s

Kültür-sanat dünyasının tanıması gereken genç yetenek

Çok değerli fotoğraf sanatçısı Ahmet Ertuğ sayesinde, Oxford Üniversitesi’nden yeni mezun olan çok genç bir sanat tarihçisini tanıma fırsatı buldum.

Ahmet Bey’in bana gönderdiği kısa notta büyük cümleler ya da iddialı övgüler yoktu.

Sadece, “Bunu ilk sana göndermek istedim” diyordu.

Ekinde ise bir genç yeteneğin sessiz ama istikrarlı emeğinin izleri vardı.

Adı Defne Özyürek.

Türkiye’de başarı bursuyla okuduğu Koç Lisesi’nden mezun olduktan sonra Oxford Üniversitesi’nde Sanat Tarihi okumaya hak kazanmış. Şimdi lisans eğitimini tamamladı.

Fakat hikâyeyi ilginç kılan yalnızca Oxford diploması değil.

Bugün dünyanın en seçkin üniversitelerinde okumak kadar, orada nasıl bir entelektüel yolculuk inşa ettiğiniz de önemli.

Defne’nin özgeçmişine baktığınızda bunu görüyorsunuz.

Oxford’daki eğitimi boyunca Ashmolean Müzesi’nde koleksiyon çalışmaları yapmış, Geoffrey Batchen koleksiyonunun envanter çalışmalarına katkı sağlamış, İstanbul Modern’de gönüllü olarak fotoğraf bölümü için araştırmalar yürütmüş, Japon sanatı üzerine araştırma bursu kazanmış.

Peki ama Defne şimdi ne yapmak istiyor?

“Görsel sanatlarla küçük yaşlardan beri ilgileniyorum ve aynı zamanda müzisyenim. Kendi üretimimin ötesine geçip sanat eserlerinin zaman içindeki dönüşümünü anlayabilmek için sanat tarihi okumayı seçtim. Oxford’daki son yılımda ise ilgim konservasyona yöneldi.

Konservasyonu yalnızca eserleri onarmak değil; sanat eserlerine, kültürel mirasa ve topluma karşı etik sorumluluk taşıyan disiplinlerarası bir alan olarak görüyorum.” diye anlatıyor.

Bu yaklaşımın karşılığını da kısa sürede almış.

İngiltere’nin bu alandaki en güçlü yüksek lisans programlarına başvurmuş ve Cambridge Üniversitesi, Courtauld Institute of Art ile UCL’den kabul almış.

Tercihini ise Londra’nın ve dünyanın en saygın sanat tarihi ve konservasyon kurumlarından biri olan Courtauld Institute of Art’ın Sanat Eseri Konservasyonu yüksek lisans programından yana kullanmış.

Defne’nin hedefi yalnızca iyi bir eğitim almak değil.

“Orta vadede İngiltere’de müze ve kültür kurumlarında çalışmayı, uzun vadede ise burada edineceğim bilgi ve deneyimi Türkiye’ye taşıyarak kültürel mirasın korunmasına katkıda bulunmayı hedefliyorum.” diyor.

Bu cümleyi önemsiyorum.

Çünkü bugün kültürel mirasın korunması, müzecilik, koleksiyon yönetimi ve konservasyon alanlarında yetişmiş insan kaynağı çok değerli.

Bir tabloyu, bir fotoğrafı ya da tarihi bir objeyi gelecek kuşaklara aktarabilmek, teknik bilginin yanı sıra sanat tarihi, malzeme bilgisi, etik ve sabır gerektiriyor.

Dünyanın önde gelen kurumlarında yetişen gençlerin bu birikimi Türkiye’ye taşıma isteği ise ayrıca kıymetli.

Defne’nin hikayesinde hoşuma giden bir başka ayrıntı daha var. Hayatında yalnızca akademik çalışmalar yok.

Uzun yıllardır müzik üretiyor, kendi bestelerini yazıyor, sahneye çıkıyor ve kayıtlarını yayımlıyor.

Sanatın farklı disiplinleri arasında doğal bir bağ kuruyor.

Henüz yolun çok başında, ama bazen bir ismin gelecekte nereye varacağını anlamak için bugünkü adımlarına bakmak yeterli.

Bence Defne Özyürek de bu özellikte.

Müzelerimizin, vakıf koleksiyonlarımızın, koleksiyonerlerimizin ve kültür-sanat kurumlarımızın bugünden takip etmesi, desteklemesi ve imkan buldukça birlikte çalışması gereken genç bir isim.

Çünkü kültürel mirasın geleceği, eserleri korumanın yanı sıra onları koruyacak insanlara zamanında yatırım yapmakla mümkün oluyor.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son Dakika

>
>
>
>

Tüm Haberler

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.