Bu süreçte Caracas yönetimi, ABD’ye karşı Rusya, Çin ve İran ile yakın ilişkiler kurarak ayakta kalmaya çalıştı. Ancak bu yeni ittifaklar ülkeyi gerçek anlamda bağımsızlaştırmak yerine farklı bir blok bağımlılığına sürükledi. ABD’nin yaptırımlar ve muhalefet lideri Juan Guaidó üzerinden yürüttüğü baskılar sonuçsuz kalırken, Venezuela yönetimi suç örgütleri, uyuşturucu trafiği ve dış desteklerle varlığını sürdürdü. Zengin petrol rezervlerine rağmen ülke, küresel ideolojik kutuplaşmanın arenasına dönüşürken halk açlık, yoksulluk ve göçle karşı karşıya kaldı. Bolivarcı devrim ise bağımsızlık ve refah yerine derin bir kriz tablosu ortaya koydu.
Amerikan basını yazdı! ABD savaşa giriyor: Venezuela açıklarına 10 adet F-35
Petrol zengini Venezuela’yı ABD mi yoksa yanlış yönetim mi yoksullaştırdı? Büyük uyuşturucu kartellerinin olduğu ülkede, yaptırımlarla fakirleşen halk suça mı sürüklendi, yoksa ülke yönetimi bu kartellere sessiz mi kaldı?ABD karşısında birbirine kenetlenen Venezuela ve İran için asıl mesele, halkın refahı mı, ideolojinin bekası mı yoksa elitlerin iktidarlarının bekası mı?
