4+4+4’e devam mı? Beklentiler ne yönde?
8 yıllık kesintisiz zorunlu temel eğitim gibi 4+4+4 de oturmadı. Değişiklik beklentisi çok yüksek. MEB de bu konuda çalışmalar içinde olduğunu ve gelecek öğretim yılına yönelik olarak değerlendirmeler yapıldığını defalarca açıkladı. Peki bu yönde bir gelişme var mı? Değişiklik söz konusu mu?Değişiklik olacaksa bu şekil yönünde mi olacak yoksa içerikle mi ilgili? Daha da önemlisi 12 yıllık zorunlu temel eğitim, yeni öğretim yılında okumak isteyenler ile istemeyenleri aynı sınıfta “zoraki” bir şekilde tutmaya devam mı edecek yoksa farklı açılımlar mı getirecek?Öğrenciye bakış açısı değişecek mi? Bu değişiklikler tek yönlü mü olacak yoksa karşılıklı mı?Anne babalar için çocukları ne ise devlet için de odur.
Hiçbirini bir diğerinden ayıramaz, birini az diğerini çok sevmez, birine cömert diğerine cimri olamaz, birine gülerken ötekine kızamaz. Okullara ve mesleklere bakış açısı da böyle olmalıdır! Anayasa ve yasalar nezdinde hiçbir fark gözetmeksizin tüm çocuklar eşittir. Tıpkı ebeveynler gibi devletler de her çocuğa en iyisini verme konusunda kararlıdır. Peki bu konuda adil bir dünya söz konusu mu?Hele ki yoksullukla savaşan ülkelerde!
Çok az ülke dışında mümkün değil. En azından algı bu yönde… Dünyayı sarmalayan savaş krizinden sonra görünen o ki yeni bir dünya düzeni kurulacak. Ankara’daki NATO toplantısının özeti de bu yöndeydi. Savunmadan demokrasiye, sorumluluklardan paydaşlığa kadar yeni bir düzen geliyor. Görünen o ki artık A’dan Z’ye her şey sorgulanacak. Dünyaya bölük pörçük değil bir bütün olarak bakılacak. Bir yerdeki yangının ya da yanlışların Hürmüz örneğinde olduğu gibi dünyayı nasıl etkilediği artık hep göz önünde bulundurulacak…
Meslekler?
Savaşlar ve ekonomik krizler bitip de huzur geldiğinde ya da her türlü savaşın ve felaketin uzağında durulduğunda, yaşam kalitesi için sorumluluk duygusu yüksek, işinin erbabı, vicdanlı, iyi insan, iyi yurttaşlara her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç duyulacak.
Severek yapılan meslekler, işler ve yaşama katkılar bu açıdan çok önemli. Bu çerçevede hiç ama hiçbir mesleğin küçümsenmemesi gerekir. Birileri bu görüşe dudak kıvırsa da gün gelir en sıradan meslekler, bir anda en önemli meslekler haline gelebilir. Yeter ki işimizi severek ve hakkını vererek yapalım. Günün birinde bizim değerimiz anlaşılacak ve o gün çok uzak değil moduyla işimize dört elle sarılalım.
Keşke çobanlık, garsonluk, kasaplık, bahçıvanlık, ilaçlama, gübreleme, yaşlı bakımı, fayansçılık, akıllı tarım, sulama, dijital tasarım, veri analizi ve diğer pek çok alanda temel eğitim sonrası modüler eğitim kursları açılsa. İsteyen istediği alanda uzmanlaşsa ve kendini geliştirmek isteyenlere her kapı açık olsa!
YÖK’ün bu yönde attığı adım yani dışarıdan alınan sertifikaların da diplomaya işlenmesi konusunda umarız dağ fare doğurmaz. Evet, yurt dışında çok başarılı sonuçlar veriyor ama önce bu konuda denetim altyapısını oluşturmak gerekir ki şu ana kadar bu yönde bir açıklama yapılmadı! Sevilerek yapılan bir işin getirileri, sevilmeden alınan bir diplomadan çok daha fazladır. Ne olur artık bunu anlayalım!.. Üniversite tercihlerinin şekillendiği şu günlerde popülaritesine, kazancına, prestijine göre değil; ilgi, yetenek ve hayallerimiz doğrultusunda meslekler seçelim.
İşte o zaman yaşam kalitesi zirve yapar, üretim artar, bir işi üçüncü kez yaptırmak zorunda kalmayız, mutlu gittiğimiz restorandan mutlu çıkarız. Harcadığınız her kuruşun karşılığını alamamanın hüznünü değil, keyfini yaşarız. Üniversite demek ille de doktor, mühendis, yargıç, öğretmen olmak demek değildir. Her meslek kutsaldır ve her mesleğin kendine göre önemi vardır. Bir zincirin tüm halkaları ne kadar güçlü olursa o zincir o kadar güçlüdür… Tanımlanmış ve eğitimi yapılan meslek çeşitliliği gelişmiş ülkelerde 15 bin civarında. Bizde ise bin tane bile değil.
On binlerce hatta yüz binlerce fazlası olan alanlara hâlâ öğrenci almak hem gençlerimiz hem de ülkemiz için boşa harcanmış emek, zaman ve kaynak israfıdır.Çocuklarımızı hep aynı mesleklere özendirme ya da yönlendirme yerine sevdikleri ve ülkemizde ihtiyaç duyulan alanlara yöneltmek çok daha doğru olacaktır.Her çocuğun başarılı olacağı bir alan gibi her gencin canı gönülden seveceği farklı meslekler de vardır. Yeter ki onlara bu şansı tanıyalım.Özetin özeti: Tek tip dayatmalar yerine her çocuğumuza kişilikleri doğrultusunda yeni bir kimlik kazandıracak eğitim modellerine geçmenin zamanı hâlâ gelmedi mi? Şimdi değilse ne zaman?..
Sende Yorum yap