Zeynep Dilara Akyürek Milliyet.com.tr – Yeni yılın ilk günlerinde suların durulmadığı ABD Başkanı Donald Trump ve Venezuela’da Nicolas Maduro’nun açıklamalarıyla anlaşılmıştı. Birkaç gün önce tüm dünyada ümitle karşılanan yıl, Maduro için bundan uzakta kalıyordu. Çünkü henüz 3’üncü gün, ABD’nin kaçırdığı Venezuelalı liderin kamuoyuna yansıyan görüntüleri, hiçbir ülke için olumlu etki yaratmayacak cinstendi. Üstelik Trump, Venezuela’yı da artık kendilerinin yöneteceğinden bahsediyordu. 3 Ocak günü ABD’nin başlattığı operasyon, önce Caracas’ın bombalanmasıyla dünya gündemine damgasını vurmuştu. Saatler sonra alınan bilgiler ise ‘Maduro’nun ABD’nin elinde olduğu’ kaydediliyordu. Tüm olaylar başlamadan yalnızca 12 saat önce Çin heyetiyle görüşen Maduro’nun kaçırılmasının ardından da ilk açıklamalar Çin ve Rusya’dan gelmişti. Venezuela’da yaşananlar uyuşturucu ya da ‘suç’ kaynaklı olmayabilir miydi? Dünyanın gözü kulağı ABD’nin güneyindeydi. Ancak pek çok kaynak yaşananların akıllara gelen soruları açıkladığına dikkat çekiyordu. Yani belki de cevap sorudaydı… Operasyondan saatler önce Venezuela Devlet Başkanı, limana ilk kara saldırısını gerçekleştirilmesinden hemen sonra Iraktakine benzer bir sonsuz savaş uyarısında bulunmuştu. Bu ne demekti? Maduro’nun kaçırılmasıyla alevnen ve Venezuela yönetiminde ABD’nin de söz sahibi olacağını söylemesi Trump için kısa vadeli bir zafer miydi? Yaşananları perde arkası ve tüm detaylarıyla, İstanbul Aydın Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tarık Oğuzlu ve Hacettepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şebnem Udum, Milliyet.com.tr’ye anlattı.