Michelle Obama, SXSW London’da ne anlattı?
Önce World Wide Web’in yaratıcısı Sir Tim Berners Lee karşınızda, birkaç dakika sonra Zoom’un kurucusu Eric Yuan’ı dinliyor, ardından yapay zekânın hukuk dünyasını nasıl dönüştürdüğünü anlatan Legora’nın kurucu ortaklarından Max Junestrand’in konuşmasına yetişiyorsunuz.
Bir başka salonda Ürdün Kraliçesi Rania sahnede, akşamüstü ise iletişim dünyasının en etkili isimlerinden Matthew Freud deneyimlerini paylaşıyor.
İşte SXSW London tam olarak böyle bir yer.
1990’lı yıllarda Austin’de müzik festivali olarak doğan SXSW (South by Southwest), bugün teknolojiyi, girişimciliği, sinemayı, müziği, pazarlamayı, tasarımı ve toplumsal dönüşümü aynı çatı altında buluşturan küresel bir fikir platformuna dönüşmüş durumda.
Geçen yıl ilk kez Londra’ya taşınan organizasyonun en büyük başarısı da farklı disiplinleri aynı sohbetin parçası hâline getirebilmesi.
Yapay zekâ konuşulurken sanat gündeme geliyor.Sinema tartışılırken girişimcilik masaya yatırılıyor.
Bir teknoloji kurucusunun anlattıklarıyla bir devlet liderinin deneyimleri arasında beklenmedik köprüler kuruluyor.
Ancak festival boyunca en çok ilgi çeken oturumlardan biri hiç şüphesiz Michelle Obama ve ağabeyi Craig Robinson’un canlı podcast kaydıydı.
Yaklaşık 700 kişinin doldurduğu salonda insanlar sadece eski bir First Lady’yi dinlemeye gelmemişti.
Aslında sahnedeki sohbet, kariyer, cesaret, değişim ve zaman üzerine oldukça samimi bir yaşam muhasebesine dönüştü.
Michelle Obama konuşmasının bir bölümünde şu cümleyi kurdu:
“Bu muhtemelen kariyerimin son bölümü.”
62 yaşındaki Obama’nın sözleri, hayatın üçüncü perdesine dair bilinçli bir değerlendirme gibiydi.
Annesinin ölümünden sonra zaman kavramı üzerine daha fazla düşündüğünü anlattı.
Çocuklarının büyüdüğünü, Beyaz Saray’dan ayrılışlarının üzerinden on yıl geçtiğini ve hayatın insan fark etmeden hızla akıp gittiğini söyledi.
Belki de konuşmanın en çarpıcı tarafı buydu.
Çünkü günümüz dünyasında sürekli daha fazlasını yapmaya, daha görünür olmaya ve daha büyük hedefler koymaya teşvik ediliyoruz. Obama ise tam tersini söylüyordu: Bundan sonra vereceği kararların başkaları için değil, kendisi için olacağını anlatıyordu.
Konuşmada öne çıkan bir başka kavram ise “swerve”, yani yön değiştirme fikriydi.
Obama, Harvard Hukuk mezunu olduktan sonra büyük bir hukuk firmasında çalışmaya başladığında aslında mesleğini sevmediğini fark ettiğini anlattı.
Yıllarca ulaşmak için emek verdiği hedefe varmıştı ama aradığı mutluluğu bulamamıştı.
Buradan gençlere önemli bir mesaj çıkıyordu: Başarı bazen seçtiğiniz yolu sonuna kadar sürdürmek değil, gerektiğinde o yoldan çıkabilme cesaretini gösterebilmektir.
Günün en güçlü tavsiyesi ise finansal özgürlük üzerineydi.
Obama, sevdiği podcast konuklarından Dave Chappelle’ın kendisine söylediği bir cümleyi aktardı.
Ünlü komedyen, küçük bir kasabada yaşamayı tercih etmesinin nedenini “Cesur olabilecek finansal özgürlüğe sahip olmak istedim” diye açıklamıştı.
Obama bu düşünceyi şu öneriyle tamamladı: “İhtiyacınız olandan daha küçük yaşayın.”
Daha büyük evler, daha pahalı arabalar, daha yüksek harcamalar ilk bakışta başarı göstergesi gibi görünebilir.
Ancak çoğu zaman bunlar insanı istemediği işlere ve istemediği hayatlara bağlayan görünmez zincirlere dönüşüyor.
Obama’nın “altın kelepçeler” diye tarif ettiği şey tam da buydu.
Aslında SXSW London’da duyduğumuz birçok konuşmanın ortak noktası da buydu.
Teknoloji değişiyor, yapay zekâ iş modellerini dönüştürüyor, yeni sektörler doğuyor.
Ancak bütün bu dönüşümün merkezindeki soru aynı kalıyor: Nasıl bir hayat yaşamak istiyoruz?
Michelle Obama’nın konuşmasını değerli kılan da buydu.
Kariyer planlarından çok yaşam planlarından söz etti.
Makamlardan çok anlam arayışını anlattı.
Başarıdan çok özgürlüğü tarif etti.
“Hayatın ilk perdesinde öğreniyoruz, ikinci perdesinde inşa ediyoruz. Üçüncü perdede ise gerçekten neyin önemli olduğuna karar veriyoruz” diye özetledi.
İşte cesaret, tam o noktada ortaya çıkıyor.
Sende Yorum yap