s

Kataloglara nur yağıyor

Şu an müzik dinleyen kuşak büyük ölçüde stream ile büyüdü. Bu formatın yapısına uygun olarak albüm değil şarkı odaklılar. Uygulama üzerinden algoritmik önerilerle kendilerini besliyorlar. Viral videoların arkasındaki müzikler, kullanıcılar tarafından üretilen içeriklerde kullanılan müzikler, başkalarının dinleyip paylaştığı şarkı ve videolar, stream platformlarında sivrilen diziler ve filmlerden öğreniyorlar şarkıları.

Bu durum günümüzün müzik sektörünün kayıtsız şartsız gerçeği. Bu tip bir dünyada çağın müziği, geçmişin müziği gibi ayırımlar pek yok. Bu aslında yepyeni kapılar aralıyor. Ne demeye çalıştığımı açıklayayım.

Önceki kuşaklar, şu anda çoluk çocuğa karışanlar ve bir öncekiler, yani artık ufak ufak dede olanlar, müziği on yıllar üzerinden algılamaya daha müsaitti. On yılların belli başlı karakterleri vardı ve bunlara uygun bir kulak gelişirdi.

Misal, ‘70’lerde disco, funk. ‘80’lerde new age, electro pop, ‘90’larda grunge rock gitarlar, ve bir yandan da girlband’ler ve boyband’ler. 2000’lerde EDM’in ve rap’in büyük sıçraması, 2010’larda indie müziğin ana akıma yükselmesi ve K-Pop’un popülerleşmesi gibi. Bu paradigma doğal olarak şarkıların yeni ve eski olarak ayrılmasına neden oluyordu. Yani yeni ve trend ve moda olan şarkılar, bir de eski, anne babalarımızın dinlediği şarkılar. Yeni ve eski arasında bir ayrım vardı ve bu ayrım çok belirleyiciydi. Şarkıların, türlerin, sanatçıların modası geçiyordu. 10 - 15 yıl önceden gelen bir şarkı hemen anlaşılır ve bir anda eski damgası yerdi. Eski demek, gençler dinlemez demek.

Stream ile büyüyen dinleyici müziğe bu şekilde bakmıyor. Onlar için şarkılar yeni ve eski diye ayrılmıyor. Bir şarkı çaldığında bunu hangi on yılda yazılmış ya da kaydedilmiş olduğuyla ilgilenmedikleri gibi zaten bunu da algılayamıyor da. Çünkü müzik kültürleri ve kulakları bu şekilde gelişmedi. Sanatçıları albümlerini dinleyerek keşfetmediler. Bu bakımdan dinledikleri şarkıların zaman içindeki bağlamından haberdar değiller.

Bizim ergenliğimizde dinleyici dediğimiz şey hep aynı türü dinleyen ve dinlemesi beklenen kişiydi. Rock dinleyiciysen rock dinlersin. Pop bir şarkı ilgi alanına girmez. Eğer dinlersen rock camiasından afaroz edilirisin. Bunu gibi new age sevip dinliyorsan çok fazla rock’a bulaşmazsın. Country seven biriysen sana kimse electro pop dinletemez.

Bugün herkes her şeyi dinliyor ve kolaylıkla benimsiyor. Dinleyiciye uygun olarak sanatçıların da belli türlere saplantıları yok. Yola rock ile başlayıp pop ile devam edip country ya da folk bir albümle gelebiliyorlar hayranlarının karşısına ve hiç de yargılanmıyorlar. Bu noktada artık tür ayrımı olmadığı gibi on yılı belirleyen bir sound belirlemek de zor.

Her şarkı artık dinleyici için özünde aynıdır. Eski yeni yoktur. Bildiğim şarkılar ya da bilmediğim şarkılar vardır. Sevdiğim şarkılar, sevmediğim şarkılar vardır. Bana önerilen ve yeni duyduğum her şarkı yeni şarkıdır benim için. Yakın zamanda bestelenmiş olmasına gerek yok. Ben 1966’da söylenmiş bir soul şarkısını da sevebilirim, bir metal şarkısını da, bir amapiano starının geçen hafta çıkan yeni hit’ini de, bir Americana şarkıcısının akustik gitarla mırıldandığı bir kovboy şarkısını da.

İşte bu noktada kataloglar artık hiç olmadığı kadar önemli. Bunu yakın zamanlı bir Vevo araştırması da kanıtlamış. Şu an 20’lerinde olan genç kuşağı tarif etmek için kullanılan Z’lerle ilgili araştırmada bu grupta yer alan dinleyicinin yüzde 63’ünün eski şarkıları dinlemeyi sevdiği ortaya çıkmış. Bunu sağlayan elbette bütün geçmiş katalogların stream platformlarında yer alması ve bu katalogların algoritma üzerinden önerilmesi. Demek ki bu öneriler karşılık bulmuş. Daha da ilginci 1800 katılımcının yüzde 88’i müzik dinlemenin kendisinde nostalji duyguları yarattığını ifade etmiş.

Z kuşağının geçmişe merakı ayrı bir konu. Kesin olan şu, kataloglara nur yağıyor.

Categories: Kataloglara nur yağıyor

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.