s

İngiltere sıcağı = klimasız Marmaris

İngiltere’de bazı bölgelerde hava 34 - 35 dereceleri buluyor haber bültenlerine göre. Ama gerçek hayat daha sıcak. Arabanın termometresinde 41 derece gördüm dün. Son 10 yıldır bütün dünyada yaşanan “aşırı sıcaklar” artık iyice rutin oldu. Bakmayın siz televizyonların, internet haber sitelerinin, günlük gazetelerin korku salan manşetlerine her yaz aynı şeyi yaşıyor artık İngiltere ve Avrupa. Her yaz yeni bir sıcaklık rekoru kırılıyor. Alıştı insanlar.

34-35 dereceler Türkiye’de pek çok yerde sıradan işler biliyorum. “Ne var yani” diyebilirsiniz. Ama İngiliz sıcağıyla Türkiye sıcağı arasında farklar var. Bizde müthiş bir icat var bir kere sıcaklara karşı; klima. Duvarı delinip dışarı bir klima hortumu salınmamış, o klima hortumunun duvara monte edilmiş klima ünitesinde bağlanmadığı ve o ünitenin pervanesinin yılın en az yarısında dönmediği bina yok neredeyse. Şimdi düşünün hava Marmaris gibi ama klima yok. İşte size Londra sıcağı.

İngiltere’de (sanırım Avrupa’nın çoğu yerinde de) klima yok değerli okurlar. Evlerde klima çok az rastlanan bir özellik. Çünkü normalde bu ülkelerde hava soğuk, hava serin. Herkes evini ısıtmaya çalışır, soğutmaya değil. Bütün mimari buna göre şekillenmiştir. Ve en önemlisi şehrin büyük kısmı eski yapılardan oluşuyor, bunların çoğu da koruma altına binalar olduğundan duvara kafanıza göre klima takmak yasak. Hatta neredeyse imkânsız.

Hava bu kadar ısındığında çaresiz kalıyor İngilizler. O kadar ki insanlar kendilerine ait tek klimalı alan olan arabalarına doluşuyorlar. Evde çalan sayısı pandemiden bu yana arttığından ofise gidip kemikleri donduran klima serinliğinde sıcaktan yırtmak artık yok. İnsanlar bir yere gitmeden arabalarının içinde çoluk çocuk oturuyorlar. Dün markete doğru yürürken evlerin önünde park etmiş sıra sıra arabaları hayretle izledim. Bebekli anneler, yaşlılar, bir araya gemiş arkadaş grupları araçların içinde oturmuş sıcağın geçmesini bekliyor. Hele öğleden sonra iyice çekilmez oluyor sıcaklar.

Aslında bu şekilde durmak ve motoru çalıştırmak hem havayı kirlettiğinden hem de gürültü kirliliğine neden olduğundan yasak, cezası var. Ancak tabii arabanız elektrikliyse problem yok. Londra’da içi dolu halde duran araçlar, içi dolu halde giden araçlardan fazla olabilir şu ara.

Markete ulaştığımda başka bir garabetle karşılaştım. Bütün raflar boştu. Hayır pandemi zamanında olduğu gibi insanlar panik alışverişi yapmamıştı. Soğutucular yetersiz olduğundan ve marketlere ulaşan soğuk zincir bozulduğundan ilgili ürünlerin bulunduğu rafların tamamı boştu. Onlarca boş reyon. Kepenkler indirilmiş. Başlarında görevliler insanların sağda solda kalmış herhangi bir ürünü yanlışlıkla almaması için nöbet tutuyor. Derin dondurucular da boşaltılmış. Sıcakta dondurma bile yok anlayacağınız. Peynir, süt ürünleri, et ürünleri yok. Peynir ekmek bile yiyemezsin. Sade ekmek var. Bir de tabii meyvalar var. Ve karpuz var. Böyle günlerin dostu. Karpuz satılan bazı küçük marketlerde (sadece bunlarda bizim bildiğimiz büyük ve sulu karpuzlar satılıyor) kuyruklar var. Bakın abartmıyorum insanlar kocaman karpuzların dilimlenmesini beklerken sıra oluşmuştu. (Tam karpuz satın almak diye bir şey yok İngiltere’de. Yarım ya da çeyrek satılıyor.)

Metro ve toplu taşımanın da sıcaklarla başa çıktığını pek söyleyemem. Metroda sıcak buhar gibi rüzgârlar esiyor. Vagonların içi de pek farklı değil. Klimalar yetmiyor. İnsanlar böyle günlerde elektrikli küçük pervanelerle dolaşıyor. Herkesin elinde, boynunda bir tane. Gidecekleri yere kadar hayatta kalmaya çalışıyorlar.

Metro gibi otobüsler de cehennem sıcaklarından etkileniyor. İki katlıların üst katı güneşi tepeden aldığından tam anlamıyla cehennem gibi. Alt katta yığılma olduğundan ortam tıklım tıkış. Bir yerlere gitmek isteyenin işi zor.

Sizin anlayacağınız mevsim normallerinin yaz boyu gün içinde 20’lerde, geceleri 10-11 derece civarında olduğu bir şehir 35’leri görünce su kaynatıyor. Ama sıcağın iyi yanları da var. Şehrin dört bir yanında yerden fıskiyeli platformlarda donla mayoyla koşturan çocukların neşesi görülmeye değer. Fıskiye yoksa da bahçe hortumu var neticede. Yaz kış fark etmez, çocuk olmaktan daha güzel bir şey var mı şu dünyada?

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.