s

Uyandığında hiçbir şey eskisi gibi olmadı! ‘Keşke o motosiklete hiç binmeseydim’

Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr - Aslen Mardinli olan Emirhan Beşer, hayatının büyük bir bölümünü İstanbul’da geçirmiş. Geçirdiği motosiklet kazasının ardından aylarca hastanede tedavi gören Emirhan, hayata yeniden tutunup, karanlığın içinden umutla çıkmış. Emirhan için motosiklet yalnızca bir araç değildi. Hem tutkusu hem de geçim kaynağıydı. İstanbul trafiğinde rüzgarı yüzünde hissetmek ona özgürlük veriyordu. Üstelik işi de motosiklet kiralama üzerineydi. Hayatının merkezinde motosiklet vardı.

‘Kaza öncesinde, aslında pek çoğumuzun sahip olduğu ama kıymetini ancak kaybedince anladığı o 'sıradan ama kıymetli' hayata sahiptim’ diyen Emirhan, “İşim vardı, hayatım bir düzen içerisindeydi. Sosyal biriydim, arkadaşlarımla uzun uzun sohbet etmekten, sahil kenarında denizin kokusunu içime çekerek yürümekten çok keyif alırdım. Doğayla baş başa kalmak, hiçbir şey düşünmeden açık havada vakit geçirmek benim en büyük motivasyonumdu. Ayaklarımın beni istediğim yere götürmesinin özgürlüğünü her anımda yaşıyordum. Motosiklet benim için önce bir hevesle başladı, sonra büyük bir tutkuya dönüştü. İstanbul gibi bir metropolde yaşıyorsanız, o yoğun trafikte saatlerce beklemek yerine rüzgarı yüzünüzde hissetmek büyük bir özgürlük gibi geliyor. Mesleğim de motosiklet kiralama üzerine olduğu için motorlar benim sadece hobim değil, ekmek teknemdi. Yani hayatımın hem iş hem de keyif kısmında, merkezde duran bir araçtı” şeklinde konuştu.

‘YÜRÜYEMEYECEĞİMİ İLK DUYDUĞUMDA ÖLMEK İSTEDİM’

Kazanın olduğu gün her şeyin değiştiğini söyleyen Emirhan, “30 Ağustos 2024, o gün hafızama hiç silinmeyecek bir tarih olarak kazındı. Anadolu Yakası’nda, Pendik istikametinde kendi yolumda ilerliyordum. Sağ şeritteyken asfaltın bozuk olması, o küçücük bir engebe her şeyi değiştirdi. Ön tekerleğim bir anda kaydı ve kendimi yerde buldum. O andan sonrası bende yok. Gözlerimi açtığımda bembeyaz bir hastane odasındaydım. Ameliyat bitmişti. Ayaklarımı hareket ettirmeye çalıştım ama olmadı. Felç kaldığımı öğrendiğim o an, zaman durdu sanki. O günün üzerinden zaman geçse de etkisi hâlâ taze ama çok şükür ki o şoku atlattım. Artık o günü anlatırken sesim titremiyor, mücadelemin bir parçası olarak kabul ediyorum” bilgisini paylaştı ve ekledi:

Alıntı Metni
Titanik'ten bile daha derinde! Bulutların üstünde yangın, suların altında gizem: 38 yıl önce ne oldu?


‘ZİHNİNİN YAP DEDİĞİ ŞEYİ BEDENİNİN YAPAMAMASI ÇOK ZOR’

‘Dürüst olmak gerekirse, o güne kadar omurilik felci hakkında hiçbir bilgim yoktu’ diyen Emirhan, “Sadece bir isimden ibaretti benim için. Kazadan sonra vücudumuzun aslında ne kadar mucizevi bir mekanizma olduğunu öğrendim. Beni en çok sarsan, o devasa gövdeyi, koca bacakları yöneten sinirlerin bir saç teli kadar ince olduğunu öğrenmek oldu. İnsanın tüm hayatının, tüm hareket kabiliyetinin o kadar hassas bir ipliğe bağlı olması bana insanın ne kadar kırılgan olduğunu da gösterdi” ifadelerine yer verdi.

Hastane süreci ve fizik tedavi döneminde kendisini en çok zorlayan şeyin, zihnin ‘yap’ dediği şeyi bedenin yapamamasıyla savaşmak olduğunu dile getiren Emirhan, “Bacaklarınızı görmenize rağmen onları hissetmemek, orada yoklarmış gibi davranmalarıyla yüzleşmek insanı bitiriyor. O egzersizleri yaparken, hiçbir tepki alamadığınız bir bölge için ter dökmek çok büyük bir sabır sınavı. Ve tabii ki hastane ortamı. Ne kadar profesyonel olursa olsun, evinizin kokusu, kendi yatağınızın rahatlığı olmadan geçen her gün insanı psikolojik olarak çok zorluyor” şeklinde konuştu.

‘KEŞKE O MOTOSİKLETE HİÇ BİNMESEYDİM’

‘Düştüğüm o karanlık kuyudan çıkmamı sağlayan şey önce kendi içimdeki inanç, sonra da ailem ve dostlarımın elleri oldu’ diyen Emirhan, “Psikolojik olarak kendimi toparlamam zaman aldı ama sevdiklerimin gözündeki o ‘yanındayız’ ışığını gördükçe enerjimi topladım. Onların desteği benim yakıtım oldu. Bu savaşı sadece kendim için değil, beni sevenler için de kazanmam gerektiğini anladım. Şu an hayatımın en büyük mesaisi fizik tedavi. O hareketleri yapabilmek, o fiziksel yükün altına girmek anlatılamayacak kadar ağır ve güç. Her sabah o acıyla ve zorlukla yüzleşmek, bedensel sınırları zorlamak şu anki hayatımın en zorlu kısmı diyebilirim” ifadelerine yer verdi.

Dünyasının tamamen değiştiğini dile getiren Emirhan, “Eskiden dert ettiğim şeylerin ne kadar boş olduğunu gördüm. Sağlık olmayınca, paranın, malın, mülkün, kariyerin bir gölgeden farkı kalmıyor. Artık ‘en büyük zenginlik sağlık’ sözünü sadece söylemiyor, yaşıyorum. Önceliklerim artık huzur, aile sevgisi ve nefes alabildiğim her anın kıymetini bilmek üzerine kurulu. Hayatın size ne getireceğini bilemezsiniz ama ne getirirse getirsin, iç huzurunuzu korumanın yolu olumlu bakmaktan geçiyor. Negatifliğe teslim olursanız, en lüks hayatın içinde bile mutsuz olursunuz. Enerjinizi yüksek tutun, hayata küsmeyin. Ve en önemlisi, ailenizin, sevdiklerinizin kıymetini yanınızdayken bilin. Para mutluluk getirmez ama huzurlu bir kalp ve seven bir aile her türlü zorluğun ilacıdır” dedi ve sözlerini şu sözlerle noktaladı:

Alıntı Metni
Altın fiyatları dip seviyeden döndü! İşte sert düşüşün perde arkası
İsrail’den Yunanistan’a geçen yıl 150 milyon euro emlak parası aktı! İkinci ev Yunanistan

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.