s

Erdem bu kez portresiyle müze koleksiyonunda

Moda dünyasında başarı çoğu zaman kırmızı halılar, satış rakamları ve ünlü isimlerin tercihleriyle ölçülüyor.

Oysa bazı başarılar çok daha sessiz geliyor.

Bir müzenin kalıcı koleksiyonuna kabul edilmek gibi…

Londra merkezli moda tasarımcısı Erdem Moralıoğlu daha önce tasarımlarıyla müze koleksiyonlarına girdi.

Şimdi ise ressam Kaye Donachie’nin 2022 yılında kağıt üzerine yağlı boya tekniğiyle gerçekleştirdiği “Erdem” portresi, sanatçının bağışıyla NPG 7244 envanter numarasıyla National Portrait Gallery’nin kalıcı koleksiyonuna dahil edildi.

1856 yılında kurulan National Portrait Gallery, Britanya’nın kültürel belleğini oluşturan en önemli kurumlardan biri.

Shakespeare’den Virginia Woolf’a, Charles Dickens’tan David Hockney’e, Vivienne Westwood’dan David Beckham’a uzanan koleksiyon, ülkenin düşünsel ve sanatsal tarihinden oluşuyor.

Bu nedenle koleksiyona eklenen her yeni isim, yaşadığı dönemin kültürel üretimine yaptığı katkıyla da değerlendiriliyor.

Bugün Erdem Moralıoğlu da bunun bir parçası.

Aslında onun kariyerine yakından bakanlar için bu gelişme sürpriz değil.

Montreal’de Türk bir baba ile İngiliz bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelen Erdem Moralıoğlu, çocukluğundan itibaren iki kültür arasında büyüdü.

Kanada’da başlayan eğitimi, Londra’daki Royal College of Art’ta şekillendi.

2005 yılında kendi adını taşıyan markasını kurduğunda İngiliz modasına yeni bir romantizm dili kazandırdı.

Ancak bu romantizm hiçbir zaman nostaljik değildi.

Tarihi bugüne taşıyan, kadın karakterleri merkeze alan ve modayı edebiyat, resim, mimarlık ve biyografiyle buluşturan özgün bir anlatımdı.

Maria Callas, Radclyffe Hall, Deborah Devonshire, Bloomsbury kadınları, Viktorya dönemi portreleri ve tarihi bahçeler, Erdem’in koleksiyonlarında ilham kaynağı oldu.

Çoğu zaman unutulmuş ya da yeniden keşfedilmeyi bekleyen hikâyeleri canlandırdı.

Belki de bu yüzden tasarımları yalnızca gardıroplarda değil, müzelerde de karşılık buldu.

British Museum’da gerçekleştirdiği defileler, Victoria & Albert Museum ile yürüttüğü projeler, Chatsworth House’da 2024 yılında açılan “Imaginary Conversations” sergisi ve Louvre’daki “Louvre Couture” sergisinde çağdaş moda tasarımcıları arasında yer alması, onun modayı yalnızca giyim tasarımı olarak görmediğini ortaya koyuyor.

Chatsworth House’daki sergi bunun en güçlü örneklerinden biriydi. Deborah Devonshire’ın yaşamı ve arşivlerinden ilham alan sergi, modanın tarih, mekan ve biyografiyle kurduğu ilişkiyi görünür kıldı. Düşes’in gardırobundan parçalar, Lucian Freud’un portresi, arşiv belgeleri ve Erdem’in tasarımları aynı serginin içinde buluştu.

Markasının 20. yılı ise başka bir kilometre taşı oldu.

Rizzoli tarafından yayımlanan “Erdem” adlı kapsamlı monografi, Anna Wintour’un ön sözüyle okurla buluştu.

Glenn Close, Andrew Bolton ve Nicholas Cullinan gibi isimlerin katkı sunduğu kitap, Erdem’in tasarım dilini besleyen sanat, tarih ve edebiyat evrenini belgeleyen kapsamlı bir çalışma.

National Portrait Gallery koleksiyonuna giren portre de işte bu uzun yolculuğun doğal devamı.

Portreyi daha anlamlı kılan ise ressam Kaye Donachie ile Erdem arasındaki yıllara dayanan dostluk.

Her ikisi de Royal College of Art çevresinde gelişen yaratıcı ortamın önemli isimleri.

Donachie’nin resimleri kadın biyografileri ve tarihsel hafızayı araştırırken, Erdem’in koleksiyonları da benzer hikâyeleri kumaş, nakış ve silüetler üzerinden yeniden yorumluyor.

Ortaya çıkan portre, iki sanatçının ortak estetik dünyasını da yansıtıyor.

Bugün Erdem markasını tercih eden isimler arasında Galler Prensesi Catherine, Michelle Obama, Keira Knightley, Cate Blanchett, Helen Mirren ve Naomi Watts gibi pek çok uluslararası isim bulunuyor.

Ancak Erdem’i farklı kılan, 20 yılı aşkın süredir bağımsızlığını koruyarak kendi yaratıcı dilinden ödün vermemesi.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.