Bafra’dan Çarşamba’ya mutfak mirası rotalar

Samsun Kültür Yolu Festivali’nde, Bafra’dan Çarşamba’ya, Kavak’tan Atakum’a uzanan bir rota izledik. ‘Lezzet Nokta’larında Samsun’un üretim kültürünü, göçlerle şekillenen mutfak hafızasını, güçlü fırın geleneğini ve Karadeniz’in bereketini aynı hikâyenin parçaları olarak keşfettik
Son yıllarda seyahat alışkanlıkları dönüşüyor. Gidilen yerlerin üretim kültürünü, yerel ürünlerini ve sofralarını keşfetmek de önem kazanıyor. Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin gastronomi ayağı olan Lezzet Noktası projesi de tam olarak bu anlayıştan doğmuş. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) yürüttüğü çalışma, şehirlerin gastronomi hafızasını görünür kılmayı, yerel işletmeleri desteklemeyi ve ziyaretçilere şehirleri daha bütüncül deneyimleme fırsatı sunmayı amaçlıyor.
TGA Genel Müdür Yardımcısı Dr. Elif Balcı Fisunoğlu’nun sözleriyle “Gastronomi artık yalnızca yeme içme deneyimi değil; kültürel mirasın korunması, şehir deneyiminin zenginleştirilmesi ve turizm çeşitliliğinin artırılması açısından stratejik bir alan.”
Bu yıl projeye yeni bir boyut da eklenmiş. Festival kapsamında bazı şehirlerde gastronomi dünyasının deneyimli isimleri ‘ev sahibi’ olarak görev alırken, farklı şehirlerden gelen şefler, yazarlar ve uzmanlar da ‘konuk’ olarak rotalara katılıyor. Böylece yalnızca şehirler değil, bilgi, deneyim ve gastronomi kültürü de paylaşılmış oluyor. Samsun gastronomi yolculuğumuzda mutfak araştırmacısı Adnan Şahin ev sahipliğinde akademisyen şef Asuman Kerkez, ülkemizin önde gelen şeflerinden Deniz Şahin ve Duran Özdemir ile üç gün boyunca Samsun’un gastronomi hafızasını keşfettik. Bafra’dan Çarşamba’ya, Kavak’tan Atakum’a uzanan bir rota izledik.

İlk lezzet durağı Bafra
Samsun Kültür Yolu Festivali’nin Lezzet Noktası seçkisinde 44 restoran yer alıyor. Bizim rotamız ise bu geniş seçkinin farklı duraklarından oluşuyordu. İlk noktamız Bafra’daydı. Niyazi Kesim’in efsane pidesiyle keşfimiz başladı. İnce hamuru ve kendine özgü tekniğiyle hazırlanan pide, bölgenin gastronomi kimliğinin en güçlü simgelerinden biriydi. Ancak Samsun mutfağı yalnızca pideyle anlatılabilecek bir mutfak değil. Yeşiloğlu Restoran’da tattığımız Karadeniz’in doğasından gelen kırçan otu, Nebiyan Dağı’nın eteklerinde yetişen aromatik fasulye ve bölgeye has Karayaka kuzusu, Samsun’un ürün çeşitliliğini ve tarımsal zenginliğini ortaya koyuyordu.

Çarşamba’nın fırın geleneği
Çarşamba’da ilk olarak İstek Pide’de ilçenin en önemli gastronomi değerlerinden biri olan Çarşamba pidesiyle tanıştık. Bafra pidesinin gölgesinde kalmış gibi görünse de kendine özgü dokusu ve hamur yapısıyla bence gezinin en lezzetli sürprizlerinden biriydi. Ardından Çarşamba Şehir Lokali’nde odun ateşinde pişen dönerin tadına baktık. Özakkaya Fırını’nın kıvratması, kuru simidi ve nokulu ise Çarşamba’nın köklü fırın geleneğini gözler önüne seriyordu.

Bir sofrada Samsun
Samsun’un balık ve meze denildiğinde ilk akla gelen adreslerinden Pamuk Kardeşler’de tattığımız levrek çıtlaması ise ev mutfağından restoran mutfağına taşınmış yöresel tariflerin en güzel örneklerinden biriydi. Ballı Baba Dondurması da bir şehir klasiği gibiydi. Kavak’ta Meşhur Menemenci Dayı’da tattığımız Çakallı menemeni de sade bir köy yemeğinin zamanla nasıl bölgenin gastronomi simgelerinden birine dönüşebileceğini gösteriyordu. Yolculuğun en etkileyici anlarından biri ise Venn Butik Otel’in bahçesinde gerçekleşen Bir Sofrada Samsun buluşmasıydı. Pide çeşitlerinden mübadil mutfağına, darplı pilavdan yöresel tariflere uzanan seçki, Samsun’un gastronomi panoramasını tek bir sofrada bir araya getiriyordu. PastaHane, pasta şefi Türkan Turaman’ın üretim tutkusuyla kardeşi Nezaket Turaman’ın işletme vizyonunun birleştiği, Samsun’un yeni nesil gastronomi duraklarından biri. Gülhan Restoran, Lezzet Döner, Çiftlik Et Lokantası ve İkizler Tandır ile devam eden keşfimiz sırasında bir kez daha gördüm ki Samsun mutfağı tek bir ürün üzerinden okunamayacak kadar zengin.
Yolculuğumuzu Sheraton Grand Samsun’da Adnan Şahin ve Executive Chef Abdullah Erdemir’in hazırladığı kahvaltıyla tamamladık. Aslında bu kahvaltı, üç gün boyunca gördüğümüz büyük resmin özeti gibiydi: Güçlü yerel ürünler, köklü üretim kültürü ve sahip olduğu değerleri yeniden anlatmaya başlayan bir şehir. Ve galiba Kültür Yolu’nun en önemli başarısı da burada yatıyor. Şehirleri gezilen yerler olmaktan çıkarıp dene-yimlenen hikâyelere dönüş-türmekte...

Arka bahçede Ege havası
Etiler’de konumlanan Cozy İstanbul, bu yaz misafirlerini arka bahçesinde hayat bulan yeni konsepti Mini Taverna ile tanıştırıyor. Ege kıyılarındaki bir avlu restoranının sıcak atmosferi, doğal dokularla şekillenen tasarımıyla mekân paylaşım kültürünü, açık ateş pişirme tekniklerini ve mevsimsel ürünleri merkezine alıyor. Tamamen açık havada, avlu atmosferinde tasarlanan restoran; Cozy’den bağımsız mutfağı ve kendine özgü menüsüyle faaliyet gösteriyor. Şef Hüseyin Kılıç liderliğinde hazırlanan menüde; tarama, kızarmış Girit kabağı ve sirkeli ılık ahtapot gibi başlangıçlar öne çıkarken, dana kaburga orzo, karides orzo ve otlu peynirli pide gibi imza lezzetler sofraya eşlik ediyor. Açık ateşte hazırlanan ızgara ürünler ise mutfağının merkezinde yer alıyor ve menünün karakterini şekillendiriyor.

Misafir hafızasında saklı
Samsun’un son yıllardaki dönüşüm hikâyesinin dikkatleri çeken isimlerinden biri Venn Group Yönetim Kurulu Başkanı Vennas Akyol. Küçük bir havalimanı büfesinde başlayan girişimcilik yolculuğu, bugün gastronomiden konaklamaya uzanıyor. Bu vizyonun gastronomideki yansıması ise Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin Lezzet Noktaları seçkisinde de yer alan Venn Restaurant. Çarşamba ve Bafra ovalarının bereketini, Karadeniz yaylalarının ürünlerini ve Samsun’un mutfak hafızasını aynı sofrada buluşturan restoran; Nebiyan fasulyesinden Karayaka kuzusuna, darplı ciğer sarmadan Çarşamba keşkeğine kadar bölgenin gastronomik mirasını günümüz yorumuyla sunuyor. Yerelliği yalnızca bir söylem olarak değil, mutfağın temel yapı taşı olarak gören Venn, Samsun’un gastronomi potansiyelini görünür kılan önemli adreslerden biri. Akyol’un sıkça kullandığı bir kavram var: Misafir hafızası. “Ben misafir memnuniyetinden çok misafir hafızasına inanıyorum” diyor. Yıllardır yüzlerce restoran ve otel deneyimlemiş biri olarak buna katılmamak mümkün değil. Bazı tabakları unutursunuz. Ama bir sofrada hissettiğiniz duyguyu unutmazsınız.
Belki de Venn’i farklı kılan şey tam olarak bu.
Categories: Bafra’dan Çarşamba’ya mutfak mirası rotalar
Sende Yorum yap