s

Aldım verdim ben seni yendim!

CHP’deki çatışma dinamiğinde iki taraf da fiziki olarak karşı karşıya gelme olasılığını azaltmış görünüyor…Özgür Özel, “CHP’li milletvekillerin çoğunluğu benimle” deyip grup toplantısı anlamında “mutlak hakimiyet” havasında... Ama bu Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında konuşma kararından geri adım atması ya da vazgeçmesi anlamında değil, taktiksel değişiklikten kaynaklı bir öteleme durumu daha çok... Genel Başkan sıfatıyla kendisini destekleyen daha az sayıdaki bir milletvekili katılımıyla yapılan bir grup toplantısı görüntüsü vermek istememiş olabilir, siyaseten bu da anlaşılabilir bir durum ancak asıl neden belli: Kılıçdaroğlu şu an önceliği partiyi, örgütü dizayn etmeye vermiş durumda…İhraç edilen, görevden alınan, yeni atamalar yapılan il başkanları var. Bunun sayısı da ilerleyen süreçte artacak, ilçelere de yayılacaktır büyük olasılıkla… Bu ne demek? Partiye hakim olmak.. Parti demek sadece Meclis grubundaki vekillerden oluşmuyor.. 81 il ve yüzlerce ilçe örgütü bulunuyor ve teşkilata hakim olmak çok önemli.. Kaldı ki yaklaşan bir seçim gerçekliği var, her seçimde de parlamentodaki vekillerin büyük çoğunluğunun yenilendiği de biliniyor. Bu CHP için de geçerli... CHP’li vekillerin yeni bir parti durumunda ayrılıp, ayrılmama konusundaki ikircikli hallerinin nedeni de bu zaten... Giderim ya da kalırım diyenlerin yanı sıra kararsız olanlar da var. Sayıları da epey fazla... Değişen havayla birlikte düşünceler de etkilenebilir. Herkesin kendine göre siyaseten bir hesabı, beklentisi var nihayetinde ve güce göre de pozisyon alma durumu farklılaşabilir...

★ ★ ★

Bir de belediye başkanları ayrışma meselesi var... Onlar da CHP’de kalmak ya da olursa yeni bir partiye gitmek veya tartışmadan rahatsız olup bağımsız kalmak arasında git-gel yaşıyorlar... Bu anlamda istifalar, iktidar partisine katılımlar da oluyor. CHP içindekieksenler, kutuplar ideolojik olarak birbirinden çok kopuk... Son yerel seçimlere koalisyon partisi gibi girmişler, şimdide ayrışıyorlar gibi sanki.. Hemen her gün milletvekilleri benzeri belediye başkanlarının da Kılıçdaroğlu mu yoksa Özel yanlısı mı olduğu, olacağına dönük hesaplar yapılıyor. Ayrıca İmamoğlu’nun destekçisi ya da ondan yana olanlar da hesaplamada bir başka detayı oluşturuyor...

Bu denklemde en sıkıntılı olan da Mansur Yavaş elbette… Herkes tarafına çekmeye çalışıyor, CHP’de şu sıralar paylaşılamıyor. Yavaş ise tartışmaların hiçbir yerinde olmak istemiyor. “CHP’den ayrılmam, kalıyorum” dese bir problem, “Kurulacak yeni bir partiye giderim” dese bir başka problem.. Onun için de şu anda pozisyonumu koruyayım, eleştirileri hiçbir şekilde üzerime almayayım tavrında... Dolayısıyla şu an CHP’deki tek sabit figür Mansur Yavaş...

Onun dışında hem yerel düzeyde belediyelerde, hem mecliste milletvekillerinde, hem Parti Meclisi’nde bir paylaşım dağılım var... Seçmen nezdinde de aynı görüntü söz konusu.. Buna bağlı olarak da CHP’nin her katmanında çatışma ve gerilim yaşanıyor. Son İzmir İl Başkanlığı örneğinde olduğu gibi...

★ ★ ★

Bu manzaraya bakıldığında Kılıçdaroğlu’nun kafası net, Özel’in kafasının ise karışık olduğu ortada. Özellikle de İmamoğlu ile arasındaki yeni partinin zamanlama ve çizgisindeki görüş ayrılıkları nedeniyle... Özel sol gösteriyor, İmamoğlu hepten sağa çekiyor. Biri CHP’den hemen ayrılalım, diğeri ihraç edilene kadar bekleyelim diyor. Bu çelişkilerden kaynaklı İmamoğlu ize Özel arasında yol ayrımı olabileceği iddiaları dahi var. Evet şu anda psikolojik üstünlük ve kamuoyu algısı anlamında avantajlı gibiler ama mutlak butlan kararına karşı doğru dürüst bir hazırlık, yol haritası yapmadıkları da ortada. Geçen yılın eylül ayından bu yana konuşulup, tartışılan mesele olmazmış gibi düşünülmüş belli ki... An itibarıyla yapılan hamleler de grup konuşmalarını ben aldım, şu kadar vekil benden yana, belediye başkanları bir işaretimle bizimle hareket eder, seçmen nezdinde de desteğim var söylemleri üzerine kurgulu sadece... Diğer taraf ise MYK, YDK üzerinden ihraç ve atamalara odaklı örgüt dizaynıyla yepyeni bir CHP kadrosu kurma hesabında... Hani eskilerde mahalle maçları öncesinde takım kaptanlarının, adam seçmek, ilk adam seçme hakkını kazanmak maksadıyla karşılıklı birbirlerine adımlayarak yaptıkları “aldım verdim ben seni yendim” diye en güçlü takımı kurma ritüeli vardı ya aynen ona benzer bir durum söz konusu... Ama kendi aralarındaki maçın neticesi gibi siyasette de sandık sonucu için kesin konuştuğunda olası hayal kırıklıkları da bilinen bir durum.. Kendini güçlü görmek, saha gerçekliğinde başarı için yetmiyor yani...

Categories: Aldım verdim ben seni yendim!

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son Dakika

>

Düzce güne depremle uyandı

>
>
>

Tüm Haberler

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.