Yoko Ono dokunmaya, hissetmeye, hayal etmeye çağırıyor
İçeriye girişimiz bir sergiye değil bir oyuna girer gibi oldu. Girişlerden birini seçiyordun, dört bir yanı aynalarla kaplı dar geçitten onlarca sen olarak geçebilirdin mesela. Ya da sıra sıra mavi boncukları tekrar tekrar aralayarak girebilirdin. Tırmanarak ve sürünerek geçmek de bir seçenekti. İçeride de seni onlarca seçim anı bekliyordu zaten. Katılmamak, bir parçası olmamak, değiştirmemek, değişmemek dışında birçok seçenek.
İspanya’nın León kentindeki MUSAC (Museo de Arte Contemporáneo de Castilla y León) iş birliğiyle hazırlanan “Yoko Ono: Insound and Instructure” (İçses ve İçyapı) sergisi, Sakıp Sabancı Müzesi’nde ziyarete açıldı. Sergi açılmadan bir gün önce basın toplantısıyla tanıtılırken müzenin müdürü Ahu Antmen’in kullandığı “malzemeyle değil hayal gücüyle çalışan bir sanatçı” cümlesi aklıma takıldı. Bir de “Önyargılarımızı gözden geçirmeye davet eden bir sergi” sözleri... “Varsa Yoko Ono’ya ve sanatın ne olduğuna dair önyargılarımızla...”

Sergiyi gezerken ne dediğini anladım tabii. John Lennon’ın dediği gibi “Yoko Ono hâlâ dünyanın en ünlü tanınmayan sanatçısı” maalesef. Bunu anlamak için Yoko Ono hakkında neler bildiğinizi bir aklınızdan geçirin yeter, kapıdan girmeden. Sonra da eşikte bırakın o bilgileri, içeride lazım olmayacak.
Yoko Ono’nun 1960’lardan bugüne uzanan birbirinden etkileyici şiirleri, metinleri, videoları, desenleri, heykelleri, enstalasyonları var sergide iki kata yayılmış olarak. İzleyiciye talimatları var duvarlarda. “Hayal et” diyor tabii. (John Lennon ölümünden kısa bir süre önce “Imagine” şarkısının sözlerinin büyük bölümünün ona ait olduğunu söylemişti, yazarlık kredisi Ono’ya 2017’de verildi.) Nefes al diyor, hisset, dokun, şaşırt, uç, haykır!
Bir mikrofon var, “Haykır” yazıyor yanında, “1. rüzgâra karşı / 2. duvara karşı / 3. gökyüzüne karşı”. Önce çekingen çekingen yaklaşıyor insanlar, 1961 tarihli “Soprano İçin Ses Parçası” adlı performansın parçası olmaya, bir süre sonra çığlıklar eşlik etmeye başlıyor sergi gezintimize.
Beyaz bir satranç masası var, sergilerde / müzelerde görmeye alışık olduğumuz “Lütfen dokunmayınız” yazısının yerinde “Dokun” yazıyor. “Benim Annem Güzel” tuvaline annenizle ilgili düşüncelerinizi yazıyor ya da annenizin bir fotoğrafını yapıştırıyor, “Onarma Parçası” köşesinde kırılmış çanakları yapıştırarak yeni bir cisim elde ediyorsunuz: “Dikkatle onar. Aynı zamanda dünyayı onardığını düşünerek”. Boş tuvallere renkli kalemlerle daireler çizdiğiniz performansın sonunda ise ortak boyanmış dairelerden resimler çıkacak ortaya.
2013 tarihli “Yükseliş”, bütün dünya kadınlarına yaptığı çağrıyla Yoko Ono’nun en ünlü işlerinden biri. “Kadın olduğunuz için gördüğünüz kötülüğe dair bir tanıklık metni göndermeniz için sizi davet ediyorum. Tanıklığınızı kendi dilinizde, kendi sözlerinizle yazın. İsterseniz yalnızca adınızı yazabilirsiniz. Ancak soyadınızı yazmayın. Yalnızca gözlerinizi gösteren bir fotoğraf gönderin. (…) Yükseliş büyümeyi sürdürecek ve birçok ülkede sergilenecektir” çağrısına cevap veren kadınların gözleri seyircinin üstünde, tanıklıkları duvarda.
Sergide daha anlatmak isteyeceğim pek çok iş var ama en iyisi herkesin kendi gezip kendi şaşırma, hissetme, dokunma serüvenini deneyimlemesi. O günün anısına aldığım, üzerinde “Hisset” yazan beyaz defterime sergideki en sevdiğim işlerden “Temizlik Parçası”ndaki cümleleri yazdım: “Hayatındaki üzüntüleri numaralı bir liste hâlinde yaz. Bu listedeki numaralara karşılık gelen taşları üst üste yığ / Her üzüntü yaşadığında bir taş daha ekle. / Listeyi yak ve taş yığınının güzelliğini takdir et. // Hayatındaki mutlulukları numaralı bir liste halinde sırala / Bu listedeki numaralara karşılık gelen taşları üst üste yığ / Her üzüntü yaşadığında bir taş daha ekle. / Taş yığınını üzüntü yığınıyla karşılaştır. y.o.”
Categories: Yoko Ono dokunmaya, hissetmeye, hayal etmeye çağırıyor
Sende Yorum yap