Beklentiler, NATO ve gelecek

Bu hafta dünyanın gözü Türkiye’de olacak. Birçok ülkede Türkiye haberleri izlenecek.
Her ülkenin ve liderinin beklentisi farklı. Ama gözler ABD Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’da olacak.
Ayrıca Türkiye nasıl misafirperver olduğunu da tüm liderlere gösterecek.
Türk yemekleri herkesi etkileyecek.
AB liderleri Türkiye’nin gücünü daha yakından görecek.
Bölgedeki saygınlığını görecek.
Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan olmasaydı NATO toplantısına katılmayacağını dile getirmişti.
Birçok NATO toplantısını yurt dışında izledim. Başka ülkelerdeki G20 zirvelerine de gittim. Antalya’daki G20 zirvesini de izledim.
Ama Türkiye kadar hazırlanan ve en güzel şekilde olması için titiz çalışan bir ülke görmedim.
Televizyonlar tarafından zirve hazırlıkları biraz magazinleşse de her şey düşünülen bir zirve görecek gibiyiz.
Özellikle AB ülkeleri Türkiye’yi daha yakından görecek.
Sürekli NATO’da yeni dönem yorumları yapılsa da bence bazı ülkelerde de yeni dönem olabilir. Çünkü AB ve ABD’nin beklentileri farklı, gelecek vizyonları farklı.
AB içinde bile farklı sesler çıkarken nasıl bir NATO ortak sesi çıkacak göreceğiz.
Sonuç ya NATO değişecek ya da AB ülkeleri değişecek. Yeni bir NATO dönemi başlayacak.
Zirvede, AB liderliğine soyunan Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile ABD Başkanı Trump’ın rekabetini de fazlasıyla göreceğiz.
AB elinin güçlenmesini istiyorsa Türkiye’yi oyalama politikasını da değiştirmek zorunda. Yoksa Trump’ın tavrını ve Türkiye’ye yaklaşımını tüm dünya görüyor.
Bölge yenilenirken AB’nin süreçten alacağı çok ders var...
Rusya ne yapıyor?
NATO Türkiye’de toplanırken herkes “Rusya ne yapıyor?”diye merak edebilir.
Geçtiğimiz günlerde Moskova’daydım. İlk izlenimim, hayatın normal şekilde sürdüğü yönündeydi.
Ara ara Ukrayna’dan gelen dron saldırıları altında olsa da orada aldığım mesajlar; barış için İstanbul toplantılarının tekrar yapılmasını istedikleriydi.
2022’deki İstanbul toplantılarında imza aşamasındayken Avrupa ülkeleri Ukrayna’nın masadan kalkmasını sağlamıştı.
Sonra ise barış görüşmelerinden bir türlü sonuç çıkmamıştı.
Avrupa ülkeleri bu savaşın bitmesini ister mi bilmiyorum ama Türkiye bir an önce bitmesi için arabuluculuk yaptı ve yapmaya yine hazır. Birkaç gün önce Ankara’da Rus Kızılordu Korosu ve Dans Topluluğu’nun konserleri vardı. Konsere Rusya’nın Türkiye Büyükelçisi Sergey Vershinin de katıldı. Büyükelçi Vershinin gecede şunları söyledi:
“Bu lirik besteler, halklarımızın, Türkiye ve Rusya halklarının, dünya çapında barışın savunması için onurla katlandığı zorlukları hatırlatacak. Arkamda duran sanatçıların hepsi, ünlü Türk şarkıcı hariç, askeri üniforma giymiş durumda. Ama bence hepsi çok güçlü bir barış mesajı taşıyor.”
Yapacak bir şey yok mu?
Bugünlerde çok karşıma çıkan bir cümle var: “Yapacak bir şey yok’
Örneğin taksidesiniz. Şoför sürekli cep telefonu ile konuşuyor.
Uyarınca şu yanıtı alıyorsunuz: ‘Konuşmam lazım. Yapacak bir şey yok’
Kafenin kapalı alanındasınız. Bir taraf duvar bir taraf açılır kapanır cam. Herkes sigara içiyor.
‘Burası kapalı alan, rahatsız oluyoruz’ diyorsunuz. Aldığınız yanıt: ‘Yapacak bir şey yok, içeceğiz’
Hakikaten yapacak bir şey yok mu?
Yasakları bu cümle ile delmek mümkün mü?
‘Yapacak bir şey yok’ diyenler sanki toplumda artıyor.
Bir de yaya geçidinden geçerken yol vermek yerine, yavaşlamak yerine daha çok gaza basıp hızlananlar var.
O da başka incelenmesi gereken psikolojik bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.
Sanki yapacak çok şey var gibi...
Categories: Beklentiler, NATO ve gelecek
Sende Yorum yap