s

İnsanlar gerçekten bunu mu görmek istiyor?

Bir kadın, birkaç göçmenin gerçekleştirdiği vahşi bir cinsel saldırıya uğrar. Mahkeme saldırganlara beklenen cezayı vermez. Bunun üzerine yasaların yerine kendi adaletini koyan bir adam silahını eline alır. Bu eylemi yapanları, onları koruyanları, buna seyirci kalanları, suçlusundan yargıcına herkesi öldürür. Citizen Vigilante böyle bir film.

Film insanı derinden sarsacak bir trajediyle başlasa da seyirciye çok tehlikeli bir fikri pazarlıyor: “Adalet işlemiyorsa, infaz meşrudur.”

Sinema tarihinde intikam filmleri her zaman çekildi. Fakat bu filmde bireysel bir intikam hikâyesi, hukukun ve yargının itibarsızlaştırıldığı siyasi bir anlatıya dönüşüyor. Özellikle mültecileri ve failleri sokağa salan hukuk sistemini hedef tahtasına koyan film, birçok yerde yasaklandı. Fakat İslamofobi ve aşırı sağcı göçmen karşıtı söylemleriyle tartışılan Elon Musk “İnsanların görmek istediği bu” diyerek, filmi X platformunda milyonlarla paylaştı.

Filmin altındaki bazı yorumlar ise hayli endişe verici. İnsanlar, filmde mültecilere yönelik infazları haklı buluyor, benzer yöntemlerin gerçek hayatta da uygulanmasını savunuyor. Hukukun yerine silahı koyan bir hikâye, milyonlarca insan tarafından alkışlanıyor.

★★★

Elbette dünyanın en büyük sorunlarından biri olan düzensiz göçe karşı devletlerin de sınırlarını koruma hakkı vardır. Suç işleyen herkes, kimliği ne olursa olsun elbette yargılanmalı ve hak ettiği cezayı almalıdır. Bazı mültecilerin işlediği ağır suçlar karşısında toplumların yaşadığı huzursuzluk ya da infial ise ne yabancı düşmanlığıdır ne de ırkçılık.

İnsan nefret edebilir. Birini öldürmek isteyecek kadar öfkelenebilir. Zihninde en karanlık senaryoları kurabilir. Bunların hepsi insana ait duygulardır. Fakat o düşünceleri eyleme döktüğün an yalnızca öfkeli değilsin; tehlikeli olmaya da başlamışsındır. Hukukun varlık nedeni de tam olarak budur: Şiddet, intikam gibi duyguları bireyin elinden alıp adaletin önüne koyar.

Çünkü hukuk insan olmamızı sağlayan düşünce ile eylem arasındaki o görünmez çizgidir. Film o görünmez çizgiyi siliyor, şiddeti çözüm gibi sunuyor. Yargısız infazı da adalet gibi pazarlıyor. Seyirci ise farkına varmadan hukukun değil, öfkenin tarafını tutmaya başlıyor.

★★★

Suçun ve suçlunun cinsiyeti, milliyeti, dili, dini ya da ırkı yoktur. Suç suçtur. Fakat tarih bize büyük felaketlerin bir sabah ansızın başlamadığını gösterdi. İnsanlar önce Yahudi, mülteci, siyah gibi kimliklerle anılır. Sonra bütün bu topluluklar, birkaç kişinin suçuyla özdeşleştirilir. O noktadan sonra yapılan kötülükler daha kolay meşrulaştırılır.

Musk, hukukun yerine şiddeti meşrulaştıran bu filmi paylaşırken gerçekten insanların görmek istediği şeyin bu olduğuna mı inanıyor? Yoksa algoritmalarla insanların hangi koşullarda hukukun yerine şiddeti meşru görmeye başladığını gösteren veriler mi toplanıyor.

Öyle ya, teknoloji devleri yıllardır bu sayede dinlediğimiz müzikten izlediğimiz filme, satın aldığımız üründen neyi tıkladığımıza kadar her şeyi biliyor, insanların neye öfkelendiğini ölçebiliyor.

Ama aynı algoritmalar, o öfkenin neden doğduğunu göstermiyor. Çünkü nefret edilen mültecilerin büyük bölümü durduk yere ülkelerini terk etmedi...Kim onların şehirlerini bombaladı, kim ülkeleri işgal edip geriye yıkılmış şehirler, parçalanmış toplumlar ve yerinden edilmiş milyonlar bıraktı?

Ne büyük bir çelişkidir ki önce insanların ülkelerini yaşanmaz hale getiriyoruz, sonra da hayatta kalabilmek için bize sığınanlardan rahatsız oluyoruz. Belki de asıl soru, insanların neyi görmek istediği değil; onlara yıllardır neyin gösterildiğidir.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.