ABD’nin sınavı şimdi başlıyor

Türkiye önemli bir siyasi karar verdi ve Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemini üçüncü bir ülkeye satma kararı aldı. Bu, parasını ödediği altı adet F-35 uçağını temin etmesi ve diğer savunma sanayi ürünlerine ulaşmasının önündeki engeli kaldırmanın şartıydı. Satışın gerçekleşmesi için Rusya’nın “son kullanıcı” onayı yani rızası gerekiyor.
Kremlin Sözcüsü’nün dün Türkiye ile görüşüldüğünü açıklaması aslında konunun Moskova ayağının büyük ölçüde tamamlandığına işaret ediyor. Peki Türkiye S-400’ü sattığında tüm engeller kalkmış olacak mı? Türkiye F-35’lerine sorunsuz kavuşabilecek mi?
Bu soruları şimdiden “evet” ya da “hayır” olarak yanıtlamak mümkün değil. Çünkü önümüzde zaman baskısı altında yönetilecek yeni bir süreç var. Ne demek istediğimizi açalım…
Bu satışın gerçekleşebilmesi için aynı anda dört-beş ülke arasında, dışişleri, savunma ve istihbarat diplomasisi işletilmesi gerekiyor. Konunun muhatabı sadece alıcı ile satıcı değil. Sonucu etkileyecek ve etkilenecek diğer aktörler de hesaplamaya dahil. Anlaşıldığı kadarıyla çok gizli yürütülen süreç konuya vakıf sayılı figür tarafından da son ana kadar gizli tutuldu. NATO Zirvesi son mutabakatın sağlandığı platform olabilir.
Trump’ın sözü yere düşer mi?
Öte yandan mesele bu kadarla bitmiyor. Sonuca ulaşana kadar gözler birkaç başkentte birden olacak. Ancak asıl mücadele Washington’da gerçekleşecek. ABD Başkanı Trump, F-35 konusunun çözülmesi için siyasi iradesini ortaya koydu. NATO Zirvesi’nde bunu pekiştiren açıklamalar yaptı. Ama bu tek başına yeterli değil. Türkiye S-400’leri elinden çıkarsa bile F-35’leri alabilmesi, uçakların üretim programına dönebilmesi izlenmesi gereken bir prosedüre bağlı. Atlatılması gereken en önemli eşik burası. ABD Kongresi’nin tavrı ne olacak?
Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasını sağlayan yasanın mimarlarından Senato NATO Gözlemci Grubu Eş Başkanı ve Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin Kıdemli Üyesi Senatör Jeanne Shaheen’in başkanlığındaki bir heyet Savunma Sanayii Forumu için Ankara’ya geldi. Cumhuriyetçi ve Demokratların oluşturduğu, Temsilciler Meclisi’nde istihbarat, savunma ve ulusal güvenlik alanındaki çalışmalarıyla öne çıkan Mike Turner’ın da bulunduğu heyet Dışişleri Bakanı Fidan dahil, bir dizi görüşme yaptı. Heyet Türkiye’den ayrılmadan önce düzenlediği basın toplantısında, “Kabul edilebilir bir çözüm bulunursa Türkiye’nin yeniden F-35 programına dönmesi hem Türkiye hem de ABD açısından olumlu olur” dedi. Bu açıklama Kongre’nin her iki kanadında da, her iki partiden de çözüm arayışının desteklendiğini kanıtlıyor.
Sırada lobi sınaması var
Ancak bu hâlâ “Kongre’nin tüm desteği Türkiye’nin arkasında” demek değil. Yeni sınama Yahudi, Yunan ve Ermeni lobilerinin Kongre’de izleyeceği engelleme performansı olacak. Bunlardan özellikle ikisi boş durmayacaklarının işaretini çoktan verdiler. İsrail ve Yunanistan’dan gelen açıklamalar bunun göstergesi. Bu ülkelerin lobilerinin ABD siyasetinin finansmanını sağladıkları gerçeği de ortada. Burada Ermeni Diasporası için bir parantez açılabilir. Türkiye-Ermenistan ilişkilerindeki olumlu atmosfer Ermeni Diasporası üzerinde bu kez farklı etki edebilir. Ermeni Diasporası yekpare bir yapı değil. Bu lobinin bu kez bütünlük içinde hareket etmeyebileceği ifade ediliyor. Onu izlemek gerekecek.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın NATO Zirvesi’nin sonunda düzenlediği basın toplantısında dikkat çekici bir cümlesi vardı. “İnşallah, F-35’lerin Türkiye’ye teslimi gerçekleştiği anda da bütün dünya ‘Amerika verdiği sözü tuttu’ diyecek” dedi. Bu ifade Trump’ın ve ABD’nin yeni sınavının işaret fişeği. Trump’ın iradesi tamam, Türkiye ısrarla önüne konulan şartı kaldırmak için önemli bir adım atıyor, Kongre Trump’ı takip edecek mi? Meselenin muallak tarafı bu.
ABD kasım ayında ara seçimlere gidiyor. Dört ay var. Ara seçimlerde Kongre konfigürasyonu Trump aleyhine değişebilir. Şüphe yok ki Ankara bu olasılıktan önce sonuç almak istiyor. Önümüzdeki aylar zaman baskısı altında diplomasi ve strateji savaşlarına sahne olacak. Kuşkusuz bir fırtına yaşanabilir.
Kongre’deki olumlu havanın 4 nedeni
Geçmişte ABD yönetimiyle ilişkilerin iyi seyrettiği dönemlerde bile Türkiye, Kongre nezdinde istediği oranda etki yaratamadı. Lobi şirketlerinden hizmet alımları, her düzeyde diplomatik temas istenen etkiyi üretmedi. Başta Yahudi ve Yunan lobileri olmak üzere, üçüncü ülke lobilerinin Kongre üzerindeki etkisine yenik düşüldüğü oldu. Bu kez durum farklı, Türkiye izlediği diplomasi ve caydırıcılıkla sonuç üretti. İşte bir kaç neden:
■ Birincisi Trump etkisi. Trump’ın çözüm bulma iradesi Kongre’de Cumhuriyetçiler nezdinde etki ediyor.
■ İkincisi; artık daha fazla Cumhuriyetçi ve Demokrat, İsrail’in çıkarları yerine ABD’nin çıkarlarını savunma anlayışına sahip. İsrail’in, özellikle de Netanyahu yönetiminin 7 Ekim’den bu yana izlediği politikanın getirdiği noktalardan biri de bu.
■ Üçüncüsü; Türkiye’nin Suriye’nin dünyaya entegrasyonu konusunda oynadığı yapıcı rolün oluşturduğu etki. Türkiye’nin yaklaşımı takdir ediliyor.
■ Dördüncüsü; Türkiye’nin NATO ülkeleri arasında Batı Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında yükümlülüklerini harfiyen yerine getirmesi hatta ötesine geçme konusundaki kararlılığı.
Ankara’da bu dört temel nedenle Kongre’de güvenlik, istihbarat alanlarındaki öne çıkan isimler başta olmak üzere etki yaratılabildiği belirtiliyor.
Sende Yorum yap