Netanyahu tabii ki İran diye bir tehdidin ortadan kalkmasını istiyor tamamıyla hem bugün için hem gelecek için. Tehdidi ne olarak tanımlıyordu, İran’ın sahip olduğu yetenekler olarak tanımlıyordu. Şimdi yeteneklerin de ötesine geçip rejimin kendisi olarak tanımlıyor. Rejim değişikliği hedefi var. Savaş, bizim olmasın diye uğraştığımız husustu. Bunun mücadelesini verdik. Yaratıcı çözümler de sunduk açıkçası. Hatta savaşın başlangıcını geciktirmiş de olduk. Aslında savaş daha erken başlayacaktı, biz biraz daha geciktirmiş olduk bu çabalarla. Belki bir neticeye ulaşabilirdi ama eski yönteme dönmeyi tercih ettiler. Yine müzakerenin ortasında bu savaş başladı. İranlılar, müzakerenin ortasında savaş başlaması meselesini bir şekilde aslında diplomasinin ihanete uğraması olarak da nitelendiriyorlar. Bundan sonra ne olacağına ciddi şekilde bakmak lazım. Tabii burada saldıran güçlerin niyetine bakmak gerekir. Bence, İsrail ve ABD, İranı ilerisi için de tehdit oluşturacak bir İran olmaktan çıkartmak isteyeceklerdir. Şimdi İran da maliyet üretmek için çaba harcıyor. O da Körfez’deki enerji hedeflerini bombalayarak şu anda maliyet üretiyor. Açıkçası bu maliyet ne kadar daha devam eder, ne olur ona bakacağız. Ama İranın beklediği cevap gelmeyecek gibi... İran hani buraları bombalayarak bunlar da Amerikaya baskı yapsınlar, savaşı durdursunlar falan diyecek ama o olmayacak gibi. İranın elinde, bilmiyorum ne kadar kaldı… Ancak İran, füze ve dronlar ile İsraili gerçekten rahatsız edebilir, bunları ciddi bir şekilde kullanırsa.
Şimdi bölgede birinci savaşta da buna benzer bir kıpırdanmanın emaresini görmüştük. Şimdi bir kımıldama olur mu olmaz mı, bunu yakından takip ediyoruz. Yani farklı çizgideki Kürt grupların bir araya gelerek bir ittifak kurduklarını, ortak açıklamalar yaptıklarını da görüyoruz. Bunları tabii ki yakından takip ediyoruz. Bunlar rejimle ne kadar savaşacaklar, bulundukları yerdeki diğer etnisitelerle ne kadar savaşacaklar, ne olacak, neyi hedefliyorlar, nereden ne çıkar, hepsini takip ediyoruz, analiz ediyoruz. PKK, özellikle bulundukları ülkelerdeki zayıflıklardan, bölünmüşlerden istifade eden bir yapı bütün terör örgütleri gibi. Terörsüz Türkiyeyle alakalı özellikle şu anda Meclis’te devam eden bir süreç var, Komisyon raporunu tamamladı. Bundan sonra artık siyasi partilerin kendi aralarındaki uzlaşmaları, fikirleri, uyumları… Ne türden kararlar alacaklar?.. Artık o şekilde bir tartışma zemini olacak. Ama bizim gördüğümüz, tabii Terörsüz Türkiye’nin olması için terörsüz bölgenin olması gerekiyor, bunu hep teknik dili biraz düzeltmek için kullanmak zorunda kalıyoruz. Terörsüz bölge meselesi biraz Suriyeyi, Irakı, İranı ilgilendiren bir husus. Buralardaki denklemde örgüt kendiliğinden irade koymadığı sürece, Terörsüz Türkiyede belli adımları atmak mümkün olmuyor. Yakından takip ediyoruz. İçerideki siyasal süreç ayrı bir konu. Onu ben dediğim gibi, şu anda siyasi partiler raporu aldılar. Bakıyorlar, kendileri de herhalde bir karar verecekler. Yeni dönemde göreceğiz bakalım.
