Madde 5, İsrail’e de Yunanistan’a da yaramaz
NATO liderleri tabancaları, mermileri aldılar. Umarız, ellerinden kişisel bir kaza çıkmadan bunun savunma vurgusunu fark ederler. Ama daha güçle umarız, onayladıkları NATO savunma çerçeve planının sadece Batı dünyası için değil, tüm dünya için önemini fark ederler.
Trump değil ama ABD’nin yerleşik savunma, tedarik, diplomasi yapısı (eski adıyla, bürokratik-askeri-sanayi kompleksi), tabancanın neyi simgelediğini elbette anlamıştır. Ancak Avrupa’nın 1945’ten beri, ABD’de pişip ağızlarına düşen savunma lokmasının artık öyle hazırlop önlerine gelmeyeceğini anlaması ve içselleştirmesi zaman alabilir.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Trump’ın Avrupalı hazırcı liderlerle arasının iyice açılmaması, (bir bakıma Trump’ın tamamen Türkiye yanlısı olup çıkmasını de önleme amacıyla) hem Ankara Zirvesi öncesi ateşli açıklamaları hem de zirve sonunda yayınlanan ortak bildirgeye koyduğu dikkat çekici ifadelerle, kendince bazı önlemler aldı.
Sözgelimi, birinci maddedeki, “Özgür ve demokratik uluslar ittifakımız” ifadesi Lahey Deklarasyonu’nda yer almıyordu. Ortak bildiriyi kaleme alan Genel Sekreter, bu ifade ile, tüm üyelere diğer tüm üyelerin kendileri gibi “özgür ve demokratik” olduğunu mu hatırlatıyor; yoksa kendilerinin de diğer üyeleri gibi “özgür ve demokratik” olması gerektiği mi hatırlatıyor? Aynı maddedeki NATO kuruluş anlaşmasının 5’inci maddesine yapılan atıf, sadece Trump’a bir gönderme mi?
Yoksa bu madde tümü itibariyle, konuk olduğu ülkenin, kendi ülkesinin toprak bütünlüğünü tehdit ettiğini söyleyecek kadar haddini-ölçüsünü kaybedebilen Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in gönlünü hoş eden bir “uyarı” mı?
Önce NATO şunu yeniden öğrenmeli ki, Yunanistan şu anda, ister anlaşmadan doğan hukuk deyin, ister kuvvetten doğan hukuk deyin, hiçbir hukuka dayanmadan, 12 Ada’yı işgali altında tutmaktadır; Türkiye’nin İtalya’ya savaş süresince güvende olması için “emanet” ettiği bu adaların 1947 Paris Antlaşması ile Yunanistan’a devri meşru değildir.
NATO anlaşmasının ne 1’inci ne de 5’inci maddesi bu hukuksuzluğu ortadan kaldırmaz; Yunan Başbakanı, efe yürüyüşünden önce Türkiye’nin 1947’den beri bu tecavüzü önlemek ve hakkının iadesini sağlamak için ne yaptığını, ne yapmadığını sebepleri ile iyice irdelemelidir.
Bildirinin Lahey Deklarasyonu’nda olmayan 4 ve 5’inci paragrafları, Ukrayna ve İran’ı adlarını vererek doğrudan NATO’nun ilgi alanı içinde gösteriyor. Bildiri, daha da ileri gidiyor ve İran’ın asla nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini vurguluyor. Evet, belki 32 ülke, kendi aralarındaki görüşmeler ve değerlendirmeler sonunda hangi ülkelerin nükleer silaha sahip olması, hangi ülkelerin olmaması gerektiğinde görüş birliğine vardılar diyelim. NATO’nun herhangi bir üyesine, nükleer silaha sahip olmasına karşı çıkılan bir ülke bu sebeple saldırdı veya saldırıyor mu?
Tüm dünya biliyor ki Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğüne engel olmakla suçlanan İran, bunu ulusal savunma amacıyla yaptı ve yapıyor; İran’ı kendini savunmak zorunda bırakanlar, İsrail ve ABD’dir. Onların bu saldırısı ise NATO anlaşması çerçevesinde, ittifakın yardımını gerektiren bir sebebe dayanmamaktadır. ABD, bu savaşa kendisine yapılan bir tecavüz sebebiyle değil, kendi halkının ve parlamenterlerinin bile isyan ettiği bir sebeple, İsrail’in yayılmacı-Siyonist emellerine destek olmak için katıldı. ABD, tüm dünyayı katlanmak zorunda bıraktığı Hürmüz kesintisine, NATO ülkelerini korumak için değil, kendisini adeta kukla gibi oynatan İsrail ile ilişkisini yönetemediği için sebep oldu.
Rutte ve AB’nin seçilmemiş başkanları “Biz müttefikler defalarca uyardık” söylemleriyle 5’inci maddeyi İran’ı tehdit için kullanamazlar. Trump’ın, İsrail’in İran’a savaşına yardım etmemekle suçladığı, NATO değil, Avrupalılardır. Trump’ın dediği gibi, bir hediye tabanca ile dahi başa çıkamayan Avrupalılar!
Sende Yorum yap