Bürgenstock’ta zorlu müzakere

Zor oldu, güç oldu ama sonunda oldu; Cuma günü İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında buluşması beklenen ABD ve İran müzakere heyetleri masaya ancak Pazar günü oturabildi.

O görüşmeler için İsviçre’ye geldiğimiz Perşembe gününden bu yana yaşananları ve perde arkası bilgileri aktaralım. Cumartesi günkü yazıda paylaştığım için detaylara girmeyeceğim ama Lübnan’da devam eden İsrail saldırıları krizin ana kaynağıydı. Arabulucuların çabasıyla ABD, İsrail üzerindeki baskısını artırdı ve İran’ı masaya çekmeyi başardı.
‘Buradayız’ mesajı
ABD’nin, Başkan Yardımcısı düzeyindeki katılımla İsviçre’ye gelme iradesini yabana atmamak lazım. Çünkü Cumartesi sabahtan “görüşmenin olmayacağı” fikri ağır basıyordu. Olacaksa da en fazla ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin katılacağı düşünülüyordu. Fakat konuşabildiğim yetkilere göre, ABD anlaşmaya bağlılığını en üst düzeyde göstermek için J.D. Vance’in gelmesine karar verdi, arabulucular da bunu İran’a iletti. Bu kararla İsrail’e “Buradayız, anlaşmaya bağlıyız” mesajı verilmiş oldu.

Ortak resim verilmedi
Bürgenstock’ta ABD ve Katar heyetlerinin yan yana durduğu, karşılarında ise İran ve Pakistan heyetlerinin oturduğu, ortada ise arabulucu Pakistan ve Katar başbakanlarının olduğu bir ‘U’ masa düzeni vardı.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Genelkurmay Başkanı Asım Münir, toplantı salonuna “Sürecin başından itibaren biz vardık” dercesine çok erken girdi, heyetleri dakikalarca ayakta bekledi. Ardından onlara Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani katıldı. ABD Başkan Yardımcısı J.D Vance ile heyeti geldikten sonra da açıklamalar başladı. Dikkat çeken, İran heyetinin ABD tarafıyla görüntü vermemesi ve basının karşısına çıkmamasıydı. Belli ki Tahran bunun erken olduğunu düşündü, tıpkı Pakistan’daki gibi bu resmi vermekten çekindi.
İran heyeti otele döndü
Basın açıklaması bölümünde J.D. Vance’e Lübnan soruldu. O da üç gün öncesine göre daha iyi bir noktada olduklarını ama Lübnan konusunda çalışmayı sürdüreceklerini söyledi. “Başkan orada da çatışmaları bitirmek için yoğun çaba sarf ediyor” diye ekledi. Lakin onun bu sözlerinden dakikalar sonra ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medyasından, “Lübnan’daki vekil güçlerinizi durdurmazsanız, daha sert vururuz” tehdidini savurdu. Bunun, Trump’ın bir müzakere taktiği olduğunu artık herkes anlamıştır. Bir bakıma Trump “kötü polis”, J.D. Vance “iyi polis” olarak devredeydi. İran heyeti, Trump’ın tehditlerine tepki olarak otellerine dönse de masadan kalkma gibi bir durumun söz konusu olmadığı kaydedildi.
Yol haritası
14 maddelik mutabakatın ilk 5 maddesi, Lübnan dahil saldırıların durması ve Hürmüz Boğazı’nın açılmasıyla ilgiliydi. 60 gün sürmesi beklenen teknik görüşmelerde ise taraflar İran’ın nükleer programını, dondurulmuş varlıkların hangi adımlar karşılığında çözülmesi gerektiğini, yaptırımların kaldırılması için atılacak adımları takvime bağlamaya çalışacak.
Dolayısıyla önümüzde uzun bir süreç var. İki taraf, buradaki ilk görüşmede müzakere yönteminin nasıl olacağı, hangi komitelerin nasıl çalışacağı gibi konularda bir çerçeve koymaya çalıştı. Bu satırlar yazılırken detayı yoktu ama muhtemelen siyasi-ekonomik ve yasal konularda eşzamanlı çalışan komiteler göreceğiz.

Ev sahipliği!
Son olarak ev sahibi İsviçre’ye de ayrı bir paragraf açmak gerekiyor. Anlaşmanın tarafları ve arabuluculara ‘iyi’ bir ev sahipliği gösteren Bern, sürecin perde arkasında kalan ama yine de çok önemli katkılar veren ülkelere davette aynı saygıyı göstermediğini aktaralım.
11 Nisan’da başlayan bu süreçte Pakistan ve Katar’ın yanı sıra Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır gibi ülkelerin çeşitli vesilelerle farklı itici etkileri olmuştu. Resmi imza töreni olmasa da, bu ülkelere temsilci düzeyinde bile davet gitmemiş olması dikkat çekiciydi. Gazetecilerine gelince, bizler zaten akreditasyon sürecine dahil bile edilmedik. Kapılar 4 ülke dışında gelen gazetecilere kapalıydı.
Categories: Bürgenstock’ta zorlu müzakere
Sende Yorum yap