s

Hava muharebelerinde ezber bozacak: Gökvatan’da üçlü ittifak

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, “Türkiye NATO’yu silahlandırmak istiyor” başlığıyla yayımlanan röportajda özetle şunları söyledi:

20 YILDA BÜYÜK DÖNÜŞÜM: Türkiye’nin savunma sanayisi son 20 yılda büyük bir dönüşüm geçirdi. Büyük ölçüde dış tedarike bağımlı olduğumuz bir dönemden, şirketlerimizin farklı operasyonel alanlarda gelişmiş sistemleri tasarlayabildiği, geliştirebildiği, üretebildiği, modernize edebildiği, sürdürebildiği ve ihraç edebildiği bir döneme geçtik. Bugünkü önceliğimiz bu dönüşümü sürdürülebilir bir şekilde pekiştirmektir. Bizim için teknolojik bağımsızlık bir slogan değil; stratejik bir gereklilik. Bu, kritik teknolojileri güvence altına almak, tedarik zincirlerimizi güçlendirmek, kendi mühendislik yeteneklerimizi geliştirmek ve güvenlik güçlerimizin ihtiyaç duydukları her an güvenilir sistemlere erişebilmelerini sağlamak anlamına gelir.

Türkiye’nin amacı, NATO’nun caydırıcılık ve savunma duruşuna daha etkin bir şekilde katkıda bulunmak ve aynı zamanda dost ve müttefik ülkelerle uzun vadeli ortaklıklar geliştirmektir. Türk savunma ürünlerinin ve teknolojilerinin caydırıcılığa, meşru güvenlik ihtiyaçlarına, bölgesel istikrara ve barışa hizmet etmesini istiyoruz.

STRATEJİK ORTAK GÖRÜLMEK İSTİYORUZ: Türkiye, geniş, olgun ve son derece yetenekli bir savunma sanayi ekosistemi geliştirmiştir. Bugün, ulusal ve yerli yeteneklerimizle savunma sanayi spektrumundaki hemen her önemli kategoriyi üretme, bakımını yapma ve sürdürme konusunda endüstriyel derinliğe ve insan sermayesine sahibiz. Gücümüz tam olarak bu çeşitlilikte yatmakta. Sadece tek tek ekipman parçaları değil, entegre çözümler sunabiliyoruz. İhracat yaklaşımımız da ortaklık odaklıdır. Sadece bir tedarikçi olarak görülmek istemiyoruz. Eğitim, bakım, modernizasyon, yerel kapasite geliştirme ve koşullar uygun olduğunda ortak üretim ve teknoloji işbirliğini destekleyebilecek stratejik bir ortak olarak görülmek istiyoruz.

EN YÜKSEK CAYDIRICILIK: Geleceğin savaş alanı, sistemler sistemi tarafından şekillendirilecektir. Bu nedenle sadece platformun kendisi üzerinde değil, etrafındaki tüm mimari üzerinde de çalışıyoruz. Yeni nesil insansız sistemlerimiz, Türkiye’nin beşinci nesil Milli Muharebe Uçağı KAAN ile uyumluluk da dahil olmak üzere, gelecekteki birlikte çalışabilirlik göz önünde bulundurularak geliştiriliyor. Önümüzdeki dönemde, insanlı ve insansız sistemler giderek daha fazla birlikte çalışacak ve karmaşık operasyonel ortamlarda birbirlerini tamamlayacaklar. Temel amaç açıktır, en yüksek caydırıcılık seviyesine ulaşmak. Türkiye’nin insansız sistemleri, krizleri tırmandırmak için değil, saldırganlığı maliyetli, etkisiz ve sürdürülemez hale getirerek önlemek için geliştirilmektedir.

‘KAAN, ulusal teknoloji ekosistemi’

Birkaç stratejik program, Türkiye’nin savunma sanayisinin bir sonraki aşamasını şekillendirecek. Bunlar arasında KAAN, KIZILELMA, ANKA III, TB3 ve katmanlı hava savunma sistemlerimiz özellikle önemli. Gelecekteki uçak gemisiyle ilgili konseptler ve kısa pistli deniz havacılığı yetenekleri de dahil olmak üzere deniz havacılığı vizyonumuz da önemli bir etkiye sahip olacak. KAAN sadece bir savaş uçağı projesi değil. Ulusal bir teknoloji ekosistemi.

Entegre mimari

KIZILELMA ve ANKA III, insansız savaş havacılığında bir sonraki bölümü temsil ediyor. Bu platformlar, insanlı ve insansız unsurların entegre bir mimari içinde birlikte çalışacağı gelecekteki hava muharebe konseptleri göz önünde bulundurularak geliştiriliyor. TB3, yeni bir operasyonel konsept getirmesi nedeniyle stratejik olarak da önemlidir. Kısa pistli deniz platformlarından operasyon yapabilme yeteneği, özellikle esnek ve uygun maliyetli çözümlere ihtiyaç duyan ülkeler için deniz hava gücü açısından yeni olanaklar sunmaktadır.

‘NATO Zirvesi önemli fırsat’

Ankara’daki NATO Zirvesi, Türkiye için sadece siyasi ve askeri açıdan değil, savunma sanayi iş birliği açısından da önemli bir fırsat olacak. Türkiye’nin savunma sanayisini güvenilir, yenilikçi, birlikte çalışabilir, operasyonel olarak kanıtlanmış ve ortaklık odaklı olarak sunmak istiyoruz. Mevcut güvenlik ortamı, daha güçlü tedarik zincirleri, daha hızlı inovasyon döngüleri, daha fazla birlikte çalışabilirlik ve daha dengeli yük paylaşımı gerektiriyor. Türkiye tüm bu alanlara katkıda bulunabilir. Şirketlerimiz, insansız sistemler, hava savunması, komuta ve kontrol, güvenli iletişim, elektronik savaş, deniz sistemleri, siber dayanıklılık ve gelişmekte olan teknolojilerde NATO’nun yetenek ihtiyaçlarını destekleyebilir. Türkiye, NATO’nun savunma sanayi ekosisteminde daha fazla sorumluluk almaya hazırdır. Müttefiklerimize mesajımız açık: Daha güçlü bir Türk savunma sanayisi, daha güçlü bir İttifak demektir.

Ninety One, ASELSAN’daki payını artırdı

Gelişmekte olan piyasalar stratejisinde 12,5 milyar dolarlık varlık yöneten yatırım şirketi Ninety One, Türkiye’nin savunma elektroniği şirketi ASELSAN’daki hissesini artırarak portföyündeki en büyük pozisyonlardan biri haline getirdi. Portföy yöneticisi Varun Laijawalla, ASELSAN yatırımının küresel piyasalarda ağırlık kazanan yapay zekâ odaklı yatırımlara karşı çeşitlendirme imkânı sunduğunu belirtti. Laijawalla, Türkiye’nin gelişmekte olan piyasalar endeksi MSCI Emerging Markets Index içindeki ağırlığının yüzde 1’in altında olmasına rağmen bu yatırımın “oldukça sıra dışı” olduğunu ifade etti.

Güç kardeşliği, 6. Nesil fırtınası...
Uzmanlar sınavı Milliyet'e değerlendirdi! Matematik belirleyici olacak

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.