s

Taşları yerine oturtmak...

Dünyadaki ayrılıkçı terör eylemlerinin nasıl sona erdiğine bakmadan Terörsüz Türkiye sürecini tam olarak anlamamız mümkün olmayacak.

Kolombiya’daki ayrılıkçı örgüt FARC; ayrılık talebi etnik ya da mezhepsel bir ayrılıkçı hareket değildi. FARC; Marksist-Leninist programı olan bir devlet kurmak istiyordu.

Müzakerelerin ardından FARC; 5 Meclis, 5 Senato, toplam 10 garanti koltuk alarak silah bıraktı. Silahlı mücadeleye katılmış olanların sivil hayata geçişini kolaylaştırmak adına arazi tahsisi, tarımsal hibe destekleri, eğitim hakları ve aylık temel gelir yardımları sağlandı. Kurulan özel mahkemelerde silahlı mücadeleye katılmış olanlara hapis cezası yerine kamusal hizmet cezası verildi. Aradan geçen sürede FARC’ın çekildiği topraklarda önce FARC muhalifleri, ardından Marksist ELN örgütleri kısmen denetim sağladı. Aradan geçen 10 yıla rağmen Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro’nun “Topyekûn Barış Politikası” ve müzakereler halen devam ediyor...

Gelelim, IRA ve Kuzey İrlanda meselesine. Hayırlı Cuma Anlaşması’nın ardından yaşananları çok az biliyoruz. Mesela Katoliklere yönelik ayrımcılıkla suçlanan mevcut polis teşkilatı lağvedilerek yerine Katolik-Protestan eşitliğine dayalı yeni bir polis gücü kuruldu. Türkiye’nin hiç böyle dertleri olmadı. Anlaşma sonucunda Katolik azınlık, Protestan çoğunlukla eşit yönetim hakkı kazandı. Türkiye’de herkes eşit yurttaş, kimse etnik kökeninden dolayı işsizlik ya da yoksulluk yaşamadı. Cinayet dahil işlediği suçlara bakılmaksızın cezaevlerinde tutulan yüzlerce IRA üyesi anlaşmanın ardından iki yıl içinde erken salıverilme hakkı kazandı.

Tam 4 asır boyunca aynı okula gitmeyen Katolik ve Proteston çocuklar anlaşmadan 28 yıl sonra yine büyük oranda ayrı okullarda okuyorlar. Karma okullardaki öğrenci sayısı halen yüzde 7-8 civarında. Karma evlilik halen yüzde 20’yi bulmadı ama yaklaştı.

Başta Belfast olmak üzere Derry ve Portadown gibi şehirlerde, Katolik ve Protestan mahallelerini ayıran 100’den fazla fiziksel bariyer halen duruyor. Mahalleleri birbirinden ayıran kapılar geceleri hâlâ polis tarafından kilitleniyor.

İspanya’da iki ayrılıkçı hareket vardı. Birisi Bask bölgesinin bağımsızlığı için terör eylemleri düzenleyen ETA; diğeri Katalonya’nın bağımsızlığı için mücadele eden Terra Lliure. Her iki örgüt de kendilerini feshettiler, 1978’de kurulan Terra Lliure, 1995’te, 1959’da kurulan ETA, 2018’de silah bıraktılar. Bugün gelinen noktayı yazayım, Bask bölgesinde ayrı bir devleti savunanların oranı sadece yüzde 19, Katalonya’da da yüzde 37 seviyelerine geriledi. İspanya Başbakanı Sanchez’in çıkardığı genel af, 1932’den beri zaten özerk olan eyaletteki ayrılıkçılık ateşini söndürdü.

Türkiye pratiği bunların tamamından ayrılan bir pratik.

MİT’in süreci götürmedeki en büyük gücü sokaktaki Türk-Kürt birlikteliği oldu.

Bizim okullarımız ayrı değil, hastanelerimiz, kamu hizmetlerimiz, yuvalarımız da...

Duygu sömürüsü değil bu, IRA’ya karşı Kuzey İrlanda’da silahlı iki ayrı terör örgütü kuruldu, Ulster Gönüllü Kuvvetleri, 1966’da kuruldu ve çatışma dönemi boyunca 500’den fazla insanı öldürdü. Ulster Savunma Derneği, 1971’de kuruldu, siviller dahil olmak üzere Katoliklere yönelik tüm saldırıların çatı örgütü oldu.

İspanya’daki GAL Grupları Fransa ve İspanya’da ETA üyelerine ve şüphelilerine karşı suikastlar düzenledi. 27 kişiyi öldürdü. Türkiye’de teröre terörle karşılık veren bir grup kurulmadı.

Şimdi önümüzde yeni bir süreç var. Devlet, teyit ve tespit mekanizması kuruyor, sürecin sağlıklı işleyişini kontrol edecek, dönenlerin entegrasyon sürecini takip edecek üst düzey kurul dahil mekanizmalarını kuruyor, ilk çıkarılacak yasa dahil sürecin tamamına yasal emniyet supapları konuluyor. Cumhuriyet tarihinin neredeyse yarısında var olan bir örgütün silah bırakması kolay değil ama çok ciddi bir mesafe katedildi. Bu süreci sadece Öcalan’ın durumu üzerinden tartışmak da ülkeye haksızlık. Yine de merak edenler için söyleyeyim, bu yasa çıktığında Öcalan’ın serbest kalması gibi bir durum da söz konusu değil, Kandil’deki terör yöneticilerinin yasalardan faydalanması da.

Şu an en çok ihtiyaç duyulan şey, Terörsüz Türkiye için çıkarılacak çerçeve yasanın tüm partilerin teklifi olarak Meclis’e gelmesi. Bu sayede yasal meşruiyet kadar kamusal meşruiyet de sağlanmış olacaktır. Bölgemizde yeni çok şey olurken, Türkiye’nin bu sorunu çözmesi demek gelecekte yeni fırsatların da doğacağı anlamına geliyor.

Peki ya süreci bozmak isteyen ya da PKK’da uymak istemeyen olursa, bu öncelikle PKK’nın çözmesi gereken bir sorun olur, çözülmezse de Türkiye terörle geçmişte nasıl mücadele ettiyse yine aynı şekilde mücadele eder.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.