Zeynep Dilara Akyürek Milliyet.com.tr – İran’ın zaman zaman çevresindeki Müslüman ülkeleri Şii ya da Sünni diye ikiye ayırıp değerlendirdiği biliniyor. Her ne kadar ‘müzakereye’ dayalı bir iletişimi olsa da İran, Türkiye için de aynı ayrımı yapan bir stratejiye devlet stratejileri arasında yer veren bir devlet.’ Oysa ‘İslam Devleti’ diye isimlendirilmiş bir ülkede Kur’an-ı Kerim’e ters düşecek bir düşünce veya hamle yapılmaması beklenir. İşte tam da burada Şii ve Sünni ayrımı, zinciri koparan halka olarak karşımıza çıkıyor. Ancak ne olursa olsun İslam tüm mensuplarının kardeşlik ve barış içinde yaşamasını emreden, birbirini ayrıştırmak yerine birleştirmeyi hedefleyen bir din. Prof. Dr. Özcan Güngör İran’ın İslam’ın birleştirici yanına nasıl baktığına ilişkin, “İslam kardeşliği çok kıymetli bir idealdir ama bu idealin romantik sloganlara indirgenmesi büyük hayal kırıklıkları üretir. Devletlerin çıkar politikalarıyla halkların dini kardeşliğini aynı şey sanmak büyük hata olur. İran devleti zaman zaman mezhebi jeopolitik bir enstrüman olarak kullanabiliyor” diyordu. Ancak Türkiye son savaşta bile bu bakış açısına karşı daha kucaklayıcı bir üslup kullanmayı seçmiş, hava sahasına giren füzelerle ilgili İran’ın bir kastı olmadığını düşündüğünü açıklamıştı. Türkiye, muhatabının ayrıştırıcı bir tarafı olmasına rağmen kapsayıcı bir tavırla hareket ediyor ve Şii ya da Sünni diye ayırmaksızın ‘İslam kardeşliğini’ vurguluyordu. Peki İran ve Türk devletleri arasındaki bu ılımlı ama mesafeli müzakere ve bölgesel dostluk Osmanlı döneminden bugüne ve bugünden geleceğe nasıl şekilleniyor? İran için Türkiye gerçekten ‘düşman’ mı? Kur’an’da ise tüm bunların cevaplarını saklayan bir sure… Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özcan Güngör, İran’ı ve geçmiş politikalarını, Şii’lik ve devlet politikasının geleceğini Milliyet.com.tr’ye anlattı.