s

Nostaljiye dönmeyen ‘90’lar

Pek çok açıdan bir başka zamanmış ‘90’lar. Müzikte de öyle. Bir tür dinozorluk gibi algılanmasından korkmadan söylüyorum çünkü o yıllarda doğmamış olanların da yarısından çoğunu oluşturduğu iki konser izledim peş peşe. Biri Şebnem Ferah, diğeri Mirkelam. Çıkışlarını ‘90’ların ortasında yapmış iki şarkı yazarı ve yorumcu.

Yani tabii ki “Ne güzel şarkılar yapılıyordu ve biz ne kadar güzel günler yaşıyorduk hey gidi” diye içimizden geçirerek ama bir yandan da bu şarkıların hala nasıl bomba gibi, çalıp söyleyenlerin zımba gibi, sound’larının asla ‘eskimemiş’ olduğunu da görerek. Yani bunun açıklaması bir ‘90’lar gecesi’ nostaljisi değil iyi müzik.

Şebnem Ferah’ın durumu malum, altı yıllık aradan sonra konser vereceği açıklandığı andan itibaren yer yerinden oynadı. Küçükçiftlik Park’taki ilk konserin biletleri neredeyse dakikasında tükendi, ikincisi açıklandı; 27 Haziran diye. Onun da akıbeti aynı oldu. Şimdi sırada 18 Temmuz’da Festival Park Yenikapı konseri var, 2 Ekim’de de Ankara Atatürk Orman Çiftliği.

Ben 27 Haziran konserine gidebildim. Küçükçiftlik Park’ın seyirci kapasitesi 17 binmiş, tamamı doluydu. Bir kişilik dahi nefes alanı kaldığını sanmıyorum. Ama nasıl görkemli bir görüntü ve ortak paydası Şebnem Ferah olan nasıl renkli bir kalabalık. Bu kadar kişilik bir etkinliğin gene de iyi idare edildiğini söylemek mümkün. Ancak bence bu kalabalık konserler için farklı noktalara LED ekranlar eklenmesinde fayda var, sahneyi de ekranı da göremediğiniz pek çok nokta var. Bu da pek keyifli bir konser deneyimi sunmuyor maalesef.

Ama Şebnem Ferah’ın enerjisi inanılmaz, beraber çaldığı müzisyenler müthiş, o kadar yıllık külliyattan herkesi memnun edecek bir repertuvar çıkartmayı başarmışlar. Aslında “Ne çok hiti var” daha doğru bir yorum olabilir: “Çakıl Taşları”, “Can Kırıkları”, “Sigara”, “Ben Şarkımı Söylerken”, “Mayın Tarlası”, “Sil Baştan”, “Yağmurlar”, “Fırtına”, “Bu Aşk Fazla Sana” ve daha neler neler. “Deli Kızım Uyan” da sürpriz olarak eklendi ve Şebnem Ferah iki saatten fazla arasız şekilde sahnedeydi. Konsere gel(e)meyen arkadaşlardan en çok gelen soru, sesinin hâlâ eskisi kadar iyi olup olmadığı. Bir teselli veremiyoruz maalesef, evet, çok iyiydi.

Mirkelam ise daha mütevazı bir seyirci sayısı karşısında konser verdi iki gece üst üste. İlk konser Moda Kayıkhane’deydi. Seyirciyi çok rahat ettiren bir konser mekânı burası. Bir kere İstanbul’da denize nazır konser izlemek ne büyük lüks. Karşında Mirkelam, arkanda Moda İskelesi. Mirkelam’ın da sesi tıpkı eskisi gibi, gümbür gümbür. Ara sıra “Beni oynatmayın, yaşlandım artık” gibi laflar etse de alakası yok, aynı koşan adam enerjisi. Çok saat kaldı sahnede, ara vermedi o da. İnsan inanamıyor.

Tek itirazım repertuvarda başkalarının şarkılarına bu kadar yer vermesine olacak. Evet, “Mor Menekşe” de güzel şarkı, ne bileyim “Başıma Gelenler” de öyle ama Mirkelam o kadar iyi ve üretken bir şarkı yazarı ki bu kadar saatte ondan dinleyebileceğimiz sayısız şarkısı vardı. “Her Gece”lerimiz, “Tavla”larımız, “Joker”lerimiz, “Kokoreç”lerimiz, “Asuman”larımız vardı elbette. Ne mutlu ki “Erenköy” de dinleyebildik canlı canlı ama repertuvarın tamamı Mirkelam şarkılarından oluşsa bence çok daha iyi olurdu. Umarım bundan sonraki konserlere…

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.