Merz’e parti içi darbe hazırlığı


Berlin kulislerinde ve Alman siyasetinin koridorlarında giderek daha sık duyulan bir soru var: Friedrich Merz’in koltuğu ne kadar sağlam? ‘Darbe’kelimesini duyunca aklınıza Brandenburg Kapısı önünde mevzilenen tanklar ya da Berlin sokaklarına inen askerler gelmesin. Söz konusu olan, Hristiyan Demokrat Birliği CDU saflarında şekillenen Merz’in parti içindeki otoritesini sorgulamaya başlayan çevrelerin liderlik mücadelesi. Merz, göreve geldiği günden bu yana kendi siyasi tabanını tam anlamıyla konsolide edemedi. Uyguladığı politika da CDU’ya zemin kaybettiriyor. Parti içerisindeki genç ve liberal-muhafazakâr kanat da, Merz’in performansından rahatsız. Merz’in ABD Başkanı Donald Trump konusunda sergilediği zikzaklı tutum ve aşırı yabancı düşmanı AfD’ye karşı kaybedilen mücadelelerden sonra “Acaba Merz beklenen lider mi?” sorusu dillendirilmeye başlandı.
Bavyera eyaletinde de Başbakan Markus Söderparti içerisinde ‘koalisyonun yükünü paylaşmaktan çok siyasi getirisini paylaşmayı tercih ediyor‘ şeklinde eleştirilere neden oluyor. Bu nedenle hem CDU hem de CSU içerisinde alternatif arayışlarının hız kazandığı konuşuluyor.
Bu arayışın merkezindeki ilk isim Avrupa Parlamentosu’ndaCSU’nun en etkili siyasetçilerinden Manfred Weber. Uzun süredir Brüksel’de güç biriktiren Weber’in artık Alman iç siyasetine daha fazla ağırlık vermeye hazırlandığı iddia ediliyor. Weber’in CSU içerisinde Söder’den rahatsız çevrelerin desteğini alabilecek konumda olması önemli. Weber’in yakın siyasi müttefiklerinden Ilse Aigner’in adı da giderek daha sık duyuluyor. Bavyera siyasetinin deneyimli isimlerinden olan Aigner’in önümüzdeki dönemde ya Bavyera başbakanlığı ya da 2027 yılında boşalacak cumhurbaşkanlığı makamı için güçlü bir aday olarak öne çıkabileceği konuşuluyor .Nitekim Söder’in son dönemde Aigner’in olası cumhurbaşkanlığı adaylığına verdiği güçlü destek de Berlin kulislerinde farklı yorumlanıyor. Bazı gözlemcilere göre Söder, potansiyel bir rakibi Münih’ten Berlin’e göndermenin hesabını yapıyor.
CDU cephesinde ise gözler Kuzey Ren-Vestfalya Başbakanı Hendrik Wüst’e çevrilmiş durumda. Parti içerisindeki birçok isim Wüst’ü Merz sonrası dönemin en güçlü adayolarak görüyor. Özellikle 9 eyalet teşkilatının başkanınındesteğidikkat çekici. Berlin’de konuşulan, CDU içerisindeki memnuniyetsizliğin büyümesi halinde Wüst’ün kısa sürede liderlik yarışına soyunabileceği. Böyle bir tabloda Weber’in yeni kabinede dışişleri bakanlığı gibi kritik görevler alabileceği yönünde.
Merz cephesi bütün bu iddiaları reddediyor. Sözcüsü Stephan Kornelius, parti içerisinde bir darbe hazırlığı bulunduğu yönündeki haberleri “asılsız spekülasyonlar” olarak nitelendirdi. Hatta basın temsilcileriyle yapılan görüşmelerde kullanılan “Wüste Spekulation” ifadesi dikkat çekiciydi. Berlin kulislerinde bıçaklar henüz çekilmiş değil belki ama birçok siyasetçinin onları sessizce bilemeye başladığı da sır değil.
ESS ve Türkiye
Avrupa Birliği, NATO’ya özenerek kendi güvenlik strateji belgesini güncelleme kararı aldı. Belgenin NATO Zirvesi’nden önce yayımlanması bekleniyordu. Ancak anlaşılan, belgede ABD’ye yönelik bazı eleştirilere de yer verilecek. Başkan Donald Trump’ı NATO Zirvesi öncesinde kızdırmamak için belgenin açıklanması sonbahara bırakılmış.
Belgede Türkiye’nin nasıl yer alacağı ise henüz bilinmiyor. Dost mu, tehdit mi olarak değerlendirileceği net değil. Kimilerine göre Türkiye’nin adı belgede hiç zikredilmeyecek bile. Yunanistan, Rum Kesimi ve Avusturya’nın bu yönde talepleri olduğu söyleniyor.
AB Komisyonu ve Konseyi’nin üst düzey bürokratları tarafından kaleme alınan bu belgeye Ankara’nın da, AB üyesi olmayan ancak NATO’nun Avrupalı bir üyesi sıfatıyla, değerli katkılar sunabileceğini düşünüyorum; tabii fırsat verilirse.
Sende Yorum yap