Saldıran da o, koruyan da!
Yapay zekâ konusunda müthiş gelişmeler oluyor. Yarısı abartılı ve lafın ötesine geçmeyen çabalar olsa da ciddi anlamda bu işe kafa yoran gençlerimiz, bilim insanlarımız ve girişimcilerimiz de var.
Bu konuda ciddi bir devlet politikamız var mı? Yoksa bir an önce oluşturulmalı ve ciddi projelere destek vermese de girişimcilere ayak bağı olmamalı. Yatırım fonları ya da büyük şirketlerimiz, mucitlerden öcü gibi korkuyorlar. Kolay ve risksiz para kazanma peşinde oldukları için bırakın desteği, bu konulara ve AR-GE’ye yatırım yapmaktan özenle kaçıyorlar.
Dünyada ve bizde en büyük 500 şirketin sektörlere göre dağılımına göz atın, yeter!
YZ, mobil oyunlar ve diğer dijital uygulamalarda; yüksek teknoloji ve birikim gerektiren konulara göre çok daha şanslıyız.
Zehir gibi gençlerimiz var. Mucizeler yaratmaları için de çok büyük yatırımlara, diplomalara ihtiyaçları yok. Önlerini açalım yeter. Hayalleri ve bilgisayarları onlara yeter de artar.
Mobil oyun yazılım yarışması olan Büyük Oyun programını yaparken karşılaştığımız en büyük eksiklik, ekip bilincinden uzak olmalarıydı. Yarışmacılar bireysel, hem deçok bireysellerdi; bu da daha iddialı olmalarının önündeki en büyük engeldi…
Bu süreçte özellikle de YZ’ye yönelik projelerde ekip ruhunun önemine yönelik olarak umarız daha fazla kafa yorarlar…
Devlet politikası şart!
Eğitime ve öğrencilere olası etkileri nedeniyle YZ ile ilgili gelişmeleri yakından izleyen birisi olarak en önemli birkaç tespiti özellikle paylaşmak istiyorum:
■ Bu konuda ciddi anlamda ne devlet ne de özel sektör politikamız var.
■ Hukuki düzenlemelerde çok hızlı hareket etmek gerekiyor.
■ YZ konusunda toplumu bir an önce bilinçlendirmek gerekiyor ama tüm yönleriyle!
■ YZ ile ilgili o kadar çok bölüm açılıyor ve ders konuluyor ki ortada ne müfredat var ne hoca ne de ders materyalleri.
■ YZ mi bizi kullanıyor yoksa biz mi onu?
Çarpıcı bir örnek!
YZ’nin hakkından kim gelir? Belli ki yine YZ! Peki YZ de insanlar gibi birbirinin canını acıtmaktan, gammazlamaktan, ayağını kaydırmaktan, yandaşları korumaktan, rakipleri hırpalamaktan, haksız rekabetten keyif alır mı? Daha önemlisi hemcinslerini korur mu yoksa olabildiğince adil mi olur?
Bu konuda yerli ve milli enteresan bir proje var. Türkiye’de geliştirilen yapay zekâ modellerinin oluşturduğu siber güvenlik ajan ekosistemi KA’OS, kurumların dijital sistemlerindeki güvenlik açıklarını kötü niyetli aktörlerden önce tespit etmek ve korumak amacıyla göreve başlamış!
Ajan YZ’ye bu zorlu görevinde başarılar diliyoruz.
Peki görevi ne olacak?
Kurumların farkında olmadıkları güvenlik açıklarını otonom olarak araştıracak, analiz edecek ve kontrollü testlerle doğruladıktan sonra, “yapay zekâya karşı yapay zekâ” taktiğini kullanarak siber güvenliği sağlayacakmış.
Dünyadaki öncü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Yurt içi ve yurt dışı güvenilirlik testleri çoktan yapılmış ve Ajan YZ tüm bu testlerden yüzünün akıyla çıkmış.
Tasarlayanlar, mademki siber saldırılar artık yapay zekâ destekli yöntemleri kullanıyor, biz de aynı teknolojiyi kurumların savunma sistemlerinde kullanalım diye yola çıkmışlar.
Akademik çalışmalarının yanı sıra Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde siber suçlarla mücadele alanında yöneticilik ve saha tecrübesi bulunan Adli Bilişim ve Siber Güvenlik Uzmanı Hamza Aytaç Doğanay; KA’OS’un siber güvenlik, adli bilişim ve yapay zekâ alanlarında uzun yıllara dayanan, çok ciddi saha tecrübesine sahip bir ekip tarafından geliştirildiğini söylüyor.
■ Yapay zekâ artık yalnızca analiz yapan veya sorulara cevap veren bir teknoloji değil. Kendi başına görevleri planlayabilen, farklı araçları kullanabilen ve belirlenen hedefler doğrultusunda hareket edebilen yapay zekâ ajanlarının dönemine girdik. Siber saldırılarda da bu teknolojiler kullanılmaya başlandı.
■ YZ güvenlik ajanlarının en önemli avantajlarından biri, çok sayıda ihtimali kısa sürede analiz ederek güvenlik ekiplerinin gözden kaçırabileceği riskleri araştırabilmesi.”
■ 7/24 görev başındalar.
■ İlk aşamada 1 milyon 700 binden fazla güvenlik dokümanından yararlanan KA’OS’un bilgi altyapısı, yürütülen çalışmalar sonucunda 4.1 milyondan fazla güvenlik dokümanına ulaşarak benzersiz hâle geldi.
■ Siber güvenlikte her sistem ve her güvenlik problemi birbirinden farklı olabiliyor. Bu nedenle yeni nesil güvenlik teknolojilerinin yalnızca önceden tanımlanmış kurallarla hareket etmesi yeterli değil. Karşılaştığı sistemi analiz edebilen, farklı yöntemleri değerlendirebilen ve görev doğrultusunda hareket edebilen ajan mimarileri önümüzdeki dönemde çok daha önemli hâle gelecek. KA’OS bu açıdan kendi kurallarını yazacak kadar otonom ve kullanıcısına bağlı kalacak kadar etik ilkelere sahip bir ofansif sistem!
■ Siber güvenlikte yeni bir dönembaşladı. Saldıran yapay zekâysa, savunanın da yapay zekâ olması gerekiyor.
Özetin özeti: Bir ayağımız çok gerilerde olsa da diğeri çok ileride!..
Sende Yorum yap