Sağlık turizmi: Fırsat mı, risk mi?
Türkiye son yıllarda sağlık turizminde adından sıkça söz ettiren bir ülke haline geldi. Göz cerrahisinden kalp hastalıklarına, estetikten diş tedavilerine kadar pek çok alanda yurt dışından hasta çekiyoruz. Donanımlı hastaneler, deneyimli hekimler ve teknolojik altyapı bu başarının temelini oluşturuyor. Ancak bu tablonun bir de öteki yüzü var: Sağlık ile turizmin iç içe geçtiği noktalarda, işin kâr boyutunun sağlık boyutunun önüne geçtiği durumlarla da karşılaşıyoruz. Konuyu alanında uzman isimlere sordum, gelin hep birlikte değerlendirelim.Türkiye son yıllarda sağlık turizminde adından sıkça söz ettiren bir ülke haline geldi. Göz cerrahisinden kalp hastalıklarına, estetikten diş tedavilerine kadar pek çok alanda yurt dışından hasta çekiyoruz. Donanımlı hastaneler, deneyimli hekimler ve teknolojik altyapı bu başarının temelini oluşturuyor. Ancak bu tablonun bir de öteki yüzü var: Sağlık ile turizmin iç içe geçtiği noktalarda, işin kâr boyutunun sağlık boyutunun önüne geçtiği durumlarla da karşılaşıyoruz. Konuyu alanında uzman isimlere sordum, gelin hep birlikte değerlendirelim.

Takip zinciri kopuk olmamalı
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Denizhan Dizdar, Türkiye'nin sağlık hizmetlerinde dünya standartlarının üzerinde uygulamalara sahip olduğunu belirtiyor. Dizdar'a göre işin en kritik noktası güven; tedavi sonrası sorumluluğun sahiplenilmemesi büyük bir eksiklik. Bazı firmaların hastayı yönlendirdikten sonra süreci yeterince takip etmemesini, sektördeki en büyük problem olarak görüyor. Dizdar, sağlık turizminin sadece bir turizm faaliyeti gibi ele alınmaması gerektiğini, hasta iletişimi ve komplikasyon durumunda müdahale edebilecek altyapının şart olduğunu vurguluyor. Ayrıca resmi sertifikası olmayan gayriresmi aracıların varlığına dikkat çekerek, işin bu yüzünün sağlık hizmetinden çok kâr amaçlı bir faaliyete dönüştüğünü söylüyor.
Dizdar'ın yurt dışından tedavi için gelecek hastalara önerisi net: Ameliyatı yapacak doktorun ismi baştan bilinmeli, mümkünse görüntülü bir ön görüşme yapılmalı ve hasta Türkiye'ye geldiğinde ameliyat öncesi doktoruyla yüz yüze buluşmalı. Sağlık Bakanlığı'ndan alınan sağlık turizmi sertifikasının internet üzerinden sorgulanabildiğini, hastaların doktor referanslarını mutlaka istemesi gerektiğini de ekliyor.
"Turizm ve sağlık ayrı yürümeli"
Dizdar, hekimin sorumluluğunun hastanın uyruğundan bağımsız olarak aynı olduğunu, konaklama ve seyahat gibi lojistik işlerin ise turizm acentelerinin alanı olması gerektiğini belirtiyor. Ona göre bu ayrımın net çizilmesi, sistemin sağlıklı işlemesi için önemli.

"İtibarı sarsabilecek bir risk"
Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksoy da Türkiye'nin tıp alanında güncel ve donanımlı bir hizmet sunduğunu belirtiyor. Ancak turizmin sağlığın önüne geçmesi ihtimalinin ülke itibarı açısından bir risk taşıdığını düşünüyor. Aksoy'a göre yurt dışından gelen hastaların en çok araştırması gereken konulardan biri, ameliyat sonrası bir komplikasyon yaşanması durumunda hastanenin yoğun bakım kapasitesi ve kalitesi.
"Sağlık, ihracı özel yöntem gerektiren bir alan"
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, sağlık ve turizmin birbirinden farklı disiplinler olduğuna dikkat çekiyor. Akkoyunlu'ya göre Türkiye'nin sağlık alanındaki potansiyeli doğru yönetilmezse kısa vadeli kârlar uğruna heba edilebilir. Sağlık turizminin yalnızca estetikle sınırlı görülmemesi gerektiğini, kanser tedavisinden görüntülemeye, ağız ve diş sağlığından rehabilitasyona kadar pek çok alanda ciddi bir kapasite bulunduğunu söylüyor. Akkoyunlu, sektörde bazı simsarların araya girerek maliyetleri şişirdiğini ve bunun sağlık turizminin itibarına zarar verdiğini belirtiyor. Sağlığın ticari bir metaya indirgenmesinin doğru bulmadığını, herkesin sağlığa eşit erişiminin önemli olduğunu vurguluyor.
"Doğru merkez, doğru doktor"
Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ercan Karacaoğlu, Türkiye'de sağlık turizminin bazı alanlarda uluslararası standartların üzerinde yürütüldüğünü ama önemli eksikliklerin de bulunduğunu ifade ediyor. Karacaoğlu'na göre tedavi arayan bir kişinin araştırmasında iki hedefi olmalı: Doğru merkezi ve doğru doktoru bulmak. Kaliteli hizmetin karşılığında adil bir bedel alınmasının, yalnızca ticari kâr güdüsüyle hareket etmekten çok daha sürdürülebilir olduğunu savunuyor. Ayrıca hekimlerin başarısı kadar, yabancı dil bilen kalifiye sağlık personelinin de sürecin önemli bir parçası olduğunu hatırlatıyor.

"Yaşama hakkı arayan bir insan"
Karacaoğlu, sağlık turizmini yalnızca estetik vakalarla sınırlamamak gerektiğini, kendi ülkesinde tedavi olamayan ve hayati önem taşıyan bir hastalık için başka bir ülkeye giden hastaların da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Ona göre hekimin önceliği her zaman hastanın sağlığına kavuşması olmalı.
"Farklı tarife itibarımızı zedeliyor"
Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Melih Us, estetik branşların sağlık turizminde giderek öne çıktığını, bu alanda kaliteden ödün verilmemesi gerektiğini söylüyor. Us'a göre en önemli sorunlardan biri, yabancı hastalara farklı fiyat tarifeleri uygulanması ve bunun ülke itibarına zarar vermesi.
"Kazanç, tedavinin önüne geçmemeli"
Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Berrin Pehlivan, sağlık turizminin çoğu zaman hekimlerden çok turizm acentelerinin inisiyatifinde yürütüldüğünü belirtiyor. Pehlivan'a göre asıl sorun, tedavinin önüne kazancın geçmesiyle başlıyor. Yabancı hastalarla ilgili malpraktis vakalarının sıklığına dikkat çekerek, yetki belgesi verilmesinin daha sıkı denetlenmesi gerektiğini, aksi halde Türkiye'nin yurt dışında olumsuz bir imaj kazanma riski taşıdığını vurguluyor.
"Medikal estetik diye bir uzmanlık yok"
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ömer Özkan ise özellikle estetik operasyonların popülerliği nedeniyle suistimale daha açık olduğunu söylüyor. Özkan, tıp branşları arasında "medikal estetik" diye bir uzmanlık alanının bulunmadığını, plastik cerrahi veya dermatoloji uzmanı dışında hiç kimsenin invazif bir girişimde bulunmasının uygun olmadığını belirtiyor. Sertifikasız, ticari kaygılarla kurulmuş aracı yapılardan uzak durulması gerektiğini, hastaların da sosyal medyadaki yanıltıcı reklamlara karşı temkinli olması gerektiğini hatırlatıyor. Özkan'a göre uzmanlık alanı dışında yapılan uygulamalara yönelik cezai yaptırımların artırılması gerekiyor.
Sende Yorum yap