Hacıosmanoğlu’nun selefinden farkı ne?
Çok değil, iki yıl öncesine gidelim. Dönemin Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi yoğun eleştiriler karşısında seçimli olağanüstü genel kurul kararı almak zorunda kalmış, ancak A Milli Takımın 2024 Avrupa Şampiyonası maçlarını gerekçe göstererek, toplantı tarihini turnuvanın bitişinden sonraya, 18 Temmuz’a ötelemişti. Kulüpler tepki vermiş, TFF Başkanı bildiğini okumuştu.
Çünkü koltuğunun sallantıda olduğunu görmüş, dayandığı gücün azaldığını hissetmiş, A Milli Takım’ın Avrupa Şampiyonası’nda elde edeceği olası başarıya umut bağlamış, “Üçüncülük madalyası beni kurtarır” demişti.
Hesap döndü
Vincenzo Montella yönetimindeki ay-yıldızlılar şampiyonada istediğini elde edemedi.
Lakin Büyükekşi kendisine rakip olan İbrahim Hacıosmanoğlu’na karşı o kadar emindi ki, gelecek dünya şampiyonasına dair iddialı mesajlar vererek kongreden destek umuyordu.
Onun gibi düşünen pek çok gazeteci, yorumcu ve futbol uleması, Hacıosmanoğlu’nun 5 oy farkla seçimi kazanmasının şifrelerini günler sonra çözebildi.
Mütevazı davranmayacağım, günün başında Büyükekşi’nin kaybedeceğini söyleyenlerden biriydim.
Aynı düzen devam
Bugünün TFF Başkanı hâlâ koltuğunda rahatça oturuyorsa, önce görevde kalması için üç futbolcudan onay aldığı Montella’ya, sonra milli takımın tüm emekçilerine şükran duymalıdır.
Hiç böbürlenmesin; kendisinin gelinen noktaya katkısı elde edilen kazanımın üçte biri bile değildir.
Gelelim baskın genel kurula.
Hacıosmanoğlu’nun iki sezonu iyi mi geçti? Her şey yolunda gitti, kimse şikayet etmedi mi?
Başta büyük denen kulüpler cesaret edip seslerini çıkarabilseler fırtına kopacaktı.
TFF Başkanı ve ekibi kurnaz davrandı.
Ankara’da yarın federasyonun olağan mali genel kurulu yapılacak. Galatasaray 4. kez peşi sıra şampiyon olmanın sarhoşluğunda.
Fenerbahçe yarın yapılacak başkanlık seçiminin derdinde. Trabzonspor kupa kazanmanın rehavetinde, Beşiktaş boşa geçen yılların telafisinde. Çoğu delege bile göndermeyecek başkente.
Yıllardır eziklikten kurtulamayan diğer kulüpler kusura bakmasın, kukla olmaya devam ettiğiniz sürece TFF yönetiminlerinin umrunda değilsiniz!
Niye şimdi?
Hacıosmanoğlu kazandığı seçimin hikayesini unutmamıştır eminim.
Ama ders çıkardığı belli. Apar topar yaptığı ve özerk futbol tarihimizin en sönük, hatta en anlamsız geçecek genel kurulunda aklanıp paklanmasını başarı sayacak.
Eleştiri yok, inip kalkan ellerle ibra olacak, milyon dolarlık bütçe konuşulmayacak, yerden yere vurulan Merkez Hakem Kurulu Başkanı ile hakemler es geçilecek, koca sezona dair tek şikayet notu düşülmeyecek.
Soruyorum şimdi; o salona gelen azınlıktan TFF uçağı ile dünya kupasına gitmeyi reddedecek kaç kişi çıkacak?
Felaket tellallığı yapmıyorum; kişisel çıkarlarını A Milli Takımın Dünya Kupası’nda elde edeceği başarıya endeksleyen herkese; “ya yanılırsanız” diye sormak durumundayım.
Dahası; kendinizden bu kadar eminseniz, aklanmayı niçin Dünya Kupası sonrasına bırakamadınız?
MHK Başkanı mutlaka gitmeli
Dünya Kupası’nı yerinde izlemeyi hak edenlerin başında Futbol Federasyonu’nun emaktarlar çalışanları geliyor kuşkusuz.
Yanlış anlamayın; atanmış kurullar ve üyeleri değil, kurum aklıyla futbolu ayakta tutan paydaşlardan söz ediyorum.
Ama bir istisna yapılmalı. Bırakın Dünya Kupası’nı ve Şampiyonlar Ligi’ni, Avrupa’da maç yönetecek Türk hakem bırakmayan Merkez Hakem Kurulu Başkanı listenin ilk sırasına yazılmalı.
Hakemliğin sahada ve VAR odasında nasıl yapıldığını yerinde görmeli, öğrenmeli.
Ve yarına dair fantazilerini geliştirmeli. Bu konuda çok maharetlidir.
Turnuva boyunca tek gün eksik yazılırsa üzülürüm.
Categories: Hacıosmanoğlu’nun selefinden farkı ne?
Sende Yorum yap