FİRARİLER
15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılındayız. 16 Ekim 2016 tarihinde Meclis’te darbe için bir araştırma komisyonu kurulmuştu.
Önemli kişiler çağırılıp dinlenmediği için komisyonda ağır tartışmalar oldu. Komisyon raporu Meclis’te okunmadı ve tartışmaya açılmadı. Daha sonra kaybolduğu söylendi. Darbe girişimiyle ilgili pek çok soru cevapsız kaldı.
★★★
15 Temmuz darbe sürecinde merak edilen pek çok konu vardır, nedense ben de üç ailenin akıbetini pek merak ederim...
Darbe günü Yunanistan’ın Başkenti Atina’da görevli kara ataşemiz Kurmay Albay İlhan Yaşıtlı ile Deniz Ataşemiz Kurmay Albay Halis Tunç Yunanistan’a iltica başvurusunda bulundu. Üç hafta sonra da aileleriyle birlikte çoluk çocuk feribotla İtalya’ya geçtikleri duyuldu.
Her iki ataşemiz ve aileleri o gün bugün ortada yoklar. Haklarındaki yakalama kararına rağmen 10 yıldır yakalanamadıkları gibi hangi ülkede oldukları da bilinmiyor.
Üçüncü merakımız da Galatasaraylı futbolcu Arif Erdem’dir. Darbeden birkaç hafta sonra ailesiyle birlikte Yunanistan’a kaçtı. Has arkadaşı Hakan Şükür’ün ABD’de olduğu biliniyor, ara sıra çektiği videolar Türkiye’ye ulaşıyor. Ancak Arif’i 10 yıldır ne gören var ne adını duyan.
Elbet başka kayıp firariler de vardır.
ABD ve Avrupa ülkelerine kaçan darbe şüphelileri gereğince istendi mi, neden iade edilmediler, bunlar da soru işaretidir.
HAZİNE
Eski Hazine Müsteşarı Mahfi Eğilmez anlatıyor:
“Hazine’ye müsteşar olduğumda, bir kasa vardı, anahtarı bana verdiler. Kasayı açtım, tüm eski müsteşarlar kendilerine gelen hediyeleri demirbaşa yazıp, kasaya koymuş. Kimse alıp götürmemiş. Kasada altın saatler falan vardı. Bizim dönemimizde böyleydi.”
Cumhuriyet terbiyesi almış bürokrasi böyleydi.
Gelelim güncel soruya:
- O kasa hâlâ orada duruyor mu? Kasayla birlikte içindekiler de duruyor mu? Yoksa kayıplara mı karıştı?
Soruları cevaplamak Hazine Müsteşarlığı’na düşer...
AHBAP
Haluk Levent’le ilgili AHBAP soruları hâlâ yanıtsız:
“Sicili bu kadar suç dolu bir kişiye dernek kurma ve bağış toplama yetkisi nasıl verildi? Denetleme görevi olanlar 6 yıl boyunca en az 6 milyarlık yolsuzluğu görmediler mi?
Kritik soru şu:
Haluk Levent’in arkasında kimler vardı?
OFİS BOY
Kemal Kılıçdaroğlu , TV röportajında, genel başkanlıktan ayrıldıktan sonra liderliği tekrar ele geçirmek için kurduğu ofisin, araçların ve korumaların masrafını bir iş adamının karşıladığını anlattı.
O iş adamının adını vermedi.
Gazeteci Şaban Sevinç, Kemal Kılıçdaroğlu’nun masraflarını karşılayan iş adamının Nafer Capar olduğunu açıkladı. Bu iş adamı Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı zamanında CHP’den 723 milyon liralık ihale almış... Açıklamaya bir yalanlama gelmedi.
Kılıçdaroğlu’nun kim tarafından finanse edildiği bilinmeyen ailece yaptığı bir tatil de vardır. O tatili kimin karşıladığı da hâlâ belli olmadı.
Haklarında bir mahkeme kararı olmayan belediye yetkilileri hakkında “arınıp gelsinler” diyen Kemal Bey, bu tür kuşkulardan nasıl arınacak?
EDEBİ VURUŞ
Edebiyatçılar birbirine karşı insafsızdır.
Vurdu mu eldivensiz vururlar.
Yahya Kemal, Nazım’dan sonra en ünlü şairimizdir.
Ama hayli yumruk da yemiştir meslektaşlarından.
Örneğin Peyami Safa onun “Sessiz Gemi” şiirinin Fransız şair Stéphane Mallarmé’nin “Deniz Meltemi” adlı şiirinden kopya olduğunu iddia eder.
Sessiz Gemi’ye bir başka eleştiri daha gelir.
Bu şiir malum şöyle başlar:
“Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.”
Peyami Safa der ki:
“Demir alan bir gemiye kol sallanmaz. El sallanır.
Peki Yahya Kemal neden ‘kol sallamak’ tan söz eder? Çünkü onun derdi bir önceki dizinin sonundaki “yol” sözüne kafiye tutturmaktır. O yüzden el sallamak yerine kol sallamak, demiştir”
Yahya Kemal bu eleştirileri cevapsız bırakır...
ADALET
Eşitlik ve adalet anlayışı kişiye göre değişir.
Mesela...
Bir kara sinek, iki arkadaşın bulunduğu bir odada oradan oraya uçarken çıkardığı vızıltıyla rahatsızlık veriyormuş. Arkadaşlardan biri uyumuş ötekini uyku tutmuyor.
Uyuyamayan arkadaş sonunda dayanamamış, tabancasını çekmiş, o sırada uyuyan arkadaşının alnına konmuş olan sineği bir kurşunla etkisiz hale getirmiş.
Tabii kurşun aynı anda arkadaşının beynini de delip geçmiş.
Yaman silahşor silahını yerine yerleştirirken ölü sineğe bakarak şöyle söylenmiş:
- Bir sizden, bir bizden...
Categories: FİRARİLER
Sende Yorum yap