkesir bu organizasyon çizgisini koruyabilirse birkaç yılda o şehirlerle aynı cümlede anılan güçlü bir gastronomi merkezi hâline gelebilir.

Şehir markası oluşturmak

Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, konuşmasında aslında festivalin neden önemli olduğunu tek cümlede özetledi. Balıkesir’in sadece tarihiyle doğasıyla ya da tarımıyla değil, mutfağıyla da güçlü bir şehir olduğunu anlattı. Açık söyleyeyim, alanda gezerken bunu hissetmemek mümkün değildi. Kaz Dağları’nın havası, Marmara’nın bereketi, zeytini, peyniri, höşmerimi… Her ilçenin başka bir lezzeti, başka bir hikâyesi var. Balıkesir belli ki artık bu zenginliği sadece sofrada bırakmak istemiyor, marka hâline getirmeyi hedefliyor.

İşin en önemli tarafı da şu: Balıkesir burada sadece yemeklerini tanıtmıyor; coğrafi işaretli ürünleri markalaştırmaya çalışıyor. “Atıksız Mutfak Hareketi” ile sürdürülebilir gastronomi vizyonu oluşturuluyor. Yani mesele sadece lezzet değil, şehir markası oluşturmak. Balıkesir bu işe uzun vadeli bakıyor.

Festivalin açılış gününe denk gelen “Büyükşehir Belediye Başkanları Balıkesir Buluşması” da organizasyona ayrı bir hareket kattı. Bu yüzden Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın yanı sıra CHP’li büyükşehir belediye başkanlarının da festivale katılması alandaki ilgiyi daha da artırdı.

Bir de bu başarının arkasında ciddi bir saha emeği vardı. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Aytekin Durmaz ile Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Daire Başkanı Ulaş Taka, bu işi öyle bir üstlenmişler ki her şey eksiksizdi. Festival boyunca iki ismin de alanda sürekli dolaşıp en küçük ayrıntıyla yakından ilgilendiğine tanıklık ettim. Yürekten tebrik ederim.

Kütahya’nın blueberry planı

Balıkesir’in gastronomi heyecanının ardından bu kez rotam Kütahya’ydı. Kütahya Ticaret Borsası ile Hollanda Büyükelçiliği iş birliğinde düzenlenen “Yaban Mersini (Blueberry) Yetiştiriciliği Eğitimi ve Uluslararası İş Birliği Buluşması”na katıldım. Bu kez konuşulan çini ya da porselen değil, toprağın geleceğiydi.

Programa, Kütahya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gültekin, Onursal Başkan Nafi Güral, Hollanda Ticaret Müsteşarı Niels Veenis ve sektör temsilcileri katılmışlardı. Salonda dikkatimi çeken en önemli detay ise herkesin aynı noktada buluşmasıydı: Katma değerli üretim.

Türkiye yıllardır üretim yapıyor ama dünya artık sadece üretimi konuşmuyor; verimliliği, teknolojiyi, markalaşmayı ve ihracatı da gündemine alıyor. Hollanda’nın tarımdaki başarısının arkasında da tam olarak bu anlayış yatıyor. Küçük bir ülke olmalarına rağmen tarımda dünya devi hâline gelmelerinin sırrı, teknolojiyi üretimin merkezine koymalarında yatıyor.

Kütahya’da anlatılan model de buydu. Modern blueberry yetiştiriciliği, doğru çeşit seçimi, kontrollü üretim, depolama, paketleme ve ihracat standartları üzerine önemli bilgi paylaşıldı. Yani mesele sadece ürün yetiştirmek değil, Avrupa pazarına güçlü ürün sunabilecek sürdürülebilir bir üretim modeli kurmaktı.

Categories: Gastronomide 10 numara

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.