s

NATO Zirvesi’nden Ankara Anıları

Bu pazar dış politikanın çetrefilli başlıklarını, savunma ve güvenlik kararlarının satır aralarını yazmayacağım. Zira hafta başından bu yana NATO Zirvesi’nin neredeyse her yönünü Milliyet’ten okudunuz, NTV ekranlarından izlediniz. Bugün biraz haberin mutfağına gidelim istiyorum. NTV ve Milliyet bu dev organizasyona nasıl çalıştı? Bir de Ankara’da yabancı meslektaşlarıma yaptığım küçük rehberlik ve lezzet turundan söz edeyim.

Hiç mübalağa etmiyorum; Türkiye televizyonları arasında NATO Zirvesi’ni en kapsamlı izleyen kanal yine NTV oldu. Çünkü zirveler, seçimler, savaşlar, afetler... Olağanüstü zamanlar, NTV’nin kuruluş DNA’sının bir parçası, bir genetiği. Bu yıl 30 yaşına girecek kanal, bu tür organizasyonlarda kendini suda balık gibi hissediyor.

Yazılı basında ise Milliyet hâlâ referans gazetelerinden biri. Özay Şendir sağ olsun, kahkülümle ve Van Gogh’un Ayçiçekleri tablosundan ilham alan gözlüklerimle dalga geçmeyi hiç ihmal etmez. Ama aynı zamanda bana ve Deniz Kilislioğlu’na birlikte çalışabileceğimiz en rahat ortamı da sağlar. Ankara Temsilcisi Didem Tümer ve diplomasi muhabirliğinin yükselen ismi Asena Yatağan da televizyonun hızından farklılaşan, uluslararası standartta analiz ve haberlere imza attılar.

Haftalar öncesinden hazırlanmaya başladık. İstanbul ve Brüksel’den Ankara’ya adeta medya çıkarması yaptık. Üzüm sevdalısı Seda Öğretir, kuru pasta müptelası Deniz Tüysüz ve sevgili Osman Terkan... Onlar karayolundaydı, ben Brüksel’den uçağa yetişmeye çalışıyordum. Pazar akşamı ise hepimiz NTV Ankara bürosunun yanındaki geleneksel restoranımızda buluştuk. Kahkahası bol, sohbeti uzun bir akşam oldu.

Benim için zirvenin en güzel yanı buydu. Normalde bir ya da iki kişiyle haber peşinde koşarken bu kez bir düzine muhabir, kameraman, teknik ekip, iki anchor ve beş yorumcuyla çalıştık. Haber atlattık, yayın yaptık ama en önemlisi birbirimizi yeniden keşfettik.

Deniz Tüysüz’ün Kara Kartal aşkını... Deniz Kilislioğlu’nun termosundan vazgeçemeyip onu sürekli kaybetmesini... Mete Çubukçu abisinin o termosu NATO’nun nükleer şemsiyesi gibi korumasını... Ahmed Arpat’ın efendi adındaki D harfinin kökenini, Hüseyin Yılmaz’ın mizah dolu sarı-lacivert sevgisini, Seda Öğretir’in Ankara sıcağına karşı insanüstü direncini... Bir de Reuters ile NTV arasında oluşan akrabalık var. Reuters’den NTV’ye damat mı geldi, yoksa NTV Reuters’e gelin mi verdi bilemem. Ama biz NTV’de her zaman kız tarafıyız; bunun kayıtlara geçmesi gerekir.

Görünmeyen kahramanlar

İstanbul ve Brüksel’den gelen ekiplerle Ankara bürosunun nüfusu neredeyse üçe katlandı. Temsilcimiz Ahmet Ergen ile Haber Müdürümüz Uğur Şefkat herkesi kusursuz ağırladı. Yalnız Uğur’a küçük bir not düşeyim. Rejimde olduğu için söz verdiği tulumba tatlısını ikram edemedi. Bir sonraki Ankara ziyaretimde bunu faiziyle tahsil edeceğim.

Perde arkasındaki kahramanları da unutmayayım. Dış haberler editörümüz ve simultane tercümanımız Teoman Ayabakan, Meltem, iki Derya’mız, “Millennium” lakaplı Ömer, Mert, Merthan, Umut ve Zeynep... Onlar ekran önünde görünmediler ama haberin omurgasını oluşturdular.

Bir teşekkür de kuşkusuz DYG Genel Müdürü Nermin Yurteri’ye. İçlerinde benim gibi zaman zaman “hunili” sayılabilecek bir düzine gazeteciyi Ankara’ya gönderdi NTV ekranlarından Türk halkını bilgilendirmemiz için. Büyük cesaret doğrusu... Neyse ki zirve sonunda teşekkür geldi, şikâyet gelmedi yüzünü kara çıkartmadık.

Ankara’yı yeniden keşfetmek

NATO’nun merkezi Brüksel olduğu için Ankara’ya Avrupa’nın dört bir yanından tanıdığım gazeteciler geldi. Kimilerini evimde ağırladım, kimilerine de küçük bir Ankara turu yaptırdım.

Anıtkabir’i, Augustus Tapınağı’nı, Julianus Sütunu’nu gezdiler. Bir de Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne hayran kaldılar. MÖ 13. yüzyıldan başlayan o tarih yolculuğu gerçekten büyüleyici. Bazen bir müze insana sadece geçmişi değil, bugünü de daha mütevazı yaşamayı öğretiyor.

Elbette lezzet turu da yaptık. Şikemperlik konusunda mütevazı olamayacağım. Ankara’nın en iyi İskenderini, mezelerini, Ankara tavasını tattırdım; künefeden sakatata kadar Türk mutfağının zenginliğini i gösterdim. Kısacası gastronomi diplomasisini de başarıyla icra ettim.

Bu zirve bana bir şeyi daha hatırlattı. Brüksel’de yaşayan Güldener, Ankara’da geçirdiği birkaç yılı aslında epey özlemiş. Dışişlerindeki dostlarla, büyükelçiliklerde çalışan arkadaşlarla yeniden buluşmak da cabası oldu. Türkiye dış politikada ağırlık kazandıkça Ankara da diplomasinin daha canlı merkezlerinden biri hâline geliyor sanki.

Bazı şehirler insana yeni bir kimlik vermez; unuttuğu kimliğini hatırlatır. Ankara benim için biraz öyle. Lezzetleri de hâlâ şahane. İyi pazarlar.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son Dakika

>
>
>
>

Tüm Haberler

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.