Piknik sepetindeki mutluluk
Kent yaşamı pikniğin değerini daha çok bilmemizi sağlıyor. İlk fırsatta açık havaya yöneliyoruz. Telefonumuz sessizdeyken bir ağacın gölgesinde, saatin kaç olduğuna aldırmaksızın kendi kurduğumuz sofrada oturmak artık âdeta bir lüks!

Bir yanda aylar sonrasına rezervasyon yapılan restoranlar, deneyim menüleri, şef masaları ve gastronomi turizmi var. Diğer yanda ise insanların yeniden bir ağacın gölgesine, yanlarına aldıkları birkaç sandviçe ya da termosa konulmuş çaya dönme isteği! Belki de bu yüzden son yıllarda piknik yeniden değer kazanıyor. Çünkü bazen en iyi sofra, en pahalı olan değil, başınızı kaldırdığınızda gökyüzünü görebildiğiniz sofradır. 18 Haziran Dünya Piknik Günü yaklaşırken bunları düşündüm. Çocukluğumuzda kimse Dünya Piknik Günü kutlamıyordu. Ama bahar gelir gelmez aileler, piknik sepetlerini hazırlar, arabaların bagajlarına katlanan masalar konur, hafta sonları açık havada kurulan sofralarda keyifli zaman geçirilirdi.
Yavaş yaşam hareketi
Bugün ise piknik yalnızca nostaljik alışkanlık olarak değil, değişen yaşam biçimlerinin bir parçası şeklinde yeniden karşımıza çıkıyor. Dünyada son yıllarda yükselen yavaş yaşam hareketi, doğaya dönüş arayışı ve birlikte geçirilen zamana verilen değerin artmasıyla insanlar yeniden açık havaya yöneliyor. Hatta bazı yaşam trendi araştırmacıları pikniği, “modern hayatın en lüks kaçamağı” olarak tanımlıyor. Hâlbuki lüks denilince aklımıza genellikle pahalı restoranlar, özel menüler ya da ulaşılması zor deneyimler gelir. Oysa gerçek lüks, bazen birkaç saatliğine hiçbir yere yetişmek zorunda kalmamak. Telefonu sessize almak. Bir ağacın gölgesinde oturmak ve sofrada saatin kaç olduğunu unutmaktan ibaret olabilir. Piknik yalnızca bir yemek yeme biçimi değil; biraz çocukluk, biraz özgürlük, biraz da hayatın hızına sessiz bir itiraz.
Piknik bir ritüeldir
Ülkemizde piknik yalnızca doğaya çıkmak değil, paylaşmak demek. Bir neslin hafızasında semaver çayı vardır. Karpuz soğutulan dere kenarları vardır. Annelerin bir gün önceden sardığı yaprak sarmaları, tepsiler dolusu börekler, kısırlar ve köfteler vardır. Piknik sofraları en demokratik sofralarımızdır. Kimse şef değildir, kimse misafir değildir. Herkes bir şey getirir, herkes paylaşır ve günün sonunda sofrada ne yendiğinden çok kiminle vakit geçirildiği hatırlanır. Modern hayat bize her şeyi hızlandırırken, piknik yavaşlamayı hatırlatıyor. Çiftçi pazarları, bağ sofraları, hasat etkinlikleri ve doğada kurulan uzun masalar giderek daha fazla ilgi görüyor. İnsanlar artık yalnızca iyi yemek değil, o yemeğin hikâyesini, üreticisini ve kurulduğu ortamı da deneyimlemek istiyor.
Ama işin güzel tarafı şu: İyi bir piknik için rezervasyon gerekmiyor. Şef menüsü gerekmiyor. Beyaz örtülü masalar gerekmiyor. Bir örtü, birkaç mevsim meyvesi, özenle hazırlanmış birkaç lezzet ve sevdiğiniz insanlar yeterli. Belki de mutluluğun en ulaşılabilir tariflerinden biri hâlâ bu kadar basit. Piknik sepetiniz için tarifimiz başarılı pasta şefi Merve Burcu Akbulut’a ait.

Keçi peynirli domatesli galette
Malzemesi:
Galette hamuru için:
250 g un (2 su bardağı)
25 g toz şeker (1 çorba kaşığı)
5 g tuz (1 çay kaşığı)
150 g soğuk tereyağı
80 g buzlu su (yarım çay bardağı)
5 g elma sirkesi (1 tatlı kaşığı)
Keçi peyniri kreması için:
70 g labne
120 g keçi peyniri
10 g taze fesleğen
5 g taze kekik
3 çorba kaşığı sızma zeytinyağı
1-2 g rende muskat
Üzeri için:
10 adet kırmızı kiraz domates
10 adet sarı kiraz domates
Deniz tuzu
3 çorba kaşığı sızma zeytinyağı
Yapılışı: Un, şeker ve tuzu karıştırın. Küp küp kesip dondurucuda 30 dakika beklettiğiniz tereyağını ekleyin ve parmak uçlarınızla kum kıvamına gelene kadar ufalayın. Buzlu su ve elma sirkesini ilave edin. Hamuru fazla yoğurmadan bir araya getirin; yağın erimemesine dikkat edin. Hamuru buzdolabında 45 dakika dinlendirdikten sonra, iki yağlı kâğıt arasında açın ve tereyağıyla yağlanmış tart kalıbına veya cam kaba yerleştirin. Önceden 190 derecede ısıtılmış fırında, üzerine yağlı kâğıt serip nohut veya kuru fasulye ile ağırlık vererek ön pişirme yapın. Bu sırada keçi peyniri kreması için tüm malzemeyi karıştırın. Kremayı yarı pişmiş ve hafif soğumuş galetin üzerine yayın. Üzerine kırmızı ve sarı kiraz domatesleri yerleştirin, deniz tuzu serpip zeytinyağı gezdirin. 150 derecedeki fırında 10 dakika daha pişirin. Ilık ya da oda sıcaklığında servis edin.

17’nci yüzyıl Fransa’sından
Piknik kelimesinin kökeni 17’nci yüzyıl Fransa’sına uzanıyor. “Pique-nique” sözcüğü, herkesin sofraya bir katkıda bulunduğu açık hava buluşmalarını tanımlamak için kullanılıyordu. Avrupa’nın farklı ülkelerine yayılan bu gelenek, özellikle Sanayi Devrimi sonrasında şehir hayatından kısa süreli kaçışın sembollerinden biri hâline geldi. Japonya’da kiraz ağaçlarının altında gerçekleştirilen hanami buluşmaları, İngiltere’nin park kültürü, Fransa’nın kır sofraları ve Amerika’daki aile barbeküleri bunun farklı örnekleri.

Kuru köftesiz piknik olmaz
Malzemeler
500 gr orta yağlı dana kıyma
1 adet rendelenmiş kuru soğan
1 yumurta
3 yemek kaşığı galeta unu
1 diş sarımsak
1 tatlı kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı kimyon
2 yemek kaşığı ince kıyılmış maydanoz
Yapılışı:
Tüm malzemeleri iyice yoğurun ve en az 30 dakika dinlendirin. Şekil verdiğiniz köfteleri yağlı kâğıt serilmiş tepsiye dizin. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında yaklaşık 20-25 dakika pişirin. Son birkaç dakikada ızgara ayarını açarsanız dışı daha güzel kızarır.
Piknik sırrı: Köfteleri bir gün önceden hazırlayıp buzdolabında dinlendirmek lezzetlerini artırır. Tamamen soğuduktan sonra saklama kabına alın. Yanına domates, salatalık, taze nane ve birkaç dilim ekşi mayalı ekmek eklediğinizde sade ama çok keyifli bir piknik öğünü ortaya çıkar.
Categories: Piknik sepetindeki mutluluk
Sende Yorum yap