Atatürkün peşine düştüğü at: Kömür madeninden Türk pistlerine uzanan miras
Ne var ki bu emrin arkasındaki yolculuk hiç de basit olmayacaktı.Ne var ki bu emrin arkasındaki yolculuk hiç de basit olmayacaktı.
Bir milletin at arayışı
O yıllarda genç Cumhuriyet yalnızca kurumlarını değil, tarımını ve hayvancılığını da yeniden inşa ediyordu. Uzmanların hazırladığı raporlar, safkan Arap atının anayurdu sayılan Arabistan coğrafyasında en seçkin soyların hızla eriyip gittiğini gösteriyordu. Aşiretler dağılıyor, kan hatları birbirinden kopuyordu. Bunun üzerine 1932'de ilk uzman heyeti bölgeye gönderildi; Musul'dan Basra'ya uzanan geniş bir alanda aşiret ahırları tek tek gezildi ve 22 safkan Türkiye'ye getirildi. Ancak asıl büyük arayış henüz başlamamıştı. Veteriner hekimler M. Nurettin Aral, Selahattin Batu ve zootekni uzmanı İhsan Akhun'dan oluşan üç kişilik bir heyet, Orta Doğu'nun tozlu yollarına düştü. Humus'tan Halep'e, Şam'dan Bağdat'a kadar uzanan bu yolculukta her at tek tek incelendi, soy belgeleri sorgulandı. Ve sonunda heyet, Bağdat'ın kenar mahallesindeki karanlık bir kömür madeninde aradıkları atla karşılaştı.

Şampiyonken cezalandırılan at
Bulunan atın adı Baba Sa'd'dı. 1928'de Bağdat'ta doğmuş, döneminin en seçkin kan hatlarından birine mensup bu safkan, gençliğinde Bağdat pistlerinde adından söz ettirmiş, kazandığı yarışlarla rakipsiz bir üne kavuşmuştu. Öyle değerliydi ki Hindistan'dan gelen büyük bir teklif bile geri çevrilmişti. Ama Bombay'daki bir yarışta binicisinin hatası, o güne dek yenilgi görmemiş bu şampiyona ilk mağlubiyetini yaşattı. Sahibi bu kaybı affetmedi; at, kısa süre içinde bir kömür madenine gönderilerek yük hayvanı gibi çalıştırılmaya başlandı, üstelik yaralı haliyle.
Türk heyeti tam bu haldeyken buldu Baba Sa'd'ı. Uzun bir pazarlığın ardından, bir daha yarışmaması ve yalnızca damızlık olarak kullanılması şartıyla anlaşma sağlandı. 1933'te Türkiye'ye getirildi.
Suriye dağlarından gelen ikinci efsane
Aynı dönemde, Suriye'nin Akkar Dağı eteklerindeki Halbe köyünde başka bir efsane yaşıyordu: Baba Kuruş. 1921 doğumlu bu safkan, atçılığın en prestijli soy hatlarından birine mensuptu ve yavrularının Suriye ile Mısır yarışlarındaki başarısı sınırları çoktan aşmıştı. Türk heyeti onu satın aldığında, dönemin ünlü yetiştiricilerinden biri bu kaybı tek cümleyle özetlemişti; bölge atçılığının büyük bir kayıp yaşadığını söylemişti.

Karacabey'de yeni bir miras
Baba Sa'd ve Baba Kuruş, Bursa'daki Karacabey Harası'na yerleştirildi. Baba Sa'd 17 yıl boyunca 147 tay verdi; bugün Türk yarışçılığının köklü isimleri arasında sayılan Akbatur, Satvet, Uludağ gibi atlar onun soyundan geldi. Baba Kuruş ise 11 yılda 141 tay bıraktı; onun hattı bugün hâlâ güçlü kemik yapısı ve dayanıklılığıyla anılıyor.
1945'te Baba Kuruş hastalandığında Ankara'dan sürekli haber bekleniyordu. At kaybedildiğinde Hara Müdürü'nün Ankara'ya çektiği kısa telgraf, bugün hâlâ o dönemin en çok anlatılan belgelerinden biri olarak hatırlanıyor. Her iki at da öldükleri yere defnedildi; zamanla bu alan bir anıt mezara dönüştürüldü ve Türkiye'nin ilk at anıt mezarlığı olma özelliğini kazandı.

Bugüne uzanan soy
Bu mirasın bugün de titizlikle sürdürüldüğünü, TİGEM'e bağlı Karacabey Tarım İşletmesi Müdür Yardımcısı Eren Karabulut anlatıyor. Her doğan tayın mikroçiple kimliklendirildiğini, kan örneklerinin DNA analizine gönderildiğini ve soy kaydının bu şekilde yedi sekiz nesil geriye kadar eksiksiz korunduğunu belirtiyor. Baba Sa'd ile Baba Kuruş'un soyunun, bugün Türk pistlerinde koşan safkan Arap atlarının büyük bölümünün pedigresinde hâlâ yaşadığını söylüyor.
2026 yılı başında Karacabey'deki bu anıt mezarlığa iki isim daha eklendi: Baba Sa'd soyundan gelen ve pek çok şampiyonun babası olan Caş ile Seklavi hattının değerli bir temsilcisi olan Bilgin. Karabulut, bu çalışmanın amacının Türk Arap atçılığının köklerini gelecek nesillere aktarılabilecek bir kültürel hafızaya dönüştürmek olduğunu vurguluyor. Bir gazete sayfasındaki küçük bir fotoğrafla başlayan bu hikâye, aradan geçen neredeyse bir asra rağmen bugün hâlâ Türkiye'nin yarış pistlerinde nefes almaya devam ediyor.
Categories: Atatürkün peşine düştüğü at: Kömür madeninden Türk pistlerine uzanan miras
Sende Yorum yap