Mehteran ve Miçotakis...

Hayat bazen gözüktüğü gibidir, her yaşanan bir mesaj içermez, anlam yüklenmez.
Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in, salı akşamı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne gelişi sırasında Mehteran Bölüğü’nün çaldığı “Eski Ordu Marşı”nı Atina’ya verilen bir mesaj olarak yorumlayan çok kişi oldu.
Eski Ordu Marşı, Trump, Külliye’ye girerken de çaldı ama herkes Yunanistan’a takıldı.
Önce bilgiyi vereyim, Ankara’nın Atina’ya mehteran üzerinden mesaj vermek gibi bir derdi olmadığı için yaşanan tamamen bir tesadüf.
Bu marş 1910’lu yıllarda Ahmet Muhtar Bey tarafından bestelenmiş bir marş, Yunanistan ile alakası yok.
Çoğumuzun bilmediği noktaya gelince, 1826’da Sultan 2. Mahmut, Yeniçeri Ocağı’nı kapatırken Mehterhane’yi de kapatıp yerine Batı tarzı askeri bir bando olan Mızıka-i Hümayun’u kurdurmuştu.
O dönem nota sistemine dökülmemiş yüzlerce eser kaybolmuştu.
Bugüne gelen 10-15 bestenin dışındakiler sonradan oluşturulmuş bir repertuar.
Özetle Ankara, Yunanistan’a bir mesaj vermek istediğinde bunu çok net olarak yapıyor, Cumhurbaşkanı Erdoğan dün akşam basın toplantısında mesajını verdi. Olmayan mesajlar varmış gibi davranmak da, olmayan bir mesaja alınıp uluslararası bir zirvede bitirim bitirim yürümeye çalışmak da komik ve yakışıksız şeyler.

Sıralaması da aynı...
ABD Başkanı Trump’ın Türkiye politikasının Nixon Doktrinine dayandığını anlattığım yazının son bölümünde NATO Zirvesi Sonuç Bildirgesi’ne dair ulaştığım bilgileri yazmıştım. Neyse ki sıralaması bile aynı şekilde çıktı sonuç metninin. Geçmiş zirvelerden edindiğim tecrübe, doğru soruları, doğru kişilere sorunca Milliyet okurlarına karşı yükümlülüklerimizi yerine daha iyi getiriyoruz...
Türk gibi başla...
NATO Zirvesi’nin görünmeyen en büyük başarısı nedir derseniz, Türk gibi başla Alman ya da İngiliz gibi bitir sözünün anlamsız kalması derim.
Bu cümle bir işe coşkuyla başlama övgüsü kadar planla bitirme eleştirisini de içerir.
NATO Zirvesi’ni izlemeye gelen 3 bin gazeteci, konuk devlet ve hükümet başkanlarının heyetleri, korumaları, elçilik görevlileleri, organizasyon parçası NATO.
Detay ama Türkiye, bu zirveye hazırlanırken, gelecek konukların gıda alerji listelerini bile Brüksel’den talep ederek çalıştı. Konukların barınması, Beştepe’de karşılanışı, tüm lojistik ve organizasyon işi 5 yıldızlık oldu ki, burada Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Büyükelçi Prof. Dr. Hasan Doğan ve ekibini kutlamak lazım.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran ve ekibi de, binlerce yabancı gazetecinin kafasındaki Türkiye algısını değiştirdiler. Münih Güvenlik Konferansı (MSC) ve SETA iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, müttefiklik ilişkilerinin masaya yatırılması oldukça değerli çıktılar verdi.
Yabancı gazeteciler onuruna düzenlenen “ Miras Sofrası” (The Heritage Table) programı bonkör ev sahibinden Gastrodiplomasi Modeli’ne geçişin tescili oldu.
Sonuç olarak Türk gibi başlayıp, Türk gibi bitirdiğimiz ve Türkiye algısının değiştiği bir devasa organizasyon yaşadık.
Categories: Mehteran ve Miçotakis...
Sende Yorum yap