Zaman durmuyor, karar bizim
“Bugün ya da yarın yoktur, sadece şimdi tekrar tekrar yaşanan geçmiş vardır” -Eugene O’Neill
Hayatın en acımasız ve değiştirilemez gerçeklerinden biri, devam ediyor oluşudur. Bu gerçeği çarpıcı şekilde gözler önüne getiren bir rapor yayınlandı geçtiğimiz hafta İngiltere’de. Hükümetin görevlendirdiği İşçi Partili eski bakan Alan Milburn, gençlik hakkında oldukça karamsar tespitlerde bulundu. Milburn, işsiz veya eğitim görmeyen 1 milyon genç yetişkin olduğunu ve bu durumun her yıl ülkeye 125 milyar sterlin kayıp getirdiğini raporladı. Bu grubun içinde geçirdiği her yıl için bir yetişkinin kariyeri boyunca ortalama 52 bin sterlin zararı olacağını tahmin etti.
Koltuğu zaten sallanmakta olan Başbakan Starmer için durum daha çok içinden çıkılmaz hale geliyor. Aslında gençliğin yaşadığı sorunlar sadece İngiltere ile sınırlı değildir. Bir önceki nesilden daha az yetkin bir nesil yetişiyor. Özellikle Batı’da, ilk defa bir önceki nesilden daha kötü hayat standartlarına sahip bir nesilden bahsediyoruz.
Geçenlerde bir İngiliz televizyon kanalında bir İngiliz gencini sıkıştıran orta yaşlı panelistlerin olduğu bir programa denk geldim. 40 yaşlarında bir kadın 20’li yaşlarının başında olan gence “Londra dünyanın en güzel parklarına sahip, neden telefonu bırakıp dünyayı keşfetmiyorsun” minvalinde bir soru yöneltti. Genç ise, “sizin nesliniz bizi nasıl bu hale getirdi siz önce onu sorgulayın” diye bozdu kadını. Haklılık payı yok değil, toplum içinde yaşayan bireyler yapısal faktörler sonucu hareket ederler. Bizden sonra gelen kuşakları eleştirelim ancak onların neden bu halde olduklarında pay sahibi olduğumuzu da unutmayalım. Gelecek umudu olmayan insan çalışmak için motive olamaz.
Tony Blair yine zuhur etti
90’lı yıllarda İşçi Partisi’ni reforme ederek iktidara taşıyan eski başbakan Tony Blair uzun zamandır aktif siyasette yer almıyor. Yer almıyor ama arada sırada ortaya çıkmaktan da geri kalmıyor. Önce Trump’ın Gazze planında adı geçtiğinde tekrar gündem olmuştu. Şimdi ise Milburn raporunun bulguları üzerinden mevcut İşçi Partisi yönetimini eleştirdi. Bu eleştiriye İşçi Partililerden sert tepkiler geldi. Liberal sol tandanslı The Guardian gazetesi köşe yazarı Polly Toynbee, Blair’in “irrite edici” yorumlarını hükümetin görmemezlikten gelmesi gerektiğini yazdı. Blair başlarda büyük halk desteğine sahipken, özellikle Irak Savaşı’nda ABD’ye verdiği destek sonrası popülaritesini epey yitirmişti. Zaman, Blair için de durmuyor.
Satrançta kırık ayakla gelen galibiyet
Dünyada siyaset, savaş, ekonomi üzerine satranç oynanırken bir de oyunun kendisine bakalım. Yağız Kaan Erdoğmuş ve Ediz Gürel başta olmak üzere Türk satrancı bir şahlanış evresindeyken ülkemizde bu “spora” olan ilgi de artıyor. Bugünlerde Norveç’te düzenlenen elit Norway Chess turnuvasında tarihi bir olay yaşandı. Otoriteler tarafından dünyanın en iyi satranççısı olarak kabul edilen Magnus Carlsen kendi ülkesinde şok bir mağlubiyet aldı, hem de kırık ayağıyla masa başına oturan 22 yaşındaki bir gençten. Ne olacak ayağıyla oynamıyor dediğinizi duyar gibiyim. Satranç fiziksel bir spor olmasa da bedenin zinde tutulması çok önemlidir. Alçıyla oynayan Alireza Firouzja, ilk defa klasik satrançta Carlsen karşısında bir galibiyet elde etmiş oldu. Zaman, Carlsen için de durmuyor.
Ferrari benliğini inkâr ediyor
Ferrari elektrikli yeni modeli Luce’yi görücüye çıkardı. Çıkarmaz olaydı zira bir Ferrari demek için bin şahit ister. Daha çok bir Apple ürününü andırıyor.
Zaman Ferrari için de durmuyor ama prensiplerimize bağlı kalarak zamana ayak uydurmayı başarmak da mümkündür. Evet, hayat acımasızca devam ediyor ancak nasıl devam ettiğine karar verecek olan da bizleriz.
Y Raporu
80’li yıllarda doğanlar apolitik olmakla eleştirilirlerdi; bu eleştiriye ben de katılırdım. Şimdi düşünüyorum da siyasetle ilgilenmeme opsiyonu olması da iyi bir şeymiş ya...
Sende Yorum yap