Kadir Abi’nin ardından...


Bugün son yolculuğuna uğurlayacağımız Kadir İnanır’la tanışıklığım ve samimiyetim, magazinciliğe başladığım 80’li yıllara dayanır. Kadir Abi’yle sanatçı–muhabirden öte güçlü bir hemşehrilik bağımız vardı.
80’li yılların sonunda ‘Zirvedeki Karadenizliler’ başlıklı röportaj serisi yapmıştım. Röportaj yaptıklarım arasında Cemal Ulusoy ile Yılmaz Ulusoy da vardı. Kadir Abi, onlarla çok samimiydi ve röportajlar sırasında o da bizimleydi. O röportaj serisinde herkese bir Karadeniz fıkrası anlattırmıştım. Ulusoylarla sohbet sırasında birkaç fıkra anlatınca Kadir Abi, “Bundan sonra duyduğun her fıkrayı saat kaç olursa olsun, telefon et ve bana anlat” demişti.
Dediğini yapmış, birkaç kez arayıp fıkra anlatmıştım. Bir gün yine aynısını yapmıştım. Temel’in oyuna geldiği fıkrayı anlattıktan sonra Kadir Abi, “Fıkra güzel ama, bunu başkasına anlatma” deyip telefonu kapatmıştı.
Çünkü o, yaşarken efsane olmuş nev-i şahsına münhasır bir insandı.
Kalplerde yer edindi
Sanatçı, çok sevildiğini bildiği için, “Öldüğüm zaman Türkiye’deki her evden cenazem kalkacak” ve “Bedenim gider, ben ölmem ki! İnsanlar güzel filmlerimi izleyecek” demişti.
Kadir Abi, masa sohbetini, yedirip–içirmeyi seven biriydi. Şerif Gören, Bülent Bilgiç ve Sali Turan’lı gruplarla birçok yemekte bir araya gelmişliğimiz vardı.
Kadir Abi, rakısına buz koymaz, ama kadehini buz kovasında tutardı.
İnanır’ın “Akil İnsanlar”la Anadolu’yu dolaştıkları grubun başında Rifat Hisarcıklıoğlu vardı.
Görevli, heyetin konaklamalarını Hisarcıklıoğlu’nun karşılayacağını söyleyince, “Olmaz öyle şey” deyip kendi parasını ödemişti. Çünkü o, barışa inanıyordu ve son yıllarını bu uğurda harcamıştı.
Yolun sonu görünüyor!
Kadir Abi, evine takım gazete alan, farklı görüşteki köşe yazarlarını ve yazılarımı okuyan, bazen telefon açıp kutlayan ya da eleştiren biriydi.
Ebru Yaşar’la efsane ‘Takanic’ pozu verdikleri baba ocağı Fatsa seyahatimizdeki yemekte Kadir Abi, “Sana bir sürprizim var” deyip beni, ‘Yolun Sonu Görünüyor’ ve ‘Halil İbrahim’ gibi hit eserleri yazan dolmuş şoförü Dursun Ali Akınet’le tanıştırmıştı.
Kadir Abi’yi en son Teşvikiye’de görmüştüm. Arif Keskiner’in cenazesine erken gitmiştim, vakit geçirmek için oturduğum Sütiş’e o da gelmişti. Beynine pıhtı attıktan sonra yürüme güçlüğü çektiği için yapımcı Ali Gündoğdu, “Dayı” dediği sanatçıya destek olmuştu. Kadir Abi’yi o hâlde görmek içimi acıtmıştı.
Sonrasında da bir sürü rahatsızlık ve tedavi süreci geçirdi sanatçı.
Birkaç ay sonra bir akşam cep telefonum çaldı, arayan ressam Sali Turan’dı. Çamlıca’daki Romatem’de fizik tedavi gören Kadir İnanır’ın yanında olduğunu anlatan Sali, “Onlar da sana selam vermek istiyor” diyerek telefonu önce Romatem’in kurucusu hemşehrimiz Dr. Köksal Holoğlu’na ardından da Kadir Abi’ye vermişti. Kadir Abi, kısık bir sesle, “Köksal’ın telefonunu al, onunla konuş, burada olduğum bir gün gel” demişti, ama tanıdığım en karizmatik insanı o hâlde görmeye gönlüm elvermedi.
Kadir İnanır ve Tarık Akan, Türk Sineması’na damga vuran jönlerdi. İkisi de gidince Yeşilçam’da bir dönem bitmiş oldu.
Onu hep gülen yüzü ve güzel anılarımızla hatırlayacağım.
Güle güle Kadir Abi... Mekanın cennet olsun...
GÜNÜN SÖZÜ
“Hayat bir masaldır, ne kadar uzun olduğu değil, ne kadar güzel olduğu önemlidir.” (Seneca)
Categories: Kadir Abi’nin ardından...
Sende Yorum yap