s

İlk imza, son değil...

Bugünlerde Washington ile Tahran arasında uzun süredir görülmeyen ölçekte kritik bir diplomatik eşik aşılabilir. Bu satırlar yazılırken, iki arasındaki anlaşma taslağı büyük ölçüde ‘tamamdı’ ama henüz liderlerden nihai onay yoktu. Trump Washington’da ‘Durum Odası’ toplantısını da yapmamıştı. Dünya ne olacağını merak ederken, süreçten ne beklemeliyiz, aktaralım.

Mutabakat zaptı ve çerçevesi

Göreceğimiz şey, iki aşamalı bir plan. Henüz bir nihai barış anlaşması değil, müzakerelerin kapısını aralayacak siyasi bir çerçeve. Bu belge kabul edilirse, ABD ile İran ilk kez savaşın eşiğinden kontrollü müzakere sürecine geçmiş olacak.

ABD ve İran tarafının ilk etapta imza atacağı tek sayfalık metinde (mutabakat metni- MOU) çerçevenin şu olması bekleniyor: İran’ın Hürmüz’deki mayınları temizlemesi, tanker trafiğinin savaş öncesi seviyeye dönmesi. Buna karşılık ABD’nin İran limanlarına yönelik baskıyı gevşetmesi ve fiili deniz ablukasını azaltması gündemde.

İran da Hürmüz’ü açma karşılığında tüm bölge için geçerli olacak (Lübnan dahil) ‘saldırmazlık’ garantisini alacak. Metinde ayrıca ‘imza tarihinden itibaren iki taraf arasında müzakerelerin başlayacağı’ belirtilecek. Bu müzakere süresi ABD’nin talep ettiği gibi 30 gün mü, yoksa İran’ın talep ettiği gibi 60 gün mü yoksa bir orta yol mu olacak, göreceğiz.

Müzakereler nerede olacak?

Liderler tek sayfalık mutabakat metnine nihai onayı verirse, imzaları ABD tarafında Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, İran tarafındaysa Meclis Başkanı Muhammed Bakir Galibaf’ın atması bekleniyor. Fiziki bir imza töreni yine görmeyebiliriz, daha önce ‘ateşkes’ anlaşmasında olduğu gibi elektronik ortamda olması muhtemel.

İkinci aşama olan siyasi müzakerelerin yeri ise hala belirsiz. İlk aşamanın tek sayfalık mutabakat metni Katar’ın başkenti Doha’da müzakere edilmişti. İkinci aşama görüşmelerin nerede yapılacağı da yine müzakere konusu. İslamabad İran’a yakın ama ABD’ye uzak olduğu için Washington yönetimini lojistik açıdan zorluyor. Doha ise süreci üstlenerek, sonrasında yaşanacak bir olumsuzlukta kendisini ‘müzakerelere ev sahipliği yapan’ bir ülke olarak garantiye almak istiyor ve bunun için bastırıyor. Pakistan ise ‘krediyi’ başka bir ülkeye kaptırma niyetinde değil.

Bir ara formül olarak görüşmeler Doha’da ama Pakistan Büyükelçiliği’nde yapılabilir. Müzakerelerin yeniden Muskat’a taşındığını görürsek de şaşırmayalım. Son olarak İsviçre de hâlâ bir seçenek olarak masada. Orada olursa da Pakistan’ın Daimî Temsilciliği’nde olması ihtimal dahilinde.

2. aşamada ne bekliyoruz?

Eğer ilk aşama sonuca bağlanırsa, ikinci aşamayla yoğun ve son derece kırılgan bir müzakere dönemi başlayacak. O süreçte de nükleer programdan İran’a dönük özellikle de petrol yaptırımına, dondurulmuş varlıklarına kadar onlarca teknik dosya yeniden açılacak. İran ‘nükleerde’ hâlâ kapsamlı tavizler vermek istemiyor, ekonomik yaptırımların da geri döndürülemez’ şekilde olmasını talep ediyor. ABD ise ‘İran’ın nükleer silaha sahip olmayacağının garantisini’ almak.

Washington’dan gelen sinyaller her ne kadar kafaları karıştırsa da Hazine Bakanlığı İran petrol ağına dair yeni yaptırımları açıklasa da bunu Trump yönetiminin klasik ‘maksimum baskı ve kontrollü müzakere’ stratejisi olarak görmek gerekecek.

İbrahim Anlaşmaları konusu

Trump, ‘İran’dan ne koparırsam kâr’ anlayışıyla son anda elini ‘bölge ülkeleri İsrail ile normalleşme öngören İbrahim Anlaşmaları’nı imzalayacak’ sözleriyle yükseltse de ilk aşamada yani o tek sayfalık mutabakat zaptında buna dönük bir atıf beklenmiyor.

Müzakere süreci ilerledikçe, İran kendisine dönük saldırıların durduğuna ikna olursa, o zaman bölge ülkeleri arasındaki ilişkileri konuşma aşamasına gelebilir. Ama şu aşamada ne bölge ülkeleri ne İran bunu konuşmaya hazır.

Dolayısıyla süreci izleyip göreceğiz, ama bu atılacak imza bir son değil, çok daha zorlu bir sürecin başlangıcı olacak.

Categories: İlk imza, son değil...

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.