Meksikanın büyüsü
Azteca Stadı, Dünya Kupası’nda kullanılan ismiyle Mexico City içinde ne çok anılar biriktirdi.
Peleli Brezilya’dan Tanrı’nın eli Maradona’ya, insanlığın somut olmayan kültürel mirası efsane Mariachi müzisyenlerinden onların şap kası Sombrero, efsane Meksika dalgasından bugüne. Yani hem görsel hem işitsel hem de futbolun en sihirli anları hep bu statta yaşandı.
Hatta dünya kupalarının televizyonlarda ilk renkli yayınları yine burada yapıldı. Tabii ana tema olan kendini futbola adamış, futbol ile yaşayan, futbolu hayatının son anlarına kadar silmeyen Meksikalı futbol aşıklarının rolü çok büyük. Dün bir kez daha onlarla yeniden buluştuk. Onları gerçekten özlemişiz.
Açılış törenleri muhteşem geçti. Muhteşem ama görkemli değildi. Bu Dünya kupaları açılışlarını olimpiyatlarla kıyaslamamak lazım. O ayrı bir olay.
Ama yine de Shakira ile inanılmaz sesiyle Azteca Stadı’nı büyüleyen EJAE gecenin en önemli yıldızlarıydı.
Gelelim maça... Öncelikle şunu yazalım. Meksika ile Güney Afrika arasında kalite açısından çok fark var. 90 dakikanın her anında bu belli oldu.
Meksika gibi ön alanda Güney Amerika’nın en iyi baskı yapan takımına karşı kendi alanından pasla çık maya çalışmak zaten kocaman bir intihardı. Hele bir de karşılarında leblebi gibi gol atabilen ve son vuruş yeteneği üst düzey Quinones varken.
Zaten affetmedi de... Daha maçın başında ön alan baskısıyla takımını düzgün bir şutla öne geçirdi.
Ancak Meksika’nın en önemli eksikliği sürekliliği olmaması ve tempoyu hep düşük tutması. Kim bilir belki de ilk maçın verdiği heyecan yüzünden. Bunu gelecek maçlarda daha iyi anlayacağız.
Takım içine baktığınız zaman bir yıldızın ilk kez farkına vardık. Henüz Avrupa’ya gelmeyen sürekli ABD’de oynayan, geçen sezon Meksika’ya dönen 23 yaşındaki Gutierrez. Adam her yerde oynuyor. Kanat, forvet arkası, savunma önü. Hatta daha da ileri giderek rakibine son adam olarak kırmızı kartı aldırdı. Herhalde bu turnuva sonrası bu oyuncuya Avrupa yolları gözükecektir.
Sithole’nin gördüğü kırmızı karttan sonra Güney Afrika’nın hiç şansı kalmadı. Ancak ne gariptir ki Meksika rakip ikinci kırmızıyı görmesine rağmen yine tempoyu yükseltmedi ve hep kontrollü oyunu tercih etti. Tabii hocasının sağlamcı eski jenerasyon olduğunu unutmamak lazım. Jimenez ikinci golü attıktan sonra Meksika fişi iyice çekti ve maçı bitirdi.
Sonuç olarak yeni kurallarla bezenmiş Dünya Kupası’nın tümü keşke Meksika’da yapılsaydı diyerek yazıyı kapatalım.
Categories: Meksikanın büyüsü
Sende Yorum yap