İki CHP’de de kaybet kaybet kaygısı!..

İki ayrı CHP’de fiili bölünmenin, resmiyete dönüşmesi oldu, oluyor gibi artık… An itibarıyla konuşulanlar “yeni partinin adı şu mu olacak yoksa bu mu” üzerine daha çok... Saflara bakıldığında da taraflar açısından görece bir durum söz konusu... Milletvekilleri, belediye başkanları, il-ilçe teşkilatları odaklı yapılan bölme, toplama, çıkarma hesapları tahterevalli gibi bir o tarafa bir bu tarafa ağır basıyor... Dışarıdan destek arayışları ve karşı tarafa köstek çalışmaları ise tam gaz devam ediyor. Bu anlamda da pazarlık, kapı arkası verilen sözler, ikna olmayana dönük mahalle baskıları ne ararsan var. İki taraf da kendi bloğunun destek katsayısını artırmak için her yolu zorluyor. Hatta bu öyle halde ki farklı bir seçeneğe hoşgörü, müsamaha asla yok. “Tarafını seç” veya “siyaseten ya benimsin ya da kara toprağın!” noktasında. Bu da sadece siyasi aktörler ve bölünmüşler açısından değil, onlara gönül veren tabanları, taraftarları için de geçerli... Yarattığı rüzgâr, psikolojik-sosyolojik etki ve arkasındaki olası oy potansiyeliyle bağlantılı olarak tabii... Bu anlamda özellikle Özel ve ekibinden gelen açıklamalar “Ayrılırsak CHP’nin sadece logosu kalır, oyları yüzde2-3’ü geçmez, bizde 30-35’lerde bir oranla ana muhalefet oluruz” gibi oldukça iddialı... Kılıçdaroğlu cephesinin görüşü ise tam aksi yönde ve “Seçmen nezdinde aslolan CHP markası” şeklinde... Özel’in ayrılıp ayrılmama ikircikliğinin nedeni de bu zaten... Dolayısıyla iki ayrı CHP’deki gerilim ve çekişmenin ülkeye değil, bildik partiye iktidar olma ritüeli olduğu açık. Ortak çözüm üretmek yerine, “Sen git, ben geleyim” mantığıyla hareket ediyorlar. “O koltuk benim hakkım” kavgası yani... Her ikisinin çevresindekilerde bunu bilerek, isteyerek körüklüyorlar çünkü onların da kendi “koltukları” söz konusu. Yok öyle değil, olsa 103 yıllık CHP’nin kurumsal kimliğinin bu kadar yıpranmasına izin vermezler, oturup bu sarmaldan ortak bir çıkış yolu aramaları gerekirdi...
★★★
CHP’deki matematik ilgisi, bölme, toplama, çıkarma hesapları sadece taraflar arası değil elbet. Buna dönük kamuoyu araştırmacılarının öngörüleri de var... Özellikle de Özel’in son yerel seçim başarısına değinerek her fırsatta “CHP’yi birinci parti yaptım’ sözleri üzerine… Onlar da şöyle diyorlar:
“Evet CHP yüzde 37.8 gibi yüksek bir oy aldı. Ama Özel’in benim dediği o oylarda İYİ parti ve DEM’in payları da var... Birçok yerde belediye başkan adayı da çıkarmadılar. Ama bir genel seçimde onlarında milletvekili çıkarma hesapları söz konusu olduğunda görüntü farklılaşabilir. Onlar da kendi oylarını artırmak derdinde olacaklar. Bir de yerel seçim sonuçlarında seçmen, özelikle de emekli kesiminin iktidara karşı tepki oyları ve sandığa gitmeme durumunun etkisi var. Kaldı ki yerel seçim başarısı ülkeyi yönetmeye talip olan CHP için bir fırsattı. Hizmetleriyle oy vermeyen seçmenleri de yakalamak anlamında. Ama belediyelerle ilgili daha çok konuşulan hizmet değil, yolsuzluk ve rüşvet iddiaları oldu. Özel’in bunu iktidar yürüyüşünü önlemeye yönelik kumpas olarak yorumlaması kendi tabanında kopmaya sebebiyet vermeyebilir belki ama karşı mahalleden beklenen oylara dönük hesapların tutması zor...”
Yani Özel bırak CHP’deki karşı tarafı kendi oy beklentilerinde bile ciddi anlamda yanılabilir... Konuşulan yeni partinin çizgisi, vitrini de CHP’li seçmen davranışını etkileyebilir...
Tabii bir de Mansur Yavaş muhalefet partilerinin ortak cumhurbaşkanı adayı olursa hesapları yapılıyor. Oda iki ayrı CHP’nin desteği olur varsayımına dayalı yine... Birlikteyken bunu yapamayanlar, bölününce nasıl yapacaklarsa?...
★★★
Böyle bakıldığında, iki ayrı CHP’de de el birliğiyle kaybet kaybet girdabına düşmek kaygısı baskın şu sıralarda... Gitmek mi yoksa kalmak mı ikilemindeki kafa karışıklığı, tereddüt halinin nedeni de bu zaten... Gidersin yeni oluşum tutar ya da tutmaz veya tutsa da sen umduğunu, beklediğini bulamazsın. Kalırsın, beklentinde umutlansa da parti yeterli başarı çıtasını yakalayamayabilir... Ancak öyle öyle ya da böyle görünür gerçeklik ise şu:
Bunlar hep şahsi meseleler, siyasi kariyer hesapları… Oysa her hal ve şarta belirleyici aktör vatandaş, seçmen de diyor ki:
Ülkeyi yönetme iddiasındaysan sen benim için ne yapacaksın, bana onu anlat, söyle...
Sende Yorum yap