Yapay zeka İzmir’i marka şehir yapar mı?
Yakın geçmişteki değerlerin alt üst olduğu, yapay zeka ile birlikte bambaşka bir dünyanın oluştuğu günümüzde, iş dünyasından tutun da, markalaşmaya çalışan şehirlere kadar pek çok alanda benzer sorularla karşılaşılıyor:
★★★
■ Yapay zeka çağında markalaşma nasıl olacak?
■ Markalaşmanın yol haritası yeni düzende nasıl şekillenecek?
■ Acaba yapay zeka bize kolayca marka ve markalaşma imkanı yaratabilir mi?
■ Mesela İzmir’i yapay zeka ile nasıl marka şehir haline dönüştürebiliriz?
■ Yapay zeka bu işi tek başına kıvırabilir mi?
★★★
Bu soruları sıkça duyan Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), İzmir Ekonomi Üniversitesi ile işbirliği yapıp, konu hakkında bir forum düzenlemeye karar verdi.
Bu foruma da dijital pazarlama ve tüketici kültürü alanında dünyanın önde gelen akademisyenlerinden Prof. Dr. Robert V. Kozinets’i davet etti.
★★★
Peki, bu önemli mesele hakkında neler tavsiye etti ünlü profesör?
Genelde şunları söyledi:
★★★
■ Markalaşma, yapay zeka çağında köklü bir değişim geçiriyor.
■ Markalar artık yalnızca ürün ve hizmet sunan yapılar değil, dijital topluluklar içerisinde şekillenen kültürel ekosistemler haline geldi.
■ Günümüz rekabetinde marka değeri, şirketlerin anlattığı hikâyelerden çok, tüketicilerin kendi aralarında kurduğu etkileşimlerden doğuyor.
■ Markalar mesaj üreten değil, topluluk oluşturan yapılar şekline evrildi.
■ Yapay zeka marka yaratmaz, ancak içerik üretimi, veri analizi ve müşteri deneyimi yönetiminde önemli fırsatlar sunar.
■ Hiçbir teknoloji markalaşma sağlamaz, sadece marka olgusu ölçeklendirilebilir.
■ Veri size ne olduğunu söyler, kültür ise neden olduğunu açıklar.
■ Teknolojiye herkes ulaşabilir, fakat bu yarışta yalnızca kültürel anlam üreten marka yaratanlar öne çıkabilir.
■ Tüketicisiyle kültürel bağ kuramayanlar, markalaşma yolunda geri kalırlar.
★★★
İyi de, markalaşmak isteyenler tüketicileriyle o kültürel bağı nasıl kuracaklar?
Prof. Kozinets bu yolu da şöyle çiziyor:
★★★
■ Bir kere tüketiciyi hedef kitle olarak görmeyi bırakın, onlara marka ortağı gözüyle bakın.
■ Tüketicinin rolü artık değişti, bunu fark edin.
■ Dijital çağın tüketicisini yalnızca satın alma kararı veren bir müşteri olarak görmeyin.
■ Çünkü yeni düzende onlar içerik üreten, marka hikâyelerini şekillendiren ve kurumların algısını doğrudan etkileyen birer paydaştır.
■ Dolayısıyla, tüketicilerle tek yönlü iletişim kurmak yerine, ortak değer üretme anlayışıyla hareket edin.
★★★
Yani, Prof. Kozinets özetle diyor ki, markalaşmak istiyorsanız eğer, insan merkezli modeller üzerine odaklanın.
Katılımcı ve topluluk temelli bağlantılara yönlenin, onları markanıza ortak edin.
Markanızı hikayelerle, kültürel içeriklerle besleyin.
Yeni nesil tüketici davranışlarına göre şekillenin.
★★★
Şirketler için durum bu da, marka şehir olmak için çabalayan İzmir için farklı mı?
Hayır, İzmir’in marka şehir olması için de benzer yol izlenmesi gerekiyor.
İzmir üretim gücü, limanı, ihracat kapasitesi, turizmi, girişimcilik ekosistemi ve uluslararası vizyonuyla önemli bir marka şehir potansiyeline sahip, fakat hala bir marka şehir olamadı.
Demek ki..
Elindeki bütün bu değerleri küresel ölçekte daha güçlü marka hikâyelerine dönüştürmeye ihtiyacı var.
Demek ki..
Kentin potansiyelinin daha görünür ve ayırt edici bir küresel kimliğe taşınması şart.
Demek ki..
İzmir, markalaşma ajandasını daha stratejik, uzun vadeli ve kararlı biçimde ele almalı.
Benim anladığım budur.
Sende Yorum yap