LGS, YKS ve fırsat eşitliği?
Yaşam her konuda herkese fırsat eşitliği sunmuyor. Kimileri daha doğuştan çok şanslı ya da “kaybeden” oluyor, kimileri bu tabloyu tam tersine çevirebiliyor. İşte bu noktada demokrasi, cumhuriyet, adalet, refah ve eğitim en belirleyici unsurlar.
Demokrasiniz ne kadar güçlüyse, hukuk sisteminiz ne kadar adilse, cumhuriyetiniz ne kadar temsil yeteneğine sahipse, refah seviyeniz ne kadar yüksekse, eğitimde ne kadar çağdaşsanız, referansınız akıl ve bilimse bayramlarınız o kadar keyifli geçiyor demektir…
Milyonlarca çocuğumuz ve yakınları daha iyi bir lise ve üniversite, daha iyi bir gelecek için mücadele ederken, milyonlarca yurttaşımızın gündeminde de demokrasi, cumhuriyet, hak, hukuk, ekonomi ve fırsat eşitliğinin olması bu yüzden. Bayram sohbetlerinin ana konusu da genelde bunlardı…
İŞKUR’a kayıtlı olarak iş arayanların sayısına bir yılda 349 bin 639 kişi eklenmiş.
İş arayan sayısı 2,5 milyonu geçerken sadece 118 bin 341 kişi işe yerleştirilmiş.
İşte LGS ve YKS’ye gün sayan adayları bekleyen ve gelecek konusunda kaygılandıran tablo bu!
Bu rakamlar resmi olanı, bir de yaşamın gerçekleri var ki o çok daha karmaşık.
Örneğin öğrenim gördüğü alanla hiç alakası olmayan işlerde asgari ücretle çalışanlar ya ücretli öğretmenlikte olduğu gibi asgari ücretin bile altında görev yapanlar!
Madalyonun öteki yüzünde ise milyonlarca kalifiye iş gücüne ihtiyaç var.
Örneğin turizmde, savunma sanayisinde, yapay zekaya yönelik uygulamalarda, tarımda, hizmet sektöründe!
İşte bu yüzden asıl hedef diploma değil keyifle, huzurla çalışacağınız iş ya da işler olmalı!
Bayramda ve sonrasında milyonlarca gencimizi ve ailelerini en mutlu edecek haber istihdama yönelik projeler olacaktır. İktidardan muhalefete, işverenlerden sendikalara, sivil toplum örgütlerinden yerel yönetimlere, toplum önderlerinden ihtiyaç sahiplerine hemen herkes alkış ya da eleştiri yerine somut projeler üretmelidir.
Sosyal eşitlik
Önceki yıllarda yapılan bir araştırmaya göre LGS’de ailesinin eğitim düzeyi üniversite ve üstü olan öğrencilerin puan ortalaması 400’e yaklaşırken, ailesi ilkokul mezunu olan öğrencilerin ortalaması 259’da kaldı. Yani sınavlar ve gelecek konusunda velilerin eğitim düzeyi ya da ekonomik durumu önemli bir etken. Bu durum sosyal eşitliği bozmamalı ve özellikle de çocukların önünü asla tıkamamalı.
LGS Raporu’na göre anne ve babanın eğitim düzeyi arttıkça öğrencinin sınav performansı da artıyor. En düşük eğitim düzeyi ile en yüksek arasında 120 puanlık fark söz konusu. Bu da yüz binlerce sıra önde ya da arkada olacaksınız demek!
MEB, YÖK, ÖSYM, eğitime yön veren diğer kişi ve kurumlar ile velilerimizin sınav analizlerini tüm detayları ile incelemesinde ve irdelemesinde sonsuz yarar var.
Neden mi?
Hani fırsat eşitliği vardı!
Hani adil bir eğitim söz konusuydu?
Hani herkes aynı eğitimi alacaktı?
Elbette kabahatli aramıyoruz ama ortada çok çarpıcı bir sonuç var ve acilen önlem alınması gerekiyor.
Yoksa aradaki makas daha da açılacak ve bu da sosyal adaletsizliği beraberinde getirecek.
Eskiden köy çocukları da anne babası ilkokul mezunu bile olmayanlar da bir şekilde kendilerine parlak bir gelecek sağlayabiliyorlardı.
Bunun en bariz örneklerinden birisi de Süleyman Demirel’dir.
Yalın ayaklı Çoban Sülü, bu ülkede başbakanlık da yaptı, cumhurbaşkanlığı da…
Bugün de fazlasıyla benzer örnekler var ama görünen o ki gelecekte böylesi örnekler görmek hiç de kolay olmayacak.
MEB analizlerine göre annesi ilkokul mezunu olan LGS adaylarının puan ortalaması 259, lisansüstü öğrenim görenlerin ise 385.
Babası ilkokul mezunu olanlarda da durum farklı değil; biri 268, diğeri 392.
Peki uç örnekler, örneğin köyden çıkan şampiyonlar yok mu? Elbette var ama kaç tane?
Üniversite sınav istatistiklerine baktığınızda da durum farklı değil.
Aslında uzağa gidip PISA sonuçlarına göre kendimizi avutmamıza hiç gerek yok; LGS, YKS, KPSS ve benzeri sınav sonuçları her şeyi ortaya koyuyor.
Bu sınavlar bir sıralama sınavı değil de örneğin 100 üzerinden 50 alamayanın elendiği, 70 alamayanın da üniversiteye giremediği bir başarı sınavı olsaydı, üniversiteyi kazananların da hiç tartışmasız dörtte üçü açıkta kalırdı. Kalite asla göz ardı edilmemeli!
Özetin özeti: Anayasa karşısında herkes eşittir, özellikle de çocuklar. Ailesinin eğitim düzeyi ya da ekonomik durumu nedeniyle hiçbir çocuğumuzun geleceği risk altında olmamalı. Her çocuğumuz en azından eşit eğitim hakkına sahip olmalıdır. Bu konuda çok yol katettik, ne olur yarım bırakmayalım...
Sende Yorum yap