Alaska düğümü


Ukrayna savaşını bitirmek için bir masa kurulamıyorsa bunun sebebi 2025 yılındaki Alaska zirvesi. ABD ile Rusya’nın orada vardığı zımni mutabakat, bugünkü düğümün sebebi. En azından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Kiev ziyaretinde verdiği mesajlardan çıkan sonuç bu. Zira Fidan, bir ay önce Moskova’da edindiği izlenimi Kiev’de şu sözlerle aktardı:
‘‘Hâlâ Alaska’daki genel çerçevenin arkasında olduklarını ifade ettiler. Ukrayna’nın ise bu konuda çekinceleri var.’’
Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha ise Kiev’in pozisyonunu yineledi:
‘‘Ukrayna toprak bütünlüğünü zedeleyecek hiçbir çözümü kabul etmez!’’
Süreç neden düğüm oldu?
Alaska’daki zirvede ABD ve Rusya, Donbas’ın (Donetsk ve Luhansk’ın tamamı) Moskova’ya bırakılması, üç bölgede (Zaporijya, Herson, Harkov’da) mevcut cephe hattının dondurulması konusunda fikir birliğine varmıştı. Ukrayna ise bunu kabul etmemişti. Bugün iki taraf da aynı pozisyonda. Geçen sene Donetsk’in yüzde 76’sı Rus kontrolündeydi, bu sene oran yüzde 85’e çıktı. Haliyle Putin buradan geri adım atmıyor, Ukrayna ise bu koşulla masaya oturmuyor.
Düğüm çözülür mü?
Peki pozisyon sertliği devam ederken, saldırılar da tırmanışa geçmişken, müzakere kapısı aralanabilir mi? Ankara’nın çabası bu ama işi sahadaki kilitlenme ve saldırıların ivme kazanmasıyla artık daha zor. Burada iki temel sorun var. Birincisi format, ikincisi içerik. İçerik düğümünü yukarıda anlattık. Formata gelince, Rus tarafı her türlü teması – aracılı, aracısız- kabul ettiğini Fidan’a haziran ayında bir kez daha iletmiş; görüşmelerin liderler düzeyinde olmaması konusunda Rus tarafında değişen bir şey yok. Ukrayna Dışişleri Bakanı ise ‘Sadece liderler düzeyinde bir görüşmenin barış zirvesine katkı sunacağını düşünüyoruz’’ görüşünde ısrarlı.
Bu noktada Fidan’ın İstanbul müzakerelerinde komisyonların çalıştığını hatırlatması ve ekiplerin buna kesintisiz devam etmesi gerekliliğine vurgu yapması önemliydi.
Fidan’ın uyarıları
Türk yetkililer tabloyu artık şöyle tanımlıyor: ‘‘Bu, yıpratma savaşından, yok etme savaşına dönüşmüş durumda.’’
Fidan’ın basın toplantısındaki sözlerinden anladığımız da iki tarafın denizlerdeki saldırılarından Ankara çok rahatsız. Zira Ukrayna Azak Denizi’nde gemileri, Ruslar ise Odesa limanından giren gemileri gemilerini vuruyor.
Dünkü yazımızda Azak Denizi’ndeki tehlikenin Karadeniz’e kayma endişesinden bahsetmiştik. Bakan Fidan toplantıda ısrarla bunun altını çizdi ve iki konunun hassasiyetine vurgu yaptı: Karadeniz seyrüsefer güvenliğinin sağlanması ve enerji altyapılarına yapılan saldırıların durdurulması.
İşte Ankara’nın Kiev’de aradığı çıkış formülünün burada olduğu anlaşılıyor. Fidan, ‘‘Hiçbir şey olmuyorsa, bu iki konuda tarafların ‘momerandum’ ilan edilebilir’ önerisiyle bunu ortaya koydu. Belli ki alternatifler üzerine kafa yoruluyor.
Bu arada Ukraynalı Bakan, Karadeniz’in güvenliği konusunda yeni bir adımın atılacağını da duyurdu. Buna göre, BM Uluslararası Deniz Örgütü’nden bir komisyon sonbaharda ihlalleri tespit için bölgeye gidecek.
Rusya’dan mesaj mı?
Son olarak bu ziyaretin en çarpıcı tarafını yazalım. Bakan Fidan çarşamba akşamı Kiev’e vardıktan birkaç sonra - 24 itibarıyla - sokağa çıkma yasağı başlamıştı. Yaklaşık bir saat sonra da Kiev’de sirenler çalmaya başladı. Rusya’dan fırlatılan üç füze Ukrayna hava savunma sistemleri tarafından imha edildi ve bu saldırıda da iki kişi hayatını kaybetti. Bu aslında son bir aydır Kiev’in rutini; fakat saldırıyı sıra dışı yapan, Türk Dışişleri Bakanı’nın şehre geldikten sonra ve füzelerin Türk heyetinin kaldığı otelden görünür derece yakında imha edilmesiydi.
Hal böyle olunca hepimizin aklından geçen şey ortaktı: Rusya acaba ‘Size Rus ordusunun gücüne dair yarın her ne anlatılacaksa inanmayın, bizim hala Kiev’e ulaşılacak gücümüz var’ mesaj mı gönderiyordu?!
Sende Yorum yap