s

Saatlerde Japon estetiği neden yükseliyor?

Saat dünyasında bir zamanlar iyi tasarım denildiğinde akla kusursuz simetri, parlak yüzeyler ve ilk bakışta etkileyen ayrıntılar gelirdi. Ustalık, büyük ölçüde kendini görünür kılmanın sanatına dönüşmüştü. Özellikle kadranın ortadan kaldırıldığı iskelet saatler gösterişe dönüşmüştü. Halen öyle ama giderek daha fazla saat tam tersini yapıyor. Gösterişten uzak duruyor. Işığa göre değişiyor, bakış uzadıkça yeni ayrıntılar ortaya çıkarıyor. En önemlisi, sessiz kalıyor. Bu değişimin ardında farklı bir estetik düşünce yatıyor.

Değişimin kaynaklarından biri Japon estetik geleneği. Özellikle iki kavram, çağdaş saat tasarımını anlamak için dikkate değer. Bunlardan ilki ma. Çoğu zaman “boşluk” diye çevrilse de aslında nesneler arasındaki anlamlı aralığı ifade ediyor. Boşluğun da tasarımın kurucu unsurlarından biri olduğunu hatırlatıyor. İkinci kavram ise şibui. Yani, güzelliğin kendini hemen ele vermemesi. Belki de son yılların en başarılı kadranlarının ortak özelliği tam olarak budur.

“Gölgeye Övgü”

Tanizaki, neredeyse bir asır önce “Gölgeye Övgü” kitabında güzelliğin çoğu zaman ışığın içinde değil, gölgenin kurduğu derinlikte ortaya çıktığını yazmıştı. Bu estetik anlayış, doğaya bakışı da değiştiriyor. Artık amaç bir manzarayı kadrana taşımak değil. Kar manzarası yerine kar yağışının ışığı dağıtma biçimini yüzeye aktarmak, ağaç kabuğunu kopyalamak yerine ritmini dokuda hissettirmek, ayı çizmek yerine ay ışığının metal üzerindeki titreşimini yeniden üretmek öne çıkıyor. Bu nedenle son yılların en dikkat çekici kadranları, bir doğa deneyimini veya bir ayrıntıyı çağrıştırıyor. İnce dokular, mat yüzeyler, ışığa göre değişen tonlar, gölgeler ve geri planda duran renkler bu anlayışın parçaları hâline geliyor. Asıl tasarım, ışık değiştikçe ortaya çıkıyor.

Bu yaklaşım artık tek bir ülkenin ya da markanın tasarım dili değil. Günümüz saatçiliğinde farklı üreticiler benzer bir tasarım duyarlılığında buluşuyor. Bugün dokulu kadranlar, füme geçişleri, mat yüzeyler ve geri çekilmiş indeksler, birbirinden çok farklı markalarda karşımıza çıkıyor.

“Güzellik Üzerine”

Japon estetik düşünürü Tomonobu, “Güzellik Üzerine” adlı eserinde güzelliği yalnızca sanatın değil, insanın dünyayla kurduğu ilişkinin de temel meselelerinden biri olarak ele alır. Bu nedenle yaşanan değişimi yalnızca yeni bir tasarım modası olarak görmek eksik kalır. Daha doğru tanım, estetik paradigmanın değişmesidir. Uzun yıllar boyunca saatin güzelliği, nesnenin kendi üzerindeydi. Bugün ise güzellik, saat ile onu kullanan kişi arasında kurulan ilişkide aranıyor. Aynı kadran sabah başka akşam başka görünüyorsa, aynı yüzey farklı açılarda farklı duygular uyandırıyorsa, tasarım bakışı da biçimlendiriyor demektir.

Batı geleneği saate baktığında önce nesneyi görmeyi öğretti. Japon estetik düşüncesi ise aynı saate bakarken ışığı, gölgeyi, boşluğu ve değişimi fark etmeyi öneriyor. Belki de bu yüzden çağdaş saat tasarımı artık daha az gösteriyor, daha çok hissettiriyor. Çünkü bugün insanlar kusursuz nesnelerden çok, sessizce eşlik eden nesnelerle bağ kuruyor. Asıl devrim de saatlerin değişmesinde değil, sessizliğin yeniden estetik bir değer kazanmasında yatıyor.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son Dakika

>
>
>
>

Tüm Haberler

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.