Kılıçdaroğlu… Hep mi kriz?
Bazı krizler birikmiş sorunları görme, çözme, dönüşme olanağı sunar. İyidir. Kötü olan, sürekli kriz halidir. Yorar. Bıktırır. Soğutur. Umut kestirir.
Kılıçdaroğlu’nun CHP serüveni, sürekli krizle özetlenebilir. Başlangıçtaki “temiz lider”, “makul akıl” algısının tam zıddı algılar oluştu. Butlan sonrası konuşmaları, kendisinin de durumun farkında olduğunun işaretiyse, bir hatırlatma yapmamın zamanı;
16 yıl önce. Kılıçdaroğlu büyük umutlarla CHP genel başkanı olmuş ve fakat, beklenen olmamıştı. CHP’nin “ulusalcı”larıyla kavga çıkarmış, seçilmesinden altı ay sonra olağanüstü kurultaya gitme kararı vermişti.
Meşhur 12. kattaydık. Okurlarımın “CHP bu hataları nasıl yapar, lütfen Kemal Beyi uyarın” mesajlarıyla dolu klasörü, Kemal Beyin önüne bırakmıştım.
O görüşmenin tanığı var. “CHP’yi sağa, sola genişletmek istiyor olabilirsiniz. Bunu yapabilmenizin tek koşulu önce CHP seçmenine güven vermeniz” dedim, cevap vermedi, devam ettim: “CHP seçmeni kuruluş değerlerine sahip çıkılsın, Mustafa Kemal’e tam bağlılık ve tam bağımsızlık ister. Kurultayda bu ilkelere bağlılığınızı görsel ve sözel olarak göstermelisiniz.” Dinledi.
“CHP tabanına güven vermeden CHP’yi yönetemezsiniz” dedim, yorum yapmadı. Hatırladınız mı Kemal Bey?
Birkaç gün sonra kurultay salonunda CHP tabanının hassasiyetlerine dair hiçbir şey yoktu. Usulen konan Mustafa Kemal portresi dışında hiçbir şey.
O kurultayda CHP’deki ulus bilinci yüksek isimlerin çoğunluğu, süreç içerisinde de tamamı partiden uzaklaştırıldı. Geriye kişi odaklı, küresel sorunları yok sayan, ülke sorunlarına çözüm üretmeyen, kuruluş davasını unutmuş, yolunu kaybetmiş bir CHP kaldı.
Genel Merkez, CHP ve Atatürk karşıtı isimlerle doldu, danışmanlar onlar arasından seçildi. Eleştirilere kulak tıkandı. Bugün “FETÖ ajanlarını fark edemediğim için özür diliyorum” dediği kişiler içerde, Atatürkçüler dışarda kaldı.
Onlarca “CHP ve dava” yazısı yazmış olsam da bugünlerde okurlarım yine beni zorluyorlar. Bu kez 12. kattan değil, bu köşeden yazayım.
CHP tabanının, Kılıçdaroğlu’nun “dava”ya ihanet ettiğine dair algısı, güvensizliği görülüyor. “CHP’yi kuruluş kodlarına yeniden kavuşturacağız. Köklerimize sahip çıkmak zorundayız” demesi tek başına algı değiştirmeye yetmez. Özeleştiri, gereği yapılırsa sonuç üretir. Yaptığı hataları tek tek anlatırsa iklim yumuşayabilir. Taban için kuruluş değerleri, seçim kazanmaktan önce gelir.
16 yıl önce söylediklerim bugün de aynen geçerli. Ne hazin…
Not: CHP’den ayrılanların kuracağı yeni parti tutar mı? O da haftaya kalsın.
İletişim notu: “And” ve “with”
NATO’nun Ankara’da toplanması, ülkemize iletişim yönetimi için fırsat sunuyor. 32 üyeli son toplantı olacağını düşündüğüm zirvede, “Yurtta barış, dünyada barış”ın yanı sıra, değişen dünyada Türkiye’nin konumunu yeni bir konseptle sunmak gerekiyor.
Bağlaçlar her dilde cümlenin anlamını belirler. Uluslararası iletişimde kullanılan İngilizcenin bağlaçlarından yararlanarak Türkiye’nin küresel ilişkilere “and”le değil, “with”le bağlı olduğunun altı çizilmeli. “And/ve” parçalıdır, vazgeçilebilir, “with/ile” bütünlüklüdür, vazgeçilemez.
Arkadaşınızla evlenin
Oyuncu Ece Dizdar televizyonda evliliğini anlatıyor. Düğünlerinde robotumsu vals yerine kasmayan bir oyun havasıyla dans etmelerini sevmiştim. Düğünü vitrinlikten çıkarıp eğlenceye çevirmişlerdi.
İşte o Ece Dizdar “Biz aslında arkadaştık” diyor, eşi için. “Arkadaşlıktan aşka dönüştü evliliğimiz. Onun için her konuda birbirimizi tamamlıyoruz.”
Aşk Yüzyılı Bitti’de, “çabuk biten ilişkilerin, hayal kırıklıklarının çözümünün neden arkadaşla evlenmek” olduğunu uzunca anlatmıştım;
Havalara uçmaz ama o kadar yüksekten de aşağıya düşmezsiniz.
Bilmediğiniz huyları sürpriz olmaz.
Tartışsanız da kopmazsınız.
Cümleniz yarım kalırsa onun tamamlayacağını bilirsiniz.
Kendinizi beğendirmek için uğraşmaz, ilişkinizde doğallaşırsınız.
AKLIMDA KALAN
Lise ve üniversite sınavları: Bu hafta liseye, haftaya üniversiteye giriş sınavları var. Çocukları, gençleri, aileleri stres içinde yaşatmanın bir çözümü bulunmalı. Oyun çağında çocukların sınav stresi, ailelerine mahcup olma hislerinden kaynaklanır. Ağır yük. “Sınav bitsin oyun oynayacağım” diyen çocuğun sesindeki keder aklınızda dursun. Herkesin kalbindeki olsun.
Categories: Kılıçdaroğlu… Hep mi kriz?
Sende Yorum yap